Söve nedir, Söve ne demek
Söve; bir mimarlık terimidir. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
- Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve.
- Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar

- Pencere ve kapı kenarlarındaki süs kalıpları.
"Söve" ile ilgili cümle
- "Başını kapının taş sövesine koyup bir mektep çocuğu gibi bağıra bağıra ağlamak istiyordu." - H. R. Gürpınar
- "Kendilerini ağaçlara, kapı sövelerine çarpmazlar." - M. Ş. Esendal
- "Cebinden çıkardığı yassı uçlu bir demiri söve ile çerçevenin arasına sokarak camı da yukarı sürdü ve rezeledi." - H. R. Gürpınar
Yerel Türkçe anlamı:
Sepet örmekte kullanılan ince, yassı değnek, çıta.
Köşe başı.
1.Kapı ve pencerenin yerleştiği kasa, çerçeve. 2.Eşik. 3.Arabalarda, yükü tutmak ya da bağlamak için dört yana dikilen direkler.
1.Taşlı yokuş, dağ yamaçları. 2.Köşebaşı.
Eşik.
Kapının iki yanına dik konulan ağaçlar (yapıda).
Karasabanın toprağa az işlemesi.
Sopanın dengeli, uygun durumda olması.
Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar.
Konimsi, sivri
Güzel Sanatlar alanındaki anlamı:
(Mimarlık) Kapı ve pencere çerçevesinin dört yanından her biri.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Arabalarda dingil üzerinde bulunan adına arabayastığı da denen yassı ağaç. (Ortayazı *Senirkent -Isparta)
(I) [söğe (I)]
Kapı ve pencere kasası. (Beyköy *Şarkikaraağaç -Isparta)
Arabaların dört köşesinde bulunan köşe ağaçları. (*Mudurnu -Bolu)
Kağnının iki yan iskelet ağacı. (Çaltı *Gelendost -Isparta)
Kapı kasası. (İsabey *Çal -Denizli; Kayalık *Susuz -Kars; Ilıca *Ayaş -Ankara; Yenikent *Aksaray -Niğde) [söğe (I)] : (Dereköy *Eşme -Uşak)
Diğer sözlük anlamları:
[Bakınız: söğe]
Almanca'da Söve ne demek?:
tür - fensterrahmen
Fransızca'da Söve ne demek?:
cadre
Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:
Balıkesir şehri, Göbel bucağına bağlı bir yer.
Söve anlamı, kısaca tanımı:
Söven : Çit yapmakta kullanılan büyük kazık. Büyük sopa.
Kapı : Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer. Ev gezmesi için gidilen yer. Gidere yol açan gereksinim. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat. Devlet dairesi. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân. Sadece bir konuda yoğunlaşmış bilgilerin yer aldığı Genel Ağ sayfası, portal. Osmanlı Devleti'nde resmî görev yeri.
Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.
Çerçeve : Kapı, pencere ile bunların cam veya tablalarının yerleştirilmiş olduğu kenarlık. Resim, yazı, ayna vb.ni süslemek veya bir yere asılabilecek duruma getirmek için bunlara geçirilen kenarlık. Beden eğitiminde asılma ve tırmanmalar için kullanılan araç. Bir konunun, bir düşünce alanının sınırları veya bu sınırlar içindeki alan.
Avlu : Bir yapının veya yapı grubunun ortasında kalan üstü açık, duvarla çevrili alan, hayat, hanay, sahn.
Kenar : Pervaz, çizgi, antika, baskı vb. çevre süsleri. Bir şeyin, bir yerin bitiş kısmı veya yakını, kıyı, yaka. Bir biçimi sınırlayan çizgilerden her biri. Merkezden uzak olan, kuytu, ıssız, sapa, tenha yer. Yan. Bir şeyi çevreleyen çizgi.
Kalıp : Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç. Genellikle küp biçiminde yapılan. Yenilikten uzak, özgün olmayan. Biçki modeli, patron. Biçim, durum. Gösterişli görünüş.
Söve boy : Uzun boy.
Söve pervazı : (Mimarlık) Sövenin duvar yüzeyine gelen kalınlığı üzerine çakılan çerçeve. a. bk. söve.
Söve taşı : Avlu kapısının iki yanına konan uzun taşlar 1.bk. söye (II)- 2.Fırın kapısının yanlarına konulan taşlar. 3.bk. söve. Ocak içlerinde iki yana dikine konulan geniş, uzun, düz taşlar.
Sövebilme : Sövebilmek işi.
Sövebilmek : Sövme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Söveke : Uzun boy.
Sövelmeg : 1.bk. sövelmek. 2.Göze batmak. Ayakta durmak, dikilmek.
Sövelmek : 1.Ayakta durmak, dikilmek. 2.Boynunu ileri uzatmak. Zayıflamak, uzamak. Ayakta durmak, dikilmek. Kör olmak, gözü kaymak. Sivrilmek, sipsivri meydanda durmak.
Söveltmek : Yumurta biçimine sokmak, ovalleştirmek Sivriltip uzatmak.
Sövem : Başparmakla işaret parmağı arasındaki uzunluk.
Söve ile ilgili Cümleler
- Tom, Bir denizci gibi söver.
- O, ona sık sık söver.
Diğer dillerde Söve anlamı nedir?
İngilizce'de Söve ne demek? : [sovar] v. larrup, thrash; wallop, whop
v. swear, curse, call names, rail, revile, slam, vituperate
Rusça'da Söve : n. рама (F), косяк (M)

Bu kısımda Söve nedir? Söve ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Söve tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Söve hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.