Seedier türkçesi Seedier nedir

Seedier ingilizcede ne demek, Seedier nerede nasıl kullanılır?

Seediest : En çekirdekli. Hasta gibi. Kılıksız. Çekirdekli. Hırpani. Keyifsiz. En taneli. Perişan. Tohumlu. En tohumlu.

Seedily : Pejmürde bir şekilde. Tohumluca. Darmadağınık bir şekilde. Pasaklı ve hırpani bir tarzda. Pasaklı bir biçimde. Tanelice. Çekirdeklice.

Seediness : Kılıksızlık. Keyifsizlik. Hırpanilik. Kötü halde olma. Rahatsızlık.

Seeding : Tohumlama. Özellikle ilk eleme dönülerinde kümeleri dengeleyebilmek için, dizinin başında yer almak üzere her kümeye eşit sayıda dağıtılan ve ve yeterlikleri teknik kurulca bilinen güçlü kılıçoyuncularına verilen ad. Tohum ekme. Kura çekiliş sıralaması. Tohumlar veren. Seribaşı. Ekim. Tohum üreten. Sıra başı.

Seeding machine : Tohumları saçan makine. Tohum ekme makinesi. Tohum saçma makinası.

Seed a cloud : Yağmuru teşvik etmek için bulutların içerisine bir madde atmak. Bulut ekmek.

Aerial seeding : Havadan tohumlama.

Artificial reseeding : Yapay tohumlama.

Seedings : Kura çekiliş sıralaması. Tohum dikme eylemi. Ekim. Tohumlama. Tohum ekme eylemi. Seribaşı.

Seed cake : Susamlı çörek.

 

İngilizce Seedier Türkçe anlamı, Seedier eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seedier ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Deadbeat : Borcunu ödemek istemeyen kimse. Avantacı. Beleşçi kimse. Borcuna sadık olmayan. Bitkin. Borcunu ödemeyen. Bedavacı. Tembel kimse. Kaldırım mühendisi.

Desolate : Kuş uçmaz kervan geçmez. Kimsesiz bırakmak. Harap etmek. Kimsesiz. Arkadaşsız. Issız. Tenha. Terkedilmiş. Harap. Terketmek.

Frumpier : Gösterişsiz. Kötü giyimli (kadın hakkında). Demode giyimli.

Constrained : Zorlamalı. Doğal olmayan davranış. Zorlanmış. Yapmacık. Zoraki. Alışılmadık. Sıkıntılı.

Doleful : Sıkıntılı. Acılı. Mahzun. Kasvetli. Kederli. Efkarlı. Üzgün. Hüzünlü. Üzüntülü.

Goldbrick : İşten kaçan kimse (askeri argo). Değerli görünen ancak çok az değeri olan bir şey. Tembel kimse. İşini üstünkörü yapmak. Kaytarıcı. Tembel. Değerli görünen sahte bir şey. Kendi işini başkalarına bırakmak. Kaytarmak. Altından yapılmış gibi görünecek şekilde yapılan fakat değersiz olan tuğla.

Dowdyish : Pasaklı.

Crapulent : Mide bulantısı olan (aşırı içmek veya yemekten). Hasta.

Standard bearer : Alemdar. Lider. Elebaşı. Sancak çavuşu. Sancaktar. Bayraktar.

Seedier synonyms : lobsterback, green beret, point man, pistoleer, footslogger, wac, section eight, color bearer, pipier, poilu, enlisted person, fresh fish, seed bearing, infantryman, flanker, rifleman, scraggliest, down and out, distraught, detrited, peacekeeper, cuffy, paratrooper, foot soldier, lorn, blue, regular, fitful, dowdier, jawan, draggled, in the rough, nucleated.