Seam türkçesi Seam nedir

  • Bağlantı yeri.
  • Tırmıklamak.
  • Yatak (maden).
  • Kırışık.
  • Faça yapmak.
  • Ek yeri.
  • Maden damarı.
  • Çatlamak.
  • Tabaka.
  • Dikiş gibi iz bırakmak.
  • Dikiş yeri.
  • Yara izi.
  • Kırışıklık.
  • İki tahtanın yan yana birleştiği çizgi.
  • Ters ilmikle örmek.
  • Dikmek.
  • Katman.
  • Damar.
  • Armuz.
  • Dikiş.

Seam ile ilgili cümleler

English: My jeans ripped at the seams.
Turkish: Kot pantolonumun dikişleri yırtıldı.

English: Séamas Mhicí Sheáin died last year.
Turkish: Séamas Mhicí Sheáin geçen yıl öldü.

English: The cinema is bursting at the seams.
Turkish: Sinema full dolu.

English: The seaman apprentice, sitting on a stool in a bar, ordered a beer while waiting for his basket of fish and chips.
Turkish: Bir barda bir taburede oturan denizci çırağı balık ve cips sepetini beklerken bir bira ısmarladı.

Seam ingilizcede ne demek, Seam nerede nasıl kullanılır?

Seam joint : Kenetli ek. Sacların kenarlarını kıvırarak yapılan bir ekleme.

Seam swell : Damar şişmesi.

Seam together : Birbirine dikmek. Dikmek. Tutturmak.

Seam up : Birbirine dikmek. Dikmek.

Seam weld : Dikiş kaynağı.

Seam welding : Dikiş kaynağı yapma. Dikiş kaynağı. Dikiş kaynaklaması. Dikiş biçimli kaynak.

Acme lock grooved seam : Düz kenet. Bir kenet türü.

Clay seam : Kil damarı.

Flat seam : Tek kenetli ek. Düz damar.

 

Coal seam : Kömür damarı. Kömür seviyesi. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. İnce kömür katmanı.

İngilizce Seam Türkçe anlamı, Seam eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seam ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lodes : Filon. Cevher damarı.

Crinkle : Buruşturmak. Büzüşmek. Katlamak. Karıştırmak. Hışırdamak. Kırıştırmak. Hışırdatmak. Buruşmak. Kırışmak.

Crinklier : Eşitsiz. Kıvrımlı. İnişli çıkışlı. Yoksun. Buruşuk. Engebeli. Dalgalı. Dengesiz. Büzüşük.

Cicatrixes : Yara izi (tıp, botanik). Sikatris.

Rake over : Geçmişi tekrarlamak.

Cracks : Çökmek. Çatallaşmak (ses). Çatırdamak. Patlamak. Şaklatmak. Çatırdatmak. Kırmak. Yarılmak. Çatlatmak.

Cockbilled : Dikey olarak durmak. Dikey tutmak.

Overlay : Bindirmek. Yer paylaşmak. Fazla yüklemek. Üzerine sürmek. Kaplama. Üstüne çatmak. Üstüne yüklemek. Üstünü kaplamak.

Mark : Damga. Alamet. Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar. İşaretlemek. Bilgisayar, bilişim, eğitim, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Marka. Not vermek. İstenen düzey ya da nitelik. İşaret. Satağa gönderilen malların sarmalaçlarına konulan belit. resim ya da harfle yapılan işaret. bilet ya da para yerine kullanılan maden ya da başka bir özdekten yapılı gereç.

Seam synonyms : felled seam, surgical seam, die of exhaustion, suturing, vas, layer, bad temper, sutura, seams, canalis, ruga, crazes, cigarette case, sewings, sill, linkup, iode, welt, coating, cleave, ruck, crispier, linked to, lamina, lode, vein, covering, creased, cicatrix, engraft, crispy, joint, haggardness.

 

Seam zıt anlamlı kelimeler, Seam kelime anlamı

Disjoin : Bağları kopmak. Birleşmesine engel olmak. Ayırmak.

Seam ingilizce tanımı, definition of Seam

Seam kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To join by sewing together. To become ridgy. To crack open. To form a seam upon or of. A denomination of weight or measure. Tallow. To unite. Lard. The fold or line formed by sewing together two pieces of cloth or leather. Grease.