Serenading türkçesi Serenading nedir

  • Seranat yapma.
  • Seranat yapmak.

Serenading ingilizcede ne demek, Serenading nerede nasıl kullanılır?

Serenade : Serenat. Serenat yapmak. Serenat çalmak. Serenat söylemek.

Serenaded : Seranat yapmak. Seranat yapılmış.

Serenader : Seranat yapan. Seranatçı. Seranat yapan kimse.

Serenaders : Seranat yapan kimse. Seranatçı. Seranat yapan.

Serenades : Serenat söylemek. Serenat yapmak. Serenat çalmak. Serenat.

Serena merino : Serena merinosu. Anavatanı ispanya olan, vücudu küçük, yapağısı barrosa göre daha ince ve yağıltısı az olan tarak yapağı merinosu.

Serenata : Pastoral içerikli kısa kantat. Seranat. Kısa oratoryo.

İngilizce Serenading Türkçe anlamı, Serenading eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Serenading ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Serenaded : Seranat yapılmış.

Travel : Gazlamak. Tüymek. Seyahat. Gezmek. Kaçmak. Yolculuk etmek. Topuklamak. Gezi. Yol almak. Yolculuk.

Irradiation : Bir özdeği y, x ya da morötesi ışınları gibi görünen ışığın dalga boyundan daha küçük ışınımların etkisine bırakma. Biyolojik makromolekülleri parçalamak için elektromanyetik radyasyona maruz bırakma. röntgen gibi radyoaktif ışınlarla çalışan cihazların ışın yayması, ekspozür. Işık saçma. Radyasyon yayma işlemi. Işın tedavisi. Fizik, kimya, nükleer enerji, veterinerlik alanlarında kullanılır. İyonlaştırıcı ışınımın etkisi altında kalma. Işınımlama. Aydınlatma. Işınımlanma.

 

Circulation : Baskı sayısı. Akıntı. Mal, para, çek, bono gibi değerlerin iktisadi karar birimleri arasında el değiştirmesi. Devridaim. Dolanım. Deveran. Dolaşım. Tedavül (para için). Döngüsel yer ya da konum değiştirme devinimi. Dağıtım.

Invasion : Tecavüz. İnvazyon. Kriz. İstila. Saldırı. Vücudun patojen mikroorganizmaların saldırısına uğraması, hastalık etkeninin organizmaya girerek dokulara yayılması. kötü huylu tümörün komşu doku ve oluşumlara yayılması. Düşman istilası. Akın. Nöbet.

Dispersion : Dağılış. Dağıtım. Dağıtılma. Ak ışığın bir mercekten ya da bir üçgen biçikten geçerken, kırılım imleçleri değişik olan renklerin değişik açılarda kırılarak birbirlerinden ayrılmaları. Ayrılma. Karmaşık bir ışınımın tek renkli bileşenlerine ayrılması. bu olayı doğuran bir dizge ya da ortamın özelliği. bu özelliğin sayısal değeri. Serpinme. Fizik, kimya, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Serpinti. Ayrılım.

Change of location : Yer değiştirme.

Transmission : İntikal. Bir ışınımın, içindeki tek renkli ışınların frekansları (devir sıklıkları) değişmeksizin, bir ortamdan geçmesi. Transmisyon. Geçirim. Bir ortam ya da nesnenin bir yüzeyine gelen ve karşı yüzeyinden çıkan ışınım ya da erke yeğinlikleri arasındaki oran. İletim. Bilgisayar, bilişim, kimya, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Yayılma. Kalıtsal özelliklerin anne babadan yavruya geçişi bulaşıcı nitelikte bir hastalığın, etkenin bir bireyden diğer bir bireye, bir organdan diğer bir organa geçişi. Bulaştırma.

 

Spread : Ekmeğe sürülen şey. Ziyafet. Sürmek. Saçılmak. Fark. Aynı konuyu yazan karşılıklı iki sayfa (gazete). Açılmak. Sermek. Açmak. Sıçramak.

Airing : Açık etme. Havalanma. Havalandırma. Havalandırma işlemi. Ortaya dökme. Açığa vurma. Havaya gösterme. Hava alma. Gezinti.

Serenading synonyms : public exposure, diffusion, propagation, dissemination, radiation, scattering, extension.

Serenading zıt anlamlı kelimeler, Serenading kelime anlamı

Centralization : Merkeziyet yöntemi. Özekten yönetim. Özekçilik. Merkezcilik. Merkezileştirilme. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Merkeziyetçilik. Merkezileştirme. Yönetim, denetim, program hazırlama ve geliştirme ile ilgili eğitim etkinliklerinin bir ya da birkaç merkeze bağlanmasını doğru bulan görüş; bu görüşe dayalı tutum. Özeksel yönetim.