Roared türkçesi Roared nedir

Roared ile ilgili cümleler

English: The lions roared in their cages.
Turkish: Aslanlar kafeslerinde kükredi.

English: The lion opened its huge mouth and roared.
Turkish: Aslan kocaman ağzını açtı ve kükredi.

English: The train roared through the tunnel.
Turkish: Tren tünelden uğuldadı.

English: The audience roared with laughter.
Turkish: İzleyici kahkaha ile güldü.

English: We roared with laughter.
Turkish: Kahkaha ile güldük.

Roared ingilizcede ne demek, Roared nerede nasıl kullanılır?

Roarer : Kükreyen kimse veya şey. Haykıran bağırıp çağıran kimse.

Roarers : Kükreyen kimse veya şey. Haykıran bağırıp çağıran kimse.

Bull roarer : Vınıltılı tahta. Özellikle avustralya yerlileri tarafından dinsel ve büyüsel amaçlarla kullanılan; delikli ucuna takılı ipten tutup hızla çevrildiğinde vınıltılı ses çıkaran uzun, düz tahta.

Roar in : Kısmi gırtlak felci. Tıslak.

Flame roar : Alev gürlemesi. Sıvı yakıt kullanılan kazanlarda, alevin gürültülü yanma hali.

Roaringly : Gümbürdeyerek. Kükreyerek. Yüksek ve güçlü kükreme sesi çıkararak. Gürültülü bir şekilde. Vahşi bir şekilde. Taşkın ve şamatacı bir şekilde. Gürleyerek.

 

Roaring business : Çok karlı iş.

The roaring forties : Vahşi 1940'lar. Ekvatorun 40 derece ile 50 derece arasındaki kuzey ve güney enlemlerinde şiddetli rüzgarların görüldüğü bölgeler. Kükreyen kırklar.

Roaring : Uğuldayan. Gürleyiş. Uğuldama. Larenks felci. Kükreyen. Kişneme. Hararetli. Çok büyük. Gümbürtü. Uğultu.

Do a roaring trade : Büyük kar sağlamak.

İngilizce Roared Türkçe anlamı, Roared eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Roared ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Acclaims : Tezahüratla ilan etmek. Alkışlarla ilan etmek. Açık oyalamada lehte oy verme. Övmek. Alkışlamak. Övme. Bağırarak bir şeyi ilan etmek. Alkışlarla karşılamak. Beğeni. İlan etmek (alkışlarla).

Buzzes : Çınlamak. Telefon etmek. Konuşmak. Fısıldamak. Ayrılmak. Telefon ederek çağırmak. Sinyal ile çağırmak. Vızıldamak. Alçaktan uçmak (uçak).

Crossing : Kesişme. Geçit. Kesit. Kavşak. Yaya geçidi. Kesme. Yol kesişmesi. Üzerinden geçme. Geçişme. Geçiş.

Line : Satır. Kırıştırmak. Çizmek. Tarayıcı elektron demetinin yatay tarama sırasında soldan sağa bir gidişinde oluşturduğu çizgi. Tenis, futbol, bilgisayar, bilişim, masa tenisi, sinema, televizyon, voleybol alanlarında kullanılır. Oyun alanının sınırlarını belirten boyalı şerit. Astarlamak. Sıralamak. Çizgi çizmek. Astar kaplamak.

Board of directors : Müdürler kurulu. Ortaklar kurulu. Yönetim kurulu idare heyeti. İdare heyeti. Yönetim kurulu başkanlığı. İdare meclisi. Yaygın ortaklıklarla kooperatiflerde paydaşlarca ortaklığın yönetim işlerinde görevlendirilen üyeler kurulu. bir ortaklık ya da işletmenin yönetim işlerini uygulama amacıyla atanan ya da seçilen belirli kişilerden kurulu topluluk. Yönetim kurulu. Umumi heyet.

 

Bawled : Avazı çıktığı kadar bağırmak (argo terim). Haşlamak. Bas bas bağırmak. Yüksek sesle ağlamak. Haykırış. Zırlamak. Feryat etme. Avazı çıktığı kadar bağırmak.

Crosscut : Başkesit. Suyuna dik. Kroskat. Suyuna dik kesme. Enine. Enine kesiş. Enine kesilmiş. Enine kesmek. Enine kesen. Enine kesit.

Fulminated : Patlamak. Patlatmak. Verip veriştirmek. Yasaklama getirmek. Patlayıcı madde. İnfilak etmek. Parlamak. Ateş püskürmek. Gürleme.

Appeals board : Temyiz edilmiş davalara bakan kurul. Temyiz kurulu. Temyiz kabul eden kurul.

Roared synonyms : railway line, roundabout way, federal reserve board, post road, appeal board, board of selectmen, board of appeals, cartroad, governing board, cart track, zoning board, skid road, planning board, rail line, blare out, crossway, rotary, bellow, howl, bawl, caterwauled, paving, roar, roars, bombinate, gabbled, circle, dinned, bypath, causeway, turnoff, pavement, turnout.

Roared zıt anlamlı kelimeler, Roared kelime anlamı

Empty : Yoksun. Boşaltmak. Önemsiz. İçeriksiz. Aç. Boş. Akıtmak. Boşalmak. Dökmek. Saçma.

Whisper : Hışırdamak. Fısıldaşmak. Fısıltı ile konuşmak. Dedikodu. Kulağına söylemek. Dedikodu yapmak. Fısıltı. Fıs fıs konuşmak. İma. Fısıldamak.