Leftover türkçesi Leftover nedir
Leftover ile ilgili cümleler
English: Ali asked Mary to warm up some leftovers.
Turkish: Ali Mary'den bazı artan yemekleri ısıtmasını rica etti.
English: I think I have some leftover pizza in the fridge.
Turkish: Sanırım fırında biraz artık pizzam var.
English: Ali heated up some leftovers for dinner.
Turkish: Ali akşam yemeği için bazı artan yemekleri ısıttı.
English: Ali ate leftovers for dinner.
Turkish: Ali akşam yemeği için yemek artıklarını yedi.
English: Ali didn't know what to do with the leftover food.
Turkish: Ali artık yemeği ne yapacağını bilmiyordu.
Leftover ingilizcede ne demek, Leftover nerede nasıl kullanılır?
Leftovers : Yemek artığı. Kalanlar. Artık. Yemek artıkları. Artık yemek. Artanlar. Artıklar. Artan yemekler.
Left a deep scar on him : Onda derin iz bıraktı. Onu derinden yaraladı (duygusal anlamda).
Left a module : Sol a-modül.
Left a scar on him : Onu derinden yaraladı (duygusal anlamda). Onda derin iz bıraktı.
Left a tip : Yapılan hizmet karşılığında küçük armağan bıraktı. Bahşiş bıraktı.
Left aligned : Sola hizalanmış. Sola hizalı. Soldan hizalı. Sola yaslanmış.
Left angle bracket : Sol açılı ayraç.
Left a void behind him : Gittikten sonra herkesin boşluk hissetmesine neden oldu. Arkasında doldurulması zor bir boşluk bıraktı. O gittikten sonra yerinin doldurulması zor oldu.
Left angle : Sol açı.
Left adjust : Sola yanaştırmak. Soldan ayarlamak. Sola hizalamak. Sola yaslamak.
İngilizce Leftover Türkçe anlamı, Leftover eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Leftover ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Odd : Tuhaf. Tek sayı. Ara sıra olabilen. Acayip. Teki olmayan. Tek. Yabansı. Garip. Tek tük.
Enhanced : Yükseltilmiş. Pekiştirilmiş. Şiddetlendirilmiş. Yükselen. Arttırılmış. Artmış. Artırılmış. Değeri yükseltilmiş.
Remaining : Bakiye. Kalma. Arta kalan. Baki. Kalıcı. Kaldı. Öteki. Kalık.
Balance : Dengeli olmak. Denk gelmek. Bir malın niceliğine ve ederine göre satış değeri bulunmak üzere ağırlık birimleriyle malın karşılıklı dengesini sağlayan araç. Tikel ya da tam denge koşulu. En olağandışı durumda bile gövdeyi dengede tutma sanatı. çeşitli denge noktaları vardır: eller, baş, omuzlar, dirsekler, dişler gibi. Son kalıntı. Kütle ya da ağırlık ölçümü için hazırlanmış özel düzenek. Göz önünde bulundurmak. Dengede durmak. Denk olmak.
Dross : Dışık. Posa. Süprüntü. Değersiz şey. Metal yüzünde oluşan cüruf. Maden posası. Kül curuf. Değersiz şeyler. Cüruf.
Unexpended : Tüketilmemiş. Kullanılmamış. Harcanmamış.
Increasing : Giderek artan. Artırma. Yükseltme. Artırıcı. Artağan. Çoğalan. Artış.
Dreg : Süprüntü. Posa. Telve. Tortu. Döküntü.
Slops : Pissu. Sulu yemek. Bulaşık suyu. Ucuz hazır elbise. Ucuz elbise. Pis su.
Leftovers : Artıklar. Yemek artıkları. Artan yemekler. Artanlar. Kalanlar.
Leftover synonyms : unexhausted, left over, effluent, oddest, odder, oddment, overplus, left overs, residuary, escalatory, rest, any longer, left, from now on, left behind, ever after, fag end, augmenting, growing, leaving, residuals, ascending, remainders, at that, dregs, balances, increscent, arrears, incremental, remanent, residuum, residues, accumulative.
Leftover zıt anlamlı kelimeler, Leftover kelime anlamı
Exhausted : İflahı kesilmiş. Yorgun. Takatsiz. Harap. Ölgün. Dingin. Bitkin. Bitik. Çok yorgun. Komalık.

Bu kısımda Leftover kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Leftover ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Leftover anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Leftover ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.