Rusticating türkçesi Rusticating nedir

  • Rustiklemek.
  • Kaba yontma işlemek.
  • Köye göndermek.
  • Basit yaşamak.
  • Okuldan uzaklaştırmak (ingiliz ingilizcesi).
  • Köye yerleşmek.
  • Okuldan uzaklaştırmak.
  • Köyde yaşamak.
  • Sade bir hayatı olmak.
  • Köy biçimi inşa etmek.
  • Rustik tarzda yapmak.

Rusticating ingilizcede ne demek, Rusticating nerede nasıl kullanılır?

Rustication : Uzaklaştırma (okuldan). Köylüleşme. Köyde yaşama. Kabarık kesmetaş işleme.

Rusticate : Rustik tarzda yapmak. Okuldan uzaklaştırmak (ingiliz ingilizcesi). Köye yerleşmek. Sade bir hayatı olmak. Kaba yontma işlemek. Köye göndermek. Basit yaşamak. Sade bir yaşam sürmek. Köyde yaşamak. Köy biçimi inşa etmek.

Rusticated : Rustik tarzda yapmak. Köye yerleşmek. Sade bir hayatı olmak. Köyde yaşamak. Köye göndermek. Okuldan uzaklaştırmak (ingiliz ingilizcesi). Basit yaşamak.

Rusticates : Rustiklemek. Köyde yaşamak. Okuldan uzaklaştırmak. Köye göndermek. Rustik tarzda yapmak. Köy biçimi inşa etmek. Basit yaşamak. Sade bir hayatı olmak. Köye yerleşmek. Kaba yontma işlemek.

Rusticator : Basit ve sade bir şekilde yaşayan kimse. Kırsal bölgede yaşayan kimse. Bir duvarı kabaca kesilmiş taşlarla kaplayan kimse. Bir üniversiteden uzaklaştırılan kimse (ingiliz ingilizcesi).

Rusticators : Bir üniversiteden uzaklaştırılan kimse (ingiliz ingilizcesi). Basit ve sade bir şekilde yaşayan kimse. Bir duvarı kabaca kesilmiş taşlarla kaplayan kimse. Kırsal bölgede yaşayan kimse.

 

Rustically : Karmaşık olmayan sade bir tarzda. Bölgesel tarzda. Kültürsüz ve medenileşmemiş bir tarzda. Bölgesel bir şekilde. Kırsal bölge karakteristiğinde olana bir şekilde. Yerel tarzda.

İngilizce Rusticating Türkçe anlamı, Rusticating eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rusticating ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rusticate : Sade bir yaşam sürmek.

Status : Toplumsal ya da mesleki durum. İçtimai vaziyet. Vaziyet. Prestij. Bir toplumsal konumun basamaklar düzeni ya da değerler dizgesi içindeki yeri. bk. konum. Hal. Konum. Rol. Sosyal durum.

Proscription : İlga. Yasak etme. Sürgüne gönderme. Yasaklama.

Banishment : Sürgün cezası. Aforoz. Uzaklaştırma. Atma. Nefiy. Kovma. Sürgün.

Condition : Koşullandırmak. Şartlandırmak. Alıştırmak. Gerekli ya da zorunlu olan şey. Şarta bağlamak. İyi bir kondisyona getirmek (oyuncuyu). Kayıt. Hayvanların bakım ve beslenmelerine göre gösterdikleri zayıflık veya topluluk durumu. Mevki. Düzenlemek.

Ruralize : Köy hayatına alışmak. Köylüleştirmek. Köy hayatına alıştırmak. Köy haline getirmek. Kırsallaştırmak. Köye alıştırmak. Köye alışmak.

Ruralizes : Köye alışmak. Köye alıştırmak. Kırsallaştırmak. Köylüleştirmek. Köy haline getirmek.

Rusticating synonyms : rusticates, rusticated.