Removers türkçesi Removers nedir

Removers ingilizcede ne demek, Removers nerede nasıl kullanılır?

Dye remover : Boya çıkarıcı.

Furniture remover : Evden eve nakliye şirketi.

Hair remover : Kılları döken ilaç.

Nail polish remover : Oje çıkarıcı.

Paint remover : Boya çıkarıcı. Boya sökücü.

Remover : Ev taşıyıcı. Leke çıkarıcı. Sökücü. Giderici. Nakliyeci. Çıkarıcı (leke sökücü gibi). Ev eşyası nakliyecisi. Silici. Temizleyici. Çıkarıcı.

Spot remover : Leke çıkarıcı.

Suture clip remover : Agraf çıkarma pensi. Agraf çıkarmada kullanılan pens.

Rust remover : Pas çıkarıcı. Pas temizleyici. Pas sökücü. Pas giderici.

Stain remover : Kir çıkaran. Leke çıkarıcı madde. Leke çıkarıcısı. Sadece su kullanılarak çıkmayacak lekeleri çıkaran özel bir kimyasal madde. Leke sökücü. Leke giderici. Leke çözücü. Leke çıkarıcı. Kir temizleyen.

İngilizce Removers Türkçe anlamı, Removers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Removers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Gut : Misina. (daire vs) içini yakmak veya tahrip etmek. İçini temizlemek. İçini tahrip etmek. Kiriş. Temizlemek. Şerit. Bağırsaklarını çıkarmak. Boğaz. Bağırsak.

Scale : Biyoloji, fizik, kimya, madencilik alanlarında kullanılır. Pul. Ölçü aygıtları, çizim, çizge vb. üzerine düzgün aralıklarla konan imler. Bohr atom kuramına göre çekirdek çevresindeki elektronların durağan konumlarını belirleyen ve k, l, m...'simgeleriyle gösterilen eşözekli yuvarlar. 2— bir metalin yenimi sırasında yüzeyinde oluşan kalın, görünebilen katman. bir ısı değiştiricinin gövdesi. Barem. Orantılı olmak. Balık pulu. Ayarlamak. Cetvel. Hesaplamak.

 

Discharge : Tahliye etme. Bir akarsuyun, belli bir noktadan zaman biriminde geçirdiği su. Ödeme. Biriktirilmiş erkenin dizgeden dışarıya kaçışı. Boşaltmak. Taburcu olma. Tahliye. Yerine getirmek. Aklama alacaklının alacak hakkından vazgeçmesi sonucu borçlunun borcundan kurtulması. tır karnesi himayesindeki eşyanın varış gümrüğüne gelmesi ve gümrük denetimindeki bir yere boşaltılmasıyla ilgili işlemler. Görevden almak.

Pick : Sıyırmak. Kürdan. Gitar penası. Aşırmak. Pena. Tellere vurarak titreştirmek yoluyla gitarı çalmaya yarayan; kemik, plastik ve boynuz benzeri malzemelerden yapılan küçük gereç. Yankesicilik yapmak. Seçme. Burun karıştırma.

Clear away : Kaybolmak. Ortadan kaldırmak. Dağılmak. Kaldırmak. Yok olmak. Sofrayı kaldırmak. Temizlemek. Toparlamak. Toplamak. Kaldırıp götürmek.

Amputate : Organını almak. Kesmek (ağaç, organ). Kesmek (bir uzvu). Kesmek. Kesmek (ağaç veya organ vb). (organ veya ağaç) kesmek. Bir kılganı kesmek. Budamak.

Acquire : Edinmek. Sahip olmak. Sonradan kazanmak. Yakalamak. Kazanmak. Elde etmek. İktisap etmek. Almak. Ele geçirmek.

Take out : Çekip almak. Çıkarmak. Yerinden sökmek. Satın almak (sigorta poliçesini). Dışarıya çıkarmak. Bir yere götürmek. Gezmeye götürmek. Dışarı çıkarmak. Çıkmak. Edinmek.

 

Spoon : Kaşıklamak. Zevzeklik etmek. Vajinal pessari. Aşık. Oynaşmak. Çıkmak. Daha çok koyunlarda prolapsus vajina tedavisinde vajinanın yeniden prolabe olmasını engellemek amacıyla vajina içine geçici olarak yerleştirilen lastik veya diğer maddelerden yapılmış araç. Kaşıkla almak. Flört etmek.

Empty : Boşaltmak. Boş. Önemsiz. Yoksun. Anlamsız. Boşuna. Saçma. İçini çıkarmak. İçini boşaltmak.

Removers synonyms : de iodinate, suck out, decoke, ream, chip away at, de ionate, decarburise, hypophysectomize, offsaddle, detusk, hypophysectomise, forwarding agent, unstring, ladle, shake off, disinvest, wash away, decarburize, brush, conveyor, defang, bear away, crumb, string, pull off, burl, cream, access, take away, exenterate, decorticate, scoop out, regain.

Removers zıt anlamlı kelimeler, Removers kelime anlamı

String : Düzenlemek. Kılçıklarını ayıklamak. Sicim. Bağlamak. İpe dizmek. Damgalar ya da fiziksel öğeler gibi nesnelerin doğrusal bir dizisi. Yutturmak. Bilgisayar, bilişim, gitar alanlarında kullanılır. Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı direnç gösteren, çalgılarda ses vermesi için kullanılan nesne. Kandırmak.

Saddle : Telli çalgılarda telin gövdeyle temasını sağlamak amacıyla köprü üzerine yerleştirilen ve çalgının türüne bağlı olarak her tel için ayrı ayrı veya tüm teller için tek parça olabilen bileşen. Sele. Eyer vurmak. Sırtına yüklemek. Yastık. Eyer. Semer. Kaltak (eyer). Yatak kovanı.

Calcify : Kalkerleşmek. Kireçlenmek (zemin veya boru). Kalkerleştirmek. Kireçlenmek. Kireçleşmek. Kireçlendirmek. Kireç haline getirmek. Kireçleştirmek.

Removers antonyms : ionate, iodinate, kern, dock, charge, fuse, burden, lodge, pack, muzzle, bridle.