Saha nedir, Saha ne demek

Saha; bir spor terimidir. kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Saha" ile ilgili cümleler

  • "Futbol sahasının kenarında düşmanlarını seyrediyordu." - S. F. Abasıyanık

Yerel Türkçe anlamı:

Ceviz, aşık ve benzeri çocuk oyunlarında enek ütmek için kullanılan en iyi enek, malzeme

Palto, pardösü

Hukuki terim anlamı:

alan.

Saha hakkında bilgiler

[Bakınız: alan]

Saha ile ilgili Cümleler

  • Ali sahalara geri döndü galiba.
  • Sıklıkla ve çeşitli vesilelerle sözlerini tekrar ederdi,ki sözleri sahabenin aklina yerlessin.
  • Bugünkü kahvaltım: peynirli tost üzerine sahanda yumurta.
  • Golf sahaları ya 9 ya da 18 deliğe sahiptir.
  • Koç'un onun saha performansını değerlendirmek için her oyuncuyla bire bir görüşmesi vardı.
  • Saha gezisini çok eğitici buldum.
  • Sahayı koşarak geçtim.
  • Sahada yeşil çim var.
  • Sahara büyük bir çöldür.
  • Sen hiç Sahara çölü güneşinde güneşlendin mi?
  • Bu gerçekten kıyı boyunun kasvetli bir sahasıdır.
  • Sahara dünyada en büyük toz kaynağı.
  • Saha karla kaplıydı.

Saha kısaca anlamı, tanımı:

Sahaya çıkmak : Alan araştırması yapmak için belirlenen yere gitmek. spor karşılaşmasına başlamak için sahada yerini almak. mücadele etmeye başlamak.

Saha amiri : Saha komiseri.

 

Saha avantajı : Bir spor karşılaşmasında yarışmanın yapıldığı alanı tanıma ve seyirci desteğine sahip olma imkânı.

Saha komiseri : Beden Terbiyesi İl Müdürlüğü tarafından oyun alanlarını düzenlemek üzere görevlendirilen yetkili, komiser.

Dış saha : Sporcuların daha önce oynamadıkları veya rakip takımla karşılaşma yapmak üzere geldikleri rakip takımın sahası, yabancı saha, deplasman. Spor takımlarının kendi sahaları dışında oynaması durumu, deplasman.

Halı saha : Futbol oynanmak üzere zemini halı vb. özel bir maddeyle kaplı ve etrafı tel örgüyle çevrili alan.

İç saha : Spor takımlarının kendi sahası.

Orta saha : Futbol, hentbol vb. oyunlarda topun oynandığı sahanın orta bölümü.

Yabancı saha : Dış saha.

Yarı saha : Yarı alan.

Yeşil saha : Futbol oynanan alan.

Ceza sahası : Ceza alanı.

Hava sahası : Bir devletin yalnız kendisinin kullanma hakkı olduğu, başka devletlerin ancak ilgili devletten izin alarak yararlanabileceği gökyüzü parçası.

Oyun sahası : Oyun alanı.

Penaltı sahası : Ceza alanı.

Tenis sahası : Kort.

Tensil sahası : Ağaçların düşen yapraklarının toplandığı alan.

Sahabe : Sahipler, sahip çıkanlar. Hz. Muhammed'i görmüş ve onun sohbetinde bulunmuş Müslümanlar, ashap.

Sahabet : Koruma, kayırma.

 

Sahabet etmek : Korumak, kayırmak.

Sahabetçi : Koruyucu, kayırıcı kimse.

Sahabetçi çıkmak : Kayırmak, arka çıkmak.

Sahaca : Yakutça.

Sahaf : Genellikle kullanılmış ve eski kitap alıp satan kitapçı.

Sahaflık : Sahaf olma durumu.

Sahan : Derinliği az olan kap.

Sahanlık : Yapılarda ve bazı taşıtlarda kapı önünde, merdiven başlarında veya dönülen bölümünde bulunan geniş yer. Sahanın aldığı miktarda olan.

Sahanlık buzulu : Karadan kopan buzul parçası.

Sahavet : El açıklığı, seleklik, cömertlik.

Dış sahaya gitmek : Spor takımları kendi şehirleri dışında maç yapmaya gitmek.

Kıta sahanlığı : Karaları çevreleyen ve kara sayılan 200 metre derinliğe kadar olan sığ deniz dipleri. Ülke kıyılarına bitişik olan ve 200 metre derinliğe veya bu sınırın ötesindeki su derinliğinin doğal kaynaklarının işletilmesine elverişli olduğu noktaya kadar kara sularının dışında kalan deniz altı bölgelerinin deniz yatağı ve toprak altı kesiminin bütünü.

Merdiven sahanlığı : Merdiven boşluğu veya başı.

Takım : Birlikte oynayan, kazanmak için birlikte çalışan sporcu topluluğu. Birbirini tamamlayan şeylerin tümü. Bir filmin çevriminde görüntüleri alma, aydınlatma, ses alma gibi belli başlı çalışmaları yapmak için gerekli en küçük teknikçiler topluluğu. Bölüğü oluşturan birliklerden her biri. Bir oyunda sahaya çıkan belli kuruluşlara bağlı oyuncular topluluğundan her biri. Bir işte veya bir yerde kullanılan eşya ve aletlerin tamamı, ekipman. Meslek, davranış, durum vb. yönlerden birbirine uyan kimselerin oluşturduğu topluluk. Sigara ağızlığı. Takım elbise. Görev bakımından birbirini tamamlayan kimselerin topluluğu, grup, ekip, trup. Hayvanlarda yemek borusu, akciğer ve karaciğere genel olarak verilen ad. Aşağılayıcı ve küçümseyici anlamda topluluk. Canlıların bölümlendirilmesinde familya ile sınıf arasında yer alan, yakın benzerlikler gösteren organizmaların oluşturduğu birlik.

Oyun : Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi. Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç. Şaşkınlık uyandırıcı hüner. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma. Müzik eşliğinde yapılmış olan hareketlerin bütünü. Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence. Güreşte rakibini yenmek için yapılmış olan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser, temsil, piyes. Hile, düzen, desise, entrika. Kumar.

Karşılaşma : Karşılaşmak işi. İki sporcu veya iki takım arasında, karşılıklı olarak kazanmak amacıyla yapılmış olan yarışma, maç.

Alan : Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Bir çalışma çevresi. Yüz ölçümü. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.

Yer : Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Görev, makam. Ülke. Durum, konum. Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Önem. İz. Gezinilen, ayakla basılan taban. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Yerküre. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Durum, konum, vaziyet. Otel, motel vb.nde kalınacak oda.

Sahab : İye, sahip. < Ar. sâhib: Koca, eş. “Sahabım öleli yirmi senedür." Sahip < Ar. sâhib: sahip. || sahep || sehep || sehip Sahip, krş. sayıp, sayip Malik, sahip. bk. sahip

Sahabı : Bir çeşit kırmızı üzüm.

Sahabi : (saha:bi) Bir erkek ismi olarak anlamı; Hz. Muhammed'i görmüş, birlikte bulunmuş kimse.

Sahad : Saat

Sahadet : < Ar. saâdet: Saadet

Sahal : Sakal.

Sahallu : Sakallı

Sahan altlığı : Sıcak kap altına konan araç.

Sahangur : İşlenmiş mendil.

Sahangül : Mermerşahi de denilen bir çeşit tülbent.

Diğer dillerde Saha anlamı nedir?

İngilizce'de Saha ne demek? : [Saha] n. field, ground, range, pitch, tract, breadth

n. shah, king, check

Fransızca'da Saha : espacem, champ [le], domaine [le], arèna [la], région [la], zone [la]

Almanca'da Saha : n. Bereich, Gebiet

Rusça'da Saha : n. поле (N), площадь (F), площадка (F), пространство (N), зона (F), район (M), территория (F), сфера (F), поприще (N)