Self help türkçesi Self help nedir

  • Kendi kendine yetme.
  • İmece.
  • Köylerin zorunlu işgörülerinin yerine getirilebilmesi için, bu çalışmalara, köylünün ortaklaşa olarak ve eşit koşullar içinde, yardımlaşma geleneklerinden güç alarak kendi emeği ile katılması yöntemi. ürün, emek, işgörü değiştokuşu ve toplumsal yardım amacıyla yakınlaşma. toplumsal çalışmaya kişilerin para katkısını içeren yükümlülük türü.
  • Kimseye muhtaç olmama.
  • Başkasına muhtaç olmama.

Self help ile ilgili cümleler

English: She herself helped him because no one else would.
Turkish: Başka birisi yardım etmeyeceği için, ona onun kendisi yardım etti.

English: She herself helped him.
Turkish: O, kendisi ona yardım etti.

Self help ingilizcede ne demek, Self help nerede nasıl kullanılır?

Self : Bencillik. Kişisel. Öz. Kişisel çıkar. Şahsiyet. Aynı. Şahıs. Düz renkli (çiçek). Kendi. Kişilik.

Help : Yardım etmek. Fayda etmek. Yardim etmek. Başa çıkmak. Muavenet etmek. Yardımcı olmak. Yardım. Kurtarmak. Yararı olmak.

Aided self help housing : Evini yapana yardım. Özellikle işsiz sayısı çok olan geri kalmış ülkelerde, konut yapımında ucuzluk ve etkinlik sağlamak amacıyla kamu kuruluşlarının desteği ile, iyesinin emeğinden, akçal gücünden, iş bilgisinden, becerisinden ve yakınlarının yardımlaşma olanaklarından yararlanarak konutsuz aileleri konutlandırma yöntemi.

 

Self sufficiency : Kendine yetme. Kendine güven. Kimseye muhtaç olmama.

Self abandonment : Fedakarlık. Ayrıntılı olarak.

Self abasement : Kendini rezil etme. Bayağılaşma. Küçülme. Alçalma. Kendini alçaltma.

İngilizce Self help Türkçe anlamı, Self help eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Self help ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Mutual aid : İki taraflı destek. Dayanışma. Karşılıklı yardım.

Collective work : Ortak yapıt. Birden çok kişinin yarattıkları ve parçalara ayrılabilen ve her parçası başka bir kişinin özelliğini taşıyan yapıt (jean deny armağanı) gibi.

Complacency : Kendinden hoşnut olma. Memnuniyet. Rehavet. Rahatlamanın yol açtığı gevşeklik. Rahatlık. Gönül rahatlığı. Tatlılık. Gönül hoşluğu. Sevinç.

Self sufficiency : Kendine güven. Kendine yetme.

Collective labour : Kırsal kesimde zorunlu ve isteğe bağlı işlerin, o kesimde yaşayanlarca eşit koşullarda işbirliğiyle gerçekleştirilmesi.

Give and take : Karşılıklı fedakarlık. Karşılıklı anlayış. Uzlaşma. İşbirliği. Karşılıklı özveri. Elbirliği. Al gülüm ver gülüm. Fikir alışverişi.

Working collectively : Kırsal kesimde zorunlu ve isteğe bağlı işlerin, o kesimde yaşayanlarca eşit koşullarda işbirliğiyle gerçekleştirilmesi.

Self sufficiency : Kendine yeterlilik. Kendine güven. Kendine yeterlik. Olgunluk. İktisadi bir karar biriminin tüm gereksinimlerini kendi kaynaklarıyla karşıladığı durum. bir ülke veya kesimin tüm gereksinimlerini, dış ticarete bağımlı olmadan ve herhangi bir dış yardım veya destek almadan kendi kendine karşılaması durumu. Kendine yetme.

Self subsisting : Kendi ihtiyaçlarını tamamen karşılayabilme. Kendisini geçindirme. İhtiyaçlarını gidermek için dış kaynaklara bağımlı olmama.