Süreç nedir, Süreç ne demek

  • Aralarında birlik olan veya belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay ve hareketler dizisi, vetire, proses

"Süreç" ile ilgili cümleler

  • "Kitaba aldığım bu yazılar, gerçekte siyasal kavgamın gelişme sürecinde önemli bir tavır takınmayı vurgulamaktadır." - A. İlhan

Yerel Türkçe anlamı:

Bulaşık bezi, paçavra

Eski okullarda yazıları izlemek için çocukların kullandığı mukavva parçası ya da çubuk.

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Bir amaca yönelmiş olan sürekli değişimlerin tümü.

Olayların zaman içinde belli bir gelişme göstererek sürüp gitmesi.

Felsefi anlamı:

Belli bir sonuca ulaşan düşünce akışı.

Olayların ya da işlemlerin belli bir sonuca doğru gidişi.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Belli bir sonuca götüren işlem basamakları dizisi.

Hukuki terim anlamı:

usûl.

Sosyoloji'deki anlamı:

Bir olayın düzenli olarak ve birbirini izleyen değişmelerle gelişmesi, başka bir olaya dönüşmesi.

Bilimsel terim anlamı:

Fillerin anlamında beliren iş ( eylem ), oluş ve durum kavramlarının ortak adı.

Zaman içinde art arda gelen ve birbirine ilişkin olaylar dizisi.

Özdeklerin işlenmesi ya da üretilmesinde uygulanan yöntem.

Bir işlemi gerçekleştirmek için, özellikle uygulanan yöntem ve iş.

 

genel uygulayım: Bir işlemi gerçekleştirmek için özellikle uygulanan yöntem, iş.

Süregelen bir oluşum ya da yürümekte olan işlem.

İngilizce'de Süreç ne demek? Süreç ingilizcesi nedir?:

process

Osmanlıca Süreç ne demek? Süreç Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

vetire

Süreç tanımı, anlamı:

Proses : Süreç.

Birlik : Bölük, tabur, alay vb. bir bütün sayılan topluluk. Belli bir topluluğun yararlarını korumak için kurulmuş dernek. En büyük değerdeki nota, dört dörtlük. Konunun bir ana düşünce çevresinde toplanması. Bölünmezliği içeren yalın bütün. Tek, bir olma durumu, vahdaniyet. Bir arada olma durumu, vahdet. Bir taneden oluşmuş, bir tane alabilen. Bağlılık, benzerlik, bağlantı, vahdet.

Düzen : Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Alet edevat takımı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem.

 

Zaman : Dönem, devir. Yer kabuğunun geçirdiği gelişimde belirlenen ve fosillere göre dörde ayrılan geniş evrelerden her biri. Bir işin, bir oluşun içinde geçtiği, geçeceği veya geçmekte olduğu süre, vakit. Çağ, mevsim. Olayların oluş ve akış sırasını belirleyen, düzenli ve dönemli gök olaylarını birim olarak kullanan sanal bir kavram. Bir işe ayrılmış veya bir iş için alışılmış saatler, vakit. Belirlenmiş olan an. Bu sürenin belirli bir parçası, vakit. Fiillerin belirttikleri geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman kavramı.

Geliş : Gelme işi.

Olay : Ortaya çıkan, oluşan durum, ilgi çeken veya çekebilecek nitelikte olan her türlü iş, hadise, vaka. Önemli tarihsel olgu, fenomen.

Hareket : Devinim. Bir cismin durumunun ve yerinin değişmesi, devinim, aksiyon. Davranış, tutum. Yola çıkma. Deprem. Kas ve eklemlerin, belli doğal şartlar içerisinde işlemeleri sonucu vücut bölümlerinde düzenli ve olumlu etkilerle oluşturdukları yer değişimi. Vücudu oynatma, kıpırdatma veya kımıldanma. Demir yollarında katarların düzenlenmesi ve hangi saatlerde yola çıkıp hangi duraklarda karşılaşacaklarını düzenleme işleri. Bir parçanın yavaşlık, çabukluk derecesi. Belirli bir amaca varmak için birbiri ardınca yapılmış olan ilerlemeler, akım.

Dizi : Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Dizi film.

Süreç çezümlemesi : Bir gözlem biriminin tek tek özelliklerini ayrıştırarak incelemek yerine, onu bütünlüğü ve tüm özgünlüğü içinde ele alma yaklaşımı.

Süreç değişkeni : Bir süreci etkileyen değişken.

Süreç denetim : Endüstri ortamındaki fiziksel süreçlerin, genellikle örneksel ya da karma bilgisayarlar aracılığıyla denetim altında tutulmasını ya da güdümünü araştıran ve uygulayan çalışma alanı. bk. özdevimli güdüm.

Süreç tavlaması : [Bakınız: altdönüşül tavlama]

Süreç yenilik : Buluş veya yenilik sonucu, ortaya yeni bir üretim yönteminin/tekniğinin çıkmasına yol açan teknolojik gelişme. krş. ürün yenilik, köklü yenilikler, geliştirici yenilikler

Süreçler arası iletişim : (SAİ)

Süreç ile ilgili Cümleler

  • Süreç hakkında ne kadar biliyorsun?
  • Boya için bir odayı hazırlama süreçte en önemli adımdır.
  • Bu çok basit bir süreç.
  • Süreç önemlidir.
  • Genetik modifikasyonun bir örneği balık genlerinin çilek ve domatese enjeksiyonudur, bu meyvelerin donmasını engelleyen bir süreç.
  • Sabun yapmak için çeşitli süreçler tarih boyunca icat edildi.
  • Benim için çok zor bir süreçti.
  • Süreç basit.
  • Bu son derece karmaşık bir süreç.
  • Benim için çok meşakkatli bir süreçti.

Diğer dillerde Süreç anlamı nedir?

İngilizce'de Süreç ne demek? : n. continuum, duration, course, process

Fransızca'da Süreç : processus [le]

Almanca'da Süreç : n. Prozess, Vorgang

Rusça'da Süreç : n. процесс (M)