Searched türkçesi Searched nedir

Searched ile ilgili cümleler

English: Ali searched in his pocket.
Turkish: Ali cebinde aradı.

English: Ali hadn't washed clothes in a long time, so he searched through his dirty clothes to see if there was something clean enough to wear.
Turkish: Ali uzun süre elbiseleri yıkamadı bu yüzden giymek için yeterince temiz bir şey olup olmadığını görmek için kirli elbiselerini araştırdı.

English: Ali searched for the key.
Turkish: Ali anahtarı aradı.

English: Ali searched his pockets.
Turkish: Ali ceplerini aradı.

English: Ali searched all day for the letter.
Turkish: Ali bütün gün mektubu aradı.

Searched ingilizcede ne demek, Searched nerede nasıl kullanılır?

Searched for him : Onun ardından gitmiş. Onun arkasından koşmuş. Onu aramış.

Searched for his roots : Kendi köklerini araştırmış. Geçmişini araştırmış. Tarihi hakkında bilgi aramış.

Searched his soul : Yaptıkları üzerine düşünmüş. Özeleştiri yapmış. Ruhunu araştırmış.

Searched thoroughly : Enerjik bir şekilde araştırmış. Derinlemesine araştırmış. Gayretli bir arama gerçekleştirmiş.

Researched : İncelemek. Arama çalışmaları yapmak. Araştırmak. Araştırma yapmak.

 

Center of guidance and researche : Okul öncesinden üniversiteye değin her öğrenim basamağındaki okulda başarısızlığa uğrayan öğrencilerin durumlarını incelemek, gerekli düzeltici önlemleri almak ve bu işleri yaparken aile, okul ve öteki ilgili kurumlar ile sıkı işbirliği yapmak üzere kurulan merkez. Kılavuzluk ve araştırma merkezi.

Saved searches : Kaydedilen aramalar. Kayıtlı aramalar.

Medical researcher : Tıp araştırmacısı.

Opinion researcher : Kamu görüşünü araştıran kimse. Kamuoyu araştırması yapan kimse.

Market researcher : Piyasa araştırmacısı.

İngilizce Searched Türkçe anlamı, Searched eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Searched ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pry : Gözetleme. Tecessüs. Başkasının özel yaşamına burnunu sokmak. Zorla söyletmek. Koparmak. Kaldıraç. Burnunu sokmak. Dikizlemek. Gözetlemek. Zorla elde etmek.

Analysing : Tahlil etmek. Çözümleniyor. Çözümlemek. İnceleniyor. Çözümleyiş. Analiz etmek. Çözümleyici. İnceleme.

Fumble : El yordamıyla aramak. Bozmak. Elleri dolaşmak. El yordamıyla yürümek. Beceriksizce atak. Topu düşürmek (oyunda). Beceriksizce yapmak. Becerememe. Tutamayış.

Frisking : Oynama. Kuyyruk sallamak. Koşuşmak. Oynamak. Oynaşmak.

Call on : Önünde söylemek. Uğramak. İstemek. Seslenmek. Diye hitap etmek. Varsaymak. Ziyaret etmek. Başvurmak. Adını vermek.

Forage : Yağmalamak. Yem. Toplamak. Hayvan yemi. Saman, arpa hasılı, taze veya kuru otlar, silo yemleri gibi kaba yemlerle insan gıdası olarak kullanılmayan her türlü konsantre yemlerin genel adı. Baskın yapmak. Eşelemek. Karıştırarak aramak.

 

Combs : Arayıp taramak. Ayırmak. Kaşağılamak. Taramak.

Conning : Dikkatle okumak. Kandırmak. Dümen kullanmak. Dolandırmak. Yutturmak. Gemi idare etmek.

Examine : Denetlemek. Sınav yapmak. Sorguya çekmek. Sınavdan geçirmek. İrdelemek. İmtihan etmek. Sorgulamak. Gözden geçirmek. Sınamak.

Frisk : Sıçramak. Üzerini aramak. Kuyyruk sallamak. Sıçrayıp oynamak (mutlu bir şekilde). Koşuşmak. Üst araması yapmak. Oynamak. Oynaşmak. Zıplamak. Kuyruk sallamak.

Searched synonyms : looking for, shakedown, beat about, feels, check over, analyzed, cons, frisks, delves, delve, analysed, comb out, poke, ransacking, ascertain, assayed, feel, check up, see, dials, audited, exploration, fumble for, scouring, gropes, fumbles, groped, shake down, audit, manhunt, assess, be spoiling for, frisked.

Searched zıt anlamlı kelimeler, Searched kelime anlamı

Inactivity : Hareketsizlik. Tembellik. Avarelik. Tesirsizlik. Durgunluk. Üşengeçlik. Etkisizlik.

Wet : Yağmur. Yağmurlu. Islaklık. İsteksiz kimse. İçki. Rutubet. İçki yasağı karşıtı. -e işemek. Yağmurlu hava. Kurumamış boya.