Shells türkçesi Shells nedir

  • Bombalamak.
  • Kabuğunu soymak.
  • Deniz kabuklarının genel ismi.

Shells ile ilgili cümleler

English: Mussels have shells.
Turkish: Midyelerin kabukları var.

English: Cowry shells were used for centuries as a form of money in Africa.
Turkish: Afrika'da yüzyıllarca deniz kabukları bir para şekli olarak kullanılıyordu.

English: Ali picked up some pretty shells on the beach.
Turkish: Ali sahilde bazı güzel deniz kabukları topladı.

English: My family and I are going for a fun filled day at the beach. It will include swimming, gathering shells, and building sandcastles.
Turkish: Ailem ve ben eğlence dolu bir gün için sahile gidiyoruz, bu, yüzme, kabuk toplama, ve kumdan kaleler yapma gibi şeyler içerecek.

English: Some cuttlefish have shells.
Turkish: Bazı mürekkep balıklarının kabukları vardır.

Shells ingilizcede ne demek, Shells nerede nasıl kullanılır?

Oyster shells : Midye-istiridye kabukları. İstridye kabuğu. İstiridye kabukları. İstiridye kabuğu.

Bombshells : Bomba. Bomba etkisi yapan şey. Sürpriz. Mermi. Kötü sürpriz. Bomba mermisi.

Clamshells : Çift çeneli kepçe. Çeneli kepçe. Midyevari şekilde açılıp kapanan metal. Çift çeneli kova. İstiridye kabuğu. Sallama kepçe.

Cockleshells : Küçük kayık. Küçük sandal. Tarak kabuğu. Midye vb kabuk. Kabuk (midye vb.). Midye kabuğu.

 

Eggshells : Yumurta kabuğu.

Shell crater : Mermi çukuru.

Shell document : Kabuk belge.

Shell case : Kovan.

Nutshells : Kabuk (kuruyemiş). Kısa açıklama. Ceviz gibi yemişlerin kabuğu. Fındık. Özet. Fındıkkabuğu. Kısaca. Kuruyemiş kabuğu. Ceviz kabuğu. Fıstık.

Shell breaking strength : Kanatlılarda yumurta kabuğu kalitesini belirlemek için yumurtaya özel aletle basınç uygulayarak kırılma direncinin tespit edilmesi. Kabuk kırılma direnci.

İngilizce Shells Türkçe anlamı, Shells eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shells ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Remainder : Satılmayıp elde kalan kitap. Geri. Miras kalan şey. Bilgisayar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bakiye. Para üstü. Elden çıkarmak. Kalan. Artık. Tortu.

Undercut : Düşük fiyat teklif etmek (başkasının önerdiği fiyattan). Kesme vuruşu yapmak (tenis). Alttan vurmak. Başkalarından daha ucuza satmak. Daha ucuza satmak. Altını kesmek. Fiyat kırmak. Ucuza satmak (başkasının önerdiği fiyattan). Düşük fiyat vermek (başkasının önerdiği fiyattan). Alttan kesmek.

Give : Tanımak. İtiraf etmek. Doğruluğunu kabullenmek. Düzenlemek. Bahşetmek. Uçlanmak. Dogruluğunu kabullenmek. Koparmak. Esnemek. Gitmek.

Bootleg : Kaçak içki. İçki kaçakçılığı yapmak. Korsan satış yapmak. Soket. Patlatma amaçlı delinmiş bir deliğin patlama sonrası patlamayan dip kısmı. Kaçakçılık yapmak. Kaçak. Teksas eyaletinde şehir. Yasadışı içki yapmak.

Whizzbang : Kurşun vızıldaması.

Hulling : Gövde. Kabuğunu çıkarmak. Tekne. Kabuk. Zarf. Geminin teknesini vurmak. Kabuk (ceviz veya fıstık veya bezelye vb). Çerez kabuğu. Türlü işlerde kullanılan ağaçtan uzun ve geniş kap. Kabuğunu ayıklamak (içini çıkarmak için ceviz veya fıstık veya bezelye vb'nin).

 

Saturating : Doyurma. Dolgu maddeli. Islatmak. Emdirme. Doygun hale getirme. Yoğunlaştırma. Doyurmak. Doyurucu. Bıktırma. Gına getirmek.

Whizbang : Kurşun vızıldaması.

Saturates : Bıktırmak. Gına getirtmek. Gına getirmek. İşba etmek. Doyurmak. Sindirmek. Islatmak. Sırılsıklam etmek. İçine geçip yayılmak.

Peel : Kabuğunu çıkarmak. Dökülmek (deri). Pullanmak. Sıyrılmak (ağacın kabuğu veya insanın derisi veya boya vb). (kabuğu veya derisi) soyulmak. Ayrılmak. Hareketli bir araç veya uçak grubundan ayrılarak farklı yöne gitmek. Soyunmak. Soymak.

Shells synonyms : shotgun shell, whizbang shell, negociate, tank shell, peel away, coventrize, interchange, bombarded, bombards, exchange, batters, disbark, excoriate, husked, palm off, bomb, dispose, bombs, syndicate, husk, bombarding, saturate, sell short, sacrifice, change, move, husks, bombard, underprice, hulls, retail, hull, shell.

Shells zıt anlamlı kelimeler, Shells kelime anlamı

Wholesale : Büyük çapta olan. Toplu. Toptancılık. Geniş çapta. Toptan olarak. Toptan alım satım. Toptan. Toptancı (tüccar). Toptan satış. Büyük çapta.

Buy : İnanmak. Satın almak. Yutmak. Kabul etmek.

Take : Alıntı. Yakalamak. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Almak. Çevirmek. Reaksiyon. Ele almak. Yazmak. Çekim. Kabul edilmek.

Shells antonyms : retail, odorless, odorous.