Rocks türkçesi Rocks nedir

  • Kayaç.
  • Krek kokain.
  • Taşaklar.
  • Bir ya da birkaç mineralin topluluğu olup, doğada büyük yerler tutan, yerkabuğunun yapı gereci.
  • Jeoloji alanında kullanılır.
  • Kayalar.
  • Elmaslar.

Rocks ile ilgili cümleler

English: Did Ali really throw rocks at you?
Turkish: Ali gerçekten sana taşlar attı mı?

English: Ali threw rocks at Mary's window in the middle of the night to get her attention, but he ended up breaking her window instead and Mary's father called the cops.
Turkish: Ali onun dikkatini çekmek için gecenin ortasında Mary'nin penceresine taşlar attı fakat bunun yerine onun camını kırarak sonuçlandı ve Mary'nin babası polisi aradı.

English: Ali watched Mary throwing rocks into the water.
Turkish: Ali Mary'nin taşları suya atışını izledi.

English: Ali shouldn't have thrown rocks at those cats.
Turkish: Ali şu kedilere taşlar atmamalıydı.

English: Don't throw rocks into the river.
Turkish: Kayaları nehre fırlatmayın.

Rocks ingilizcede ne demek, Rocks nerede nasıl kullanılır?

Has rocks in his head : Hızlı anlayamıyor. Kalın kafalı. Aptal.

See rocks ahead : Yaklaşan bir krizi hissetmek.

Abyssal rocks : Abisal kayaçlar. Abisal kayaç.

Acidic rocks : Asitli kayalar.

Alkali rocks : Öteki bileşenlere oranla, alkalilerin çokluğu gibi ayırt edici bir özellik gösteren ve genel olarak sodyumlu piroksen, sodyumlu amfibol ya da feldspatsıları kapsayan magmatik kayaçlar. Alkali kayaç. Alkali kayaçlar.

 

Archaic rocks : İlkel kayaç.

Chalk rocks : Tebeşir kayası. Doğal tebeşir.

Eruptive rocks : Erüptif kayaç. Püskürük kayaçlar. Yanardağların ağzından yeryüzüne püskürtülen lav, kül vb. kızgın özdeklerin alçak yerlere yığılıp az çok hızla soğumaları sonunda oluşan kayaçlar. Püskürük kayaç.

Falling rocks : Gevşek şev.

Bituminous rocks : Bitümlü kayalar. Yersakızlı kayaçlar.

İngilizce Rocks Türkçe anlamı, Rocks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rocks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Crystal : Kesme cam. Atom ve molekülleri, nitelik ve niceliklerine göre aralarındaki açı ve uzaklıklar belirli, erkeleri ise en düşük düzeyde tutularak özgün biçimlerde düzenlenmiş katı nesne. İriölçekte, düzgün geometrik biçimlerle büyüyüp belirli düzlemler boyunca kırılan, ufakölçekte ise düzgün bir özdecik dizilimi gösteren katı yapı. Kırılca. Şeffaf. Buzsul. Berrak. Kristal eşya. Basınç elektriğine dayanarak çalışan çeşitli aygıtların genel adı. Örüt.

Intrusion : Zorla içeri girme. Davetsiz gelme. Fuzuli işgal etme. Fuzuli işgal. Sokulma. Magmanın, yarık ve çatlaklardan komşu kayaçların içine sokul. Tecavüz. İzinsiz ve davetsiz girme. İntrüzyon.

Chondrite : İnce kristalli bir hamur içinde camsı ya da ışınsal kristalleşmiş, küçük yuvarcıklı bir göktaşı (meteorit). Çakıllı göktaşı. Kumlu göktaşı. Kondrit. Uzay, jeoloji alanlarında kullanılır. Göktaşı türü. Silikattı göktaşı. Küresel tanecikli taşımsı göktaşı.

 

Pebble : Çakıl dökmek. Çakıl. Coğrafya, jeoloji alanlarında kullanılır. Çakıl taşıyla döşemek. Çakıl taşı. Çay taşı. Ufak yuvarlak çakıl. İnce çakıl. Necef taşı. Boyu 4 mm. ile 64 mm. arasında olan yuvarlak taş.

Roch : Yerkabuğunu, katmanlar ya da yığınlar durumunda oluşturan, ayrımlı bileşim ve oluşumdaki katı özdeklerin tümüne verilen genel ad.

Achondrite : Taşımsı göktaşlarının bir türü olup, içinde küresel tanecikler yoktur. Kumsuz göktaşı.

Aggregats : Topluluk. Başlangıçta birbirinden ayrı minerallerin, herhangi bir nedenle bir araya gelerek birlikte büyüyüşler gösteren bir topluluk durumuna gelmeleri.

Adjacent rock : İçine magma ya da madde sokulmuş yan yana bulunan kayaç. Yantaş.

Agricultural geology : Tarım ve toprak konularıyle uğraşan yerbilim dalı. Tarımsal jeoloji. Tarım yerbilimi.

Rock : Zorlaştırmak. Kayalık. Şaşırtmak. Şok etmek. Sallayarak uyutmak. Sallanmak. Bir tür şekerleme. Sarsmak.

Rocks synonyms : clastic rock, wall rock, move back and forth, natural object, rock outcrop, roll, outcropping, petrifaction, sway, cookies, concretion, swag, crystallization, abrasive power, calculus, absolute chronology, acrozone, balls, bowlder, ballocks, totter, after shock, schists, advance of aglacier, alcalic fumarole, shake, testicles, stone, testes, butter, sill, algonkian, stepping stone.

Rocks zıt anlamlı kelimeler, Rocks kelime anlamı

Artifact : İlk insanların yaptığı sanat eseri. Özellikle ilk insanların meydana getirdiği sanat eseri. Yapay olgu. İnsan eliyle yapılan şey. İnsan eliyle yapılmış şey. Elişi. Yapı. İnsan yapımı. Eser.

Smooth : Tatlı. Sistirelemek. Yumuşatmak. Mükemmel. Yatıştırmak. Yumuşak. Düzlemek. Kolay. Tesviye etmek. Şık.