Romaines türkçesi Romaines nedir

  • Uzun koyu yeşil yapraklı marul çeşidi.
  • Marul.

Romaines ingilizcede ne demek, Romaines nerede nasıl kullanılır?

Romaine lettuce : Marul. Uzun koyu yeşil yapraklı marul türü.

Romaine : Marul. Uzun koyu yeşil yapraklı marul çeşidi.

Romaic : Yunanca. Halkın konuştuğu rumca. Rumca.

Roman : Roma'ya özgü (eski). Roma'ya ilişkin. Roma (eski). Romalı. Roma mimarisine ait. Katolik kilisesine ait. Romalı (eski). Eski roma'ya ilişkin. Katolik. Roma.

Roman a clef : Gerçek kişi ve olayların kurgu gibi gösterildiği roman türü. Uydurma kişi ve yerlerin kullanıldığı roman. Kişi ver yer adlarının uydurulduğu roman.

Roman nose : Gaga burun. Kemerli burun. Kanca burun. Kemer burun.

Roman numeral : Roma rakamı. Romen rakamı.

Roman letter : Latin harfi.

Roman alphabet : Romen abecesi. Roma alfabesi. Latin alfabesi.

Roman letters : Romen harfleri. Latin harfleri.

İngilizce Romaines Türkçe anlamı, Romaines eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Romaines ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Object : Hedef. İtiraz etmek. Bilgisayar, eğitim, fizik, gramer alanlarında kullanılır. Doğal çevresinden olduğu gibi alınarak incelenmek üzere dersliğe ya da deney odasına getirilen herhangi bir konu. Konu. Madde. Nesne. Cümlede öznenin, dolayısıyla fiili geçişli olan yüklemin etkilediği şahsı veya şeyi gösteren, yalın veya yükleme durumu eki almış kelime: abdullah efendi gecenin sükuneti içinde bu manzarayı doya doya seyretti (a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 52). çiy, garip bir aydınlık onları içinden aydınlatıyor, çok müşahhas ve zalim bir macera sahibi yapıyordu (a. h. tanpınar, göst. e., s. 53). kadının yüzündeki solgunluğu merak etmese idi bunları ona soracaktı (a. h. tanpınar, yaz yağmuru, s. 65). beni başkalarının merhameti, inayeti, yahut keyif ve hevesi idare ediyordu (r. n. güntekin, acımak, s. 49). sermed kendini yeniden dünyaya gelmiş sandı (s. erol, ülker fırtınası, s. 70). eve geldikleri vakit, teyzesi müfid'e bir mektup uzattı (p. safa, şimşek, s. 178). bir cürüm yaptığıma kani değilim. hakarete uğradım ve cevabını verdim siz de benim yerimde olsaydınız aynı şeyi yapardınız (p. safa, biz insanlar, s. 153). minareyi çalan kılıfını hazırlar. dünyayı unutmadık ne demek işte ben o gün orada anladım (k. tahir, esir şehrin insanları, s. 201). oğlum bana hediye göndermiş; sen bu konuda ne düşünüyorsun? dün akşamki toplantıda gençler ilgi çekici sorular sordular vb. || bir cümlenin nesnesini daha belirgin duruma getirmek, nitelendirmek veya pekiştirmek için nesneye, yine nesne durumunda olan açıklayıcı kelimeler eklenebilir: o kızı, o zengin kızı istiyorsun demek (h. z. uşaklıgil, ferdi ve şürekası, s. 107); ben dedim, gölü görmeye gidiyorum, karakurt gölünü (s. faik, bütün eserleriı: semaver, sarnıç: hanımın karısı, s. 180). iki ayaklıların dünyasını arıyor, kendi yaratacağı dünyayı (k. tahir, yol ayrımı, s. 461) vb. nesne türleri için bk. açıklayıcı nesne, belirli nesne, belirsiz nesne. Obje. Razı olmamak.

 

Fossil : Köhne. Çok eski. Taşlaşmak. Kalıntı. Geçmiş yerbilim zamanlarına ilişkin hayvan ve da bitkilerin, yerkabuğu kayaçları içindeki kalıntıları ya da izleri. Taşıllaşmış. Taş ya da kayaların içerisinde rastlanan taşlaşmış, canlı ya da canlı parçalan. taşıl. Fosilleşmek. Fosilleşmiş. Taşlaşmış.

 

Vasodilator : Damar genişleticisi. Kan damarlarını genişletici. Damar genişleten. Kan damarlarının genişlemesine sebep olan maddeler. Kan damarları genişleticisi. Damar genişleten ilaç veya sinir. Vazodilatör. Damar açıcı ilaç. Kan damarlarını genişleten.

Cos lettuce : Büyük yaprakları olan marul çeşidi.

Cos : Bkz.because.

Lettuces : Toplu tecavüzcü mahkumlar. Kıvırcık salata. Göbek. Vajina. Yeşil salata. Salata.

Green headed garden lettuce : Papatyagiller (compositae) familyasından, yeşil yaprakları sebze olarak kullanılan, yuvarlak olanlarına yuvarlak başlı bahçe marulu, aysberg de denilen otsu bitki.

Minoxidil : Minoksidil. Hücre zarı potasyum kanallarını açıp hücre içine potasyum iyonu girişini artırarak arteryollerin düz kaslarını gevşeten fakat venüller üzerinde genişletici etki yapmayan ilaç.

Archeological remains : Arkeolojik kalıntılar. Tarihi yıkıntılar.

Romaines synonyms : vasodilative, physical object, loniten, romaine, romaine lettuce, lettuce.