Residua türkçesi Residua nedir

Residua ingilizcede ne demek, Residua nerede nasıl kullanılır?

Residual : Çökelti. Tortu şeklindeki. Kalıcı. Kalıntı. Alacak ve borç arasındaki fark, kalan, artık. Bakiye. Artan. Tortu. Artık.

Residual air : Artık hacim. Rezidüel hava.

Residual body : Lizozom içindeki sindirilememiş madde. içerisinde sindirilmemiş materyal içeren ikincil lizozom. Rezidüel cisimcik.

Residual carrier : Taşıyıcının kalıntısı.

Residual clay : Artan kil. Yerinde oluşmuş kil. Rezidüel kil.

Residual lake : Kalıntı göl. Dördüncü çağda, daha yağışlı ve serin iklim koşulları altında oluşmuş geniş içdeniz ya da göllerin bugünkü koşullar içinde kalabilmiş küçük parçası.

Residual ionization : Artık iyonlaşma. Artık üşerleşim. Kapalı bir yerdeki havanın ya da başka bir uçunun evren ışınlarından kaynaklandığı sanılan üşerleşim durumu.

Residual error ratio : Kalan hata oranı. Artık hata oranı.

Residual ore deposit : Kalıntı maden yatağı. Ayrışım ya da yıkanma süresinde, kayaçlardan kimi bileşiklerin kaldırılması sonucunda, değerli cevherin derişmesi ile oluşmuş maden yatağı.

Residual current : Rezidüel akım. Kaçak akım. Artık akım. Gel-git bileşenleri sonrası akıntı.

 

İngilizce Residua Türkçe anlamı, Residua eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Residua ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Residues : Vasiyetin paylaşımından sonra kalan parça. Artık. Kalıntı.

Leftover : Artık yemek. Artık. Artakalan. Artan. Yemek artığı.

Debris : Çöküntü. İnşaat artığı. Dağ eteklerinde köşeli taşlar ve daha ince öğeli özdeklerin karışımından oluşan yığıntılar. Atıklar. Kırıntı. Birikinti. Çer çöp. Enkaz. Moloz.

Eruption : Püskürme (yanardağ). Fışkırma. Erüpsiyon. Patlak verme. Kabarma. İndifa. Kızamık vb dökme. İsilik. Coğrafya, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Yerin iç kesiminden gelen katı, sıvı ve gaz durumdaki kızgın özdeklerin bir yanardağ ağzından yeryüzüne çıkması.

Remainder : Ünvanın varisi olma hakkı. Miras kalan şey. Kalıntı. Geri. Artık. Artan. Satılmayıp elde kalan kitap.

Dregs of society : Avam. Ayaktakımı. Sıradan halk. Halk tabakası.

Detritus : Kırıntı malzemeler. Dış etkilerle ufalanmış, parçalanmış, moloz durumundaki kayaç ve canlı kalıntıları. Hayvan ve bitkilerin bozunması ile oluşan organik enkaz. Akvaryum tabanına toplanan artıklar. Kaya döküntüsü. Seri. Aşınma döküntüsü. Kum ve taş parçası.

Down at heel : Hırpani. Bakımsız. Köhne. Pejmürde. Perişan görünüşlü. Harap görünüşlü. Parasızlık yüzünden eski püskü giyecekler giyinmiş. Harap. Kılıksız.

Populate : Yerleştirmek. Yaşamak. Nüfusunu artırmak. Belirli bir yerde yerleşmek. Şeneltmek. Oturmak. İnsan yerleştirmek. Bayındırlaştırmak. İskan etmek (bir yeri). Yerleşim bölgesi haline getirmek.

 

Residua synonyms : left behind, castoffs, precipitin, overplus, residuum, remnant, remanent, dreg, down at the heel, domicile, residuums, dwell, remaindering, comber waste, dilapidated, feculence, deposits, sediments, precipitate, fecula, residuals, remainders, bottoms, foots, shack, residual, fallout, effects, residue, crusts, arrear, remaining, balances.

Residua zıt anlamlı kelimeler, Residua kelime anlamı

Nonpayment : Adem-i tediye. Bir borcu ödememe. Ödememe. Ödeme yapmama. Ödemesiz. Tediye etmeme. Ademi tediye.