Salta nedir, Salta ne demek

Salta; bir denizcilik terimidir. kökeni ispanyolca, italyanca, rumca dillerine dayanır.

"Salta" ile ilgili cümle

  • "Saltasını omzuna attı. Dışarıya çıktı." - Ö. Seyfettin

Tarih'teki anlamı:

Eskiden giyilen bir tür kollu cepken.

Salta hakkında bilgiler

Salta, Arjantin'in kuzeybatı kesimindeki Salta eyaletinin başkenti.

Lerma Vadisinde, Salado Nehrinin besleyen akarsulardan birinin kıyısında yer alır. 1582'de Tucumán valisi Hernando de Lerma tarafından San Felipe de Lerma adıyla kuruldu. Arjantin Bağımsızlık Savaşı sırasında İspanyol kuvvetleri Salta'da bozguna uğratıldı (1813).

Depremlerin yol açtığı zarara karşın, sömürge döneminden kalma yapıların çoğu bugün de ayaktadır. Sömürge döneminden beri ticari açıdan büyük önem taşıyan kentin ekonomisi tarım, kerestecilik, besicilik ve madenciliğe dayanır. Kent aynı zamanda yakınlarındaki kaplıcalar sayesinde bir turizm merkezi durumuna gelmiştir.

Yörede yapılmış olan kazılarda İnka ve öteki Kolomb öncesi Yerli kültürlerine ait pek çok kalıntı ortaya çıkarılmıştır. Kentteki Katolik Üniversitesi 1967'de kurulmuştur.

 

Salta tanımı, anlamı:

Ayak : Halk edebiyatında uyak. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Vücudun belden aşağı bölümü. Basamak. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Bacak. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler.

Salta durmak : Köpek arka ayakları üzerine kalkmak.

Saltanat : Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği. Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış. Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması.

Saltanat sürmek : Bolluk içinde yaşamak. hükümdarlık etmek.

Saltanatçı : Saltanat yanlısı olan kimse.

Saltanatçılık : Saltanatçı olma durumu.

Saltanatlı : Gösterişli, görkemli.

Saltanatsız : Gösterişsiz, görkemsiz.

 

Kalkma : Kalkmak işi.

Gergin : Huzursuz, sinirli. Gerilmiş durumda olan. Buruşuğu, kırışığı olmayan (cilt). Bozulacak duruma gelmiş olan (ilişki).

Halat : Pamuk, kenevir, Hindistan cevizi gibi bitkisel liflerin veya çelik tellerin sarılmasıyla oluşan kolların bir arada bükülmesiyle elde edilen kalın ip.

Bira : Arpa ile şerbetçi otunun mayalandırılmasıyla yapılmış olan bir içki, arpa suyu.

Koyuverme : Koyuvermek işi, koyverme.

Yakasız : Yakası olmayan.

İliksiz : İliği olmayan.

Arjantin : Büyük bira bardağı.

Salta başına : Tek başına.

Saltabaş : Başıboş, boş gezen, yalnız.

Saltahtası : Tabut, ölü taşımakta kullanılan tahta.

Saltak : Topluluk. Kötü yolda kadın.

Saltan : Yalnız, tek. Arı, saf. Bir kız ismi olarak anlamı; Tek, yalnız. Temiz, saf. Yalnız başına giden. Bir erkek ismi olarak anlamı; Tek, yalnız. Temiz, saf. Yalnız başına giden.

Saltanat arabası : [Bakınız: alay arabası]

Saltanat kapısı : Topkapi Sarayının Ayasofya tarafındaki birinci kapısı.

Saltanat kayığı : [Bakınız: kancabaş]

Saltanat kaymakamı : Sefere çıkan ya da herhangi bir nedenle başkentte bulunmayan padişahın, kendisine vekil olarak başkentte bıraktığı şehzadeye verilen san.

Saltanat naibi : Tahtta hükümdar bulunmadığında ya da hükümdarın çocukluk döneminde devleti yöneten kişi.

Diğer dillerde Salta anlamı nedir?

İngilizce'de Salta ne demek? : adj. preserved in salt (term generally used of meats)

n. Salta, province of Argentina; capital city of Salta province in Argentina; family name

v. jump, leap, skip, hop, sit out, stop by, bound, vault, spring, run; blow up

Almanca'da Salta : Männchen-Machen