Perişan nedir, Perişan ne demek

Perişan; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni farsça dilinden gelmektedir.

  • Dağınık, düzensiz, karmakarışık.
  • Acınacak durumda olan, zavallı

"Perişan" ile ilgili cümleler

  • "Omuzlarındaki çamurlu tüfeklerin altında iki büklüm olmuş, yorgun ve perişan, ağır ağır yürüyorlardı." - Ö. Seyfettin
  • "Ne kadar toplasan perişandır / Toplanır saçlarım dağılmak için" - C. Şehabettin

Yerel Türkçe anlamı:

Perişan, derbeder

Perişan kısaca anlamı, tanımı:

Perişan etmek : Acınacak duruma getirmek. dağıtmak, düzenini bozmak.

Perişan olmak : Acınacak duruma gelmek. dağılmak, düzeni bozulmak.

Peri : Doğaüstü güçleri olduğuna inanılan, hayal ürünü varlık. Çok güzel, alımlı, becerikli kadın.

Perişanlık : Perişan olma durumu.

Perişanlık vermek : Perişan duruma getirmek, perişan etmek.

Dağınık : Bir arada olmayan, birbiriyle bağlantısız. Düzeni bozuk, düzensiz, karışık. Hoş görünmeyen, uyumsuz. Düşüncelerini toparlayamayan. Geniş bir alana yayılmış olan.

Düzensiz : Düzeni olmayan veya düzeni bozuk, karışık, tertipsiz, intizamsız, gayrimuntazam, aritmik. Sistemsiz.

Karmakarışık : Huzursuz, kararsız, karmaşık. Dağınık, düzensiz, çok karışık.

Durum : Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Duruş biçimi, konum, tavır. Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon.

 

Zavallı : Gücü bir şeye yetmeyen, âciz. Acınacak kadar kötü durumda bulunan.

Perişani : Küçük görevlilerin giydikleri bir tür kavuk.

Perişan ile ilgili Cümleler

  • Ali son derece perişan görünüyor, değil mi?
  • Ben kesinlikle perişandım.
  • Ali biraz perişan görünüyordu.
  • Kent, depremde perişan oldu.
  • Perişan oldum.
  • Sen perişan olmalısın.
  • Perişansın, değil mi?
  • Ali çok perişandı.
  • Duygusal yönden perişan insanlarla nasıl konuşacağımı bilmiyorum.

Diğer dillerde Perişan anlamı nedir?

İngilizce'de Perişan ne demek? : adj. scattered, miserable, down at heels, poor, wretched, confused, deadbeat, dead end, desolate, distraught, down and out, out at elbows, forlorn, hangdog, prostrate, ruinous, run down, seedy, shoestring, up the spout

Fransızca'da Perişan : désolé/e, renversé/e

Almanca'da Perişan : adj. heruntergekommen, jämmerlich, kümmerlich, traurig

Rusça'da Perişan : adj. разбросанный, рассыпанный, растрепанный, растерзанный, растерянный, встревоженный, унылый, печальный, несчастный, пришибленный