Rough türkçesi Rough nedir

  • Dik (saç).
  • Yontulmamış.
  • Kulak tırmalayıcı.
  • Gürültücü.
  • Aşağı yukarı.
  • Kaba saba.
  • Kötü.
  • Taslağını yapmak.
  • Güç.
  • Haşin.
  • Taslak.
  • Pürüzlü.
  • İşlenmemiş.
  • Yaklaşık.
  • Kaba dokunmuş.
  • Acımasız.
  • Kötü davranmak.
  • Haksız.
  • Hoyrat.
  • Sert.
  • Kabaca.
  • Çetin.
  • Pütür pütür yapmak.
  • Müstehcen.
  • Kabadayı.
  • Fırtınalı.
  • Terbiye etmek (at).
  • Engebeli.
  • Cilasız.
  • Külhanbeyi.
  • Taslak halinde olan.
  • Engebeli arazi.
  • Ham.
  • Kaba.
  • Açık saçık.
  • Tüylü.
  • İnişli yokuşlu.
  • Zor.
  • Talihsiz.
  • Rahatsız edici.
  • Kabataslak.
  • Rüzgarlı.
  • Nal kayarı takmak.
  • Pürtüklü.
  • Karalama.
  • Katı.
  • Rahatsız bir şekilde.
  • Dalgalı.
  • Taşlık.

Rough ile ilgili cümleler

English: Ali has had a rough time.
Turkish: Ali zor bir dönem geçirdi.

English: Ali had a rough time last year.
Turkish: Ali geçen yıl zor günler geçirdi.

English: Ali had a rough day.
Turkish: Ali zor bir gün geçirdi.

English: Ali had a rough night.
Turkish: Ali sıkıntılı bir gece geçirdi.

English: Ali had a rough childhood.
Turkish: Ali kaba bir çocukluk geçirdi.

Rough ingilizcede ne demek, Rough nerede nasıl kullanılır?

Rough and ready : Kaba saba ama içten. Kayıtsız. Basit ve rahatsız. Kaba saba. Hazırlık yapmadan hızlıca. Vasat ama işe yarar. İşe yarar. Kaba ama iş görür. Aşağı yukarı. Pratik.

Rough and tumble : Kıran kırana. İtişip kakışma. İte kaka. Arbede. Alt alta üst üste. İtiş kakış. Boğuşma. Saç saça başbaşa.

 

Rough assembly : Dizileme. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kurguya hazırlık olmak üzere, bir gün içinde birikmiş çekimlerin değişik çevirimlerini ve bunlarla ilgili ses kuşaklarını bir araya getirme.

Rough cast : Yakı. Taslak. Harç. Kaba görünüşlü sıva. Taslağını yapmak. Plaster. Harç uygulamak. Sıva yapmak. Kaba sıva. Sıvamak.

Rough colony form : Eski kültürlerdeki bakteriler veya uzun süre pasajlara maruz kalmış suşlar tarafından oluşturulan, kenarları çentikli, üzeri pürüzlü ve mat koloniler. R koloni tipi.

Rough out : Kabasını çizmek. Kabataslak yapmak. Krokisini yapmak. Taslağını çizmek. Taslak yapmak. Taslağını hazırlamak.

Rough paper : Pürüzlü kağıt.

Rough plane : Kaba rende. Kaba rende vurmak. Pulanyalamak.

Rough copy : Müsvedde. Karalama. Eskiz.

Rough endoplasmic reticulum : Granüllü endoplazmik retikulum.

İngilizce Rough Türkçe anlamı, Rough eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rough ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unfinished : Yarım kalmış. Bitmemiş. Yarım. Noksan. Terbiye edilmemiş. Bitirilmemiş. Tamamlanmamış.

Birr : Eski etiyopya para birimi. Konuşma sırasında kelimelere yapılan vurgu. Kuvvet. Enerji. İrlanda'da yerleşim yeri. Mırıldanma sesi. Etiyopya'nın eski para birimi.

Blustering : Sert (esme). Tehdit etmek. Taşkın. Şiddetli. Sert bir şekilde esme (blustering winds {sert rüzgarlar} gibi). Şamatacı. Tehditle. Yüksek ve haşin bir şekilde esme.

Astringents : Kanamayı durduran ilaç. Büzücü. Astrenjan. Damarları büzen ilaç. Lokal olarak doku ve damarları büzen ilaç. Kanamayı kesici. Kan durdurucu. Kanı durduran. Şiddetli.

 

Raspings : Gıcırdama. Gıcırtılı. Yonga. Törpüleme. Hışırtılı. Talaş. Gıcırtı. Rahatsız eden (ses). Rendeleme.

About : Dair. İlgili. Sularında. Şuralarda. Neredeyse. Yakınında. Geriye. Konusunda. Üstünde. Etrafında.

Inequitable : İnsafsız. Adaletsiz.

Ruder : Hödük. Saygısız. Sapasağlam. Edepsiz.

Floss silk : Ham ibrişim. Bükülmemiş ipek. Bükülmemiş iplik. Floş. Havlı. Ham ipek.

Boisterous : Sert (hava). Şiddetli. Yaygaracı. Gürültülü. Şamatalı. Şamatacı. Taşkın.

Rough synonyms : nonslippery, unsmooth, sandpapery, coarse textured, bouldery, rough textured, rock ribbed, slubbed, saw like, squamulose, rockbound, roughish, alligatored, bouldered, bullyboy, abilities, hards, ill treated, crossing out, firm as a rock, hectored, homely, sketching, crinkled, raw, gobemouche, verrucose, capacity, falser, audacious, alternating, filthy, ill starred.

Rough zıt anlamlı kelimeler, Rough kelime anlamı

Even : Eşit. Düz olmak. Düzleştirmek. Eşit olarak bölüştürmek. Düzleşmek. Düzlemek. Düzeltmek. Düzletmek. Bile.

Polished : Kibar. Boyanmış. Parlak. Cilalanmış. Cilalı. Parlatılmış. Yontulmuş. Mücella. Gösterişli. Celi.

Smooth : Düz. Şık. Düzgün. Pürüzsüz. Sinekkaydı. Kolaylaştırmak. Buruşukluklarını gidermek. Huzur veren. Sakin.

Rough antonyms : regular, slippery, ironed, fine, exact.

Rough ingilizce tanımı, definition of Rough

Rough kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To render rough. Having inequalities, small ridges, or points, on the surface. In a rough manner. Rough cloth. A rough stone. To roughen. Not smooth or plain. As, a rough board. Boisterous weather. Rudely. Roughly.