Right of stoppage türkçesi Right of stoppage nedir

  • Bir rehin sözleşmesi olmaksızın alacaklıya, borçluya ait elinde bulunan mal veya değerli kağıtları alıkoyma ve satma yetkisi veren hak. borçlu hapis hakkı gerçekleşen mal ya da değerli kağıtlarını başka bir güvence göstererek alacaklıdan geri alabilir.
  • Stopaj hakkı.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Hapis hakkı.
  • Alıkoyma hakkı.

Right of stoppage ingilizcede ne demek, Right of stoppage nerede nasıl kullanılır?

Right : Haklı çıkarmak. Düzgün. Tam olarak. Haklı. Tam. Çeki düzen vermek. Dosdoğru. Doğrulmak. Sağda. Doğru.

Of : Yüzünden. Nin. Karşı. Li. In. Den. -den. -den övünerek bahsetmek. -nın. -in.

Stoppage : Kesinti (grev yüzünden meydana gelen). Ücret, faiz, kira ve serbest meslek gelirlerinden alınacak verginin, gelirin oluşması sırasında üçüncü kişi tarafından kesilmesine dayanan vergi toplama yöntemi. Peklik. İşi durdurma. Stopaj. Tıkanıklık. Kabız. Durgu. Tıkama.

Right of action : Dava hakkı.

Right of anteriority : Öndenlik hakkı. Herhangi bir markanın, daha eski tarihten başlayarak kullanılmasıyla doğan hak.

Right of asylum : Melce hakkı. İltica hakkı. Sığınma hakkı.

Right of defence : Savunma hakkı. Müdafaa hakkı.

Right of distraint : Haciz hakkı.

Right of audience : Konuşma hakkı (mahkemede). Söz hakkı (mahkemede). Savunma hakkı.

 

Right of assembly : İçtima hakkı. Toplantı hakkı. Toplanma hakkı. Toplantı yapma hakkı.

İngilizce Right of stoppage Türkçe anlamı, Right of stoppage eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Right of stoppage ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A shift in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Right of retention : Muhafaza hakkı. Koruma hakkı. Elde tutma hakkı.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

Lien : Haciz. Rüçhanlı takip hakkı. Geçici haciz. Rehin hakkı. İpotek. Matlup. Alacak.

 

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Right of stoppage synonyms : ability rent, a shift in individual demand, a shift in demand, a type mutual funds, ability to pay principle, abnormal budget expenditures, abnormal budget receipts, abolition of forced labour convention.