Scolding türkçesi Scolding nedir
- Azarlama.
- Azarlayan.
- Çıkış.
- Kınama.
- Tekdir.
- Fırça.
- Azar.
- Zılgıt.
- Papara.
- Bir disiplin suçu işlemiş olan öğrenciye davranışının beğenilmediğinin yazılı olarak bildirilmesi.
- Paylama.
- Eğitim alanında kullanılır.
Scolding ile ilgili cümleler
English: I was not scolding you.
Turkish: Ben seni azarlamıyordum.
English: I gave it up after my father had given me a good scolding.
Turkish: Babam beni iyi bir azarladıktan sonra ondan vazgeçtim.
English: I didn't feel like scolding her for being late.
Turkish: Geç kaldığı için canım onu azarlamak istemedi.
English: Ali is scolding Mary.
Turkish: Ali Mary'yi azarlıyor.
English: Is Mother scolding the horse?
Turkish: Anne atı azarlıyor mu?
Scolding ingilizcede ne demek, Scolding nerede nasıl kullanılır?
Get a scolding : Fırça yemek. Azar işitmek.
Scoldings : Paylama. Papara. Çıkış. Azar. Azarlayan. Tekdir. Zılgıt. Azarlama.
Scold : Azarlamak. Haşlamak. Çıkışmak. Zılgıt vermek. Paylamak. Terslemek. Çıkış yapmak. Ders vermek. Darılmak. Tanlamak.
Scolded : Azar işitmiş. Fırça yemiş. Azarlanmış. Terslemek. Çıkışmak. Haşlamak. Azarlamak. Paylamak.
Scolder : Azarlayan tersleyen kimse. Aşağılayan kimse. Sitem eden ayıplayan kimse. Ayıplayan kimse. Dırdırcı kadın. Kınayan kimse. Küfürlü dil kullanan kimse. Herşeyde hata bulan kimse.
Scoliosis : Omurganın yana doğru olan eğriliği, skoliyozis. Skoliyozis. Bel kemiğinin yan kıvrımı. Omurga eğriliği. Skolyoz. Omurganın anormal eğikliği (tıp veya medikal terimi). Yetersiz beslenmeye bağlı olarak balık omurgasında oluşan eğrilik. Skoliosiz.
Be scolded : Bir araba dolusu laf işitmek. Azarlanmak. Zılgıtı yemek. Fırçalanmak. Azar işitmek.
Scolds : Terslemek. Zılgıt vermek. Azarlamak. Darılmak. Paylamak. Çıkışmak. Haşlamak. Çıkış yapmak. Ders vermek.
Scollosis : Skolyoz.
Scolecite : Skolesit.
İngilizce Scolding Türkçe anlamı, Scolding eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Scolding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Abstract reasoning : Somut veriler yerine, simge ya da genellemelerden yararlanarak sonuçlara varma işlemi. Soyut akıl yürütme. Soyut usavurma.
Remonstrance : Sitem. Uyarı. Protesto. Serzeniş. Şikayet. İtiraz. Yakınma.
Berating : Haşlama. Fırça çekme.
Censuring : Eleştirmek. Tenkit etmek. Tektir etmek. Suçlamak. Cezalandırmak. Kınamak. Sertçe eleştirmek.
Lesson : İbret. Ders. Çimke. Hisse.
Accustoming : Yetiştirim. Alıştırmak. Ünsiyet. Bir hayvana şu ya da bu amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi. Ülfet.
Admonishment : Sitem etme. Sitem. Öğüt verme. Uyarma.
Outgoing : Kalkan. Canayakın. Dışa dönük. İçi dışı bir. Ayrılan. Akıp giden. Açık yürekli. Çıkan. Üstün gelme.
Censure : Suçlamak. Eleştirmek. Kınamak. Tenkit etmek. Tektir etmek. Sertçe eleştirmek. Cezalandırmak.
Rebukes : Fırça çekmek. Çıkışmak. Paylamak. Fırça atmak. Döşenmek. Ders vermek. Azarlamak. Giydirmek. Sitem etmek.
Scolding synonyms : bawling out, censures, earfuls, censorship, reproval, censured, outbursts, academic preparation, dressing down, rating, ululations, out, animadverting, achromatopsia, academic year, chiding, ability group, rebukeful, pap, outburst, attainture, academic intelligence, rocketed, animadverts, scoldings, animadversions, academy of economic and commercial sciences, rockets, brush, whisker, excitation, wig, whiskbroom.

Bu kısımda Scolding kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Scolding ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Scolding anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Scolding ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.