Shrifts türkçesi Shrifts nedir

  • Günah çıkarma.
  • Günah çıkarttırma.

Shrifts ingilizcede ne demek, Shrifts nerede nasıl kullanılır?

Give short shrift : İlgilenmemek. Kabaca davranmak. Önem vermemek.

Give somebody a short shrift : Az ilgilenmek. Hemen işini bitirmek.

In shrift : Günah çıkaran. İtirafta bulunan (bir papaza).

Short shrift : Kısa günah çıkartma. İdamından önce bir hükümlüye verilen kısa itiraf veya günah çıkarma süresi. Bir mesele veya kimse ile ilgili ilgisizlik veya dikkatsizlik. Baştan savma.

Shrift : Günah çıkarttırma. Günah çıkarma.

Shrieked : Haykırmak. Feryat etmek. Avazı çıktığı kadar bağırmak. Çığlık. Haykırma. Yırtınmak. Acı acı bağırmak. Çığlık atmak. Acı feryat.

Shriek : Acı acı bağırmak. Haykırma. Çığlık atmak. Yırtınmak. Feryat etmek. Avazı çıktığı kadar bağırmak. Çığlık. Acı feryat. Haykırmak. Yaygara.

Shriekers : Avazı çıktığı kadar bağıran. Feryat eden. Bağıran kimse. Çığlık atan kimse. Çığlık atan. Yüksek perdeden bir çığlık atan kimse.

Shriek with laughter : Gülmekten kırılmak. Gülmekten katılmak. Katıla katıla gülmek.

Shrieky : Gürültülü ve yüksek perdeden. Tiz. Cırlak. Çok tiz sesle atılmış çığlık.

İngilizce Shrifts Türkçe anlamı, Shrifts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Shrifts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Amplitude : Genişlik. Üslup zenginliği. Vusat. Bolluk. Bilgisayar, ekonomi, fizik, kimya, uzay, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir salınım devinmesinde, denge durumundan en çok uzaklaşılan nokta. dolayısıyla, elektromıknatıs dalgalarda ya da ses dalgalarında, dalganın taşıdığı erkenin niceliğini belirleyen özellik. Sıra. Amplilüd. Salınım devimlerinde denge konumuyla en büyük uzanım arasındaki fark. değişen yıldızlarda, en büyük parlaklık ile en sönük parlaklık arasındaki fark. Salınan bir noktanın ya da bir cismin denge konumundan en büyük ayrılımı.

Translation : Öteleme. Tebdil. Matematik bir uzayı ya da uzay içindeki nesneyi, aynı doğrultuda bir yerden başka yere götürme işlemi. Bir nesnenin aynı doğrultuda yer değiştirmesi. Ötelenme. Çevrilmiş yazı veya söz. Bir cismin ya da dizgenin tüm noktalarının koşut doğrultuda ve eşit tatarda kakması. Bir yerden başka yere aktarma. Mrna’nın taşıdığı genetik bilgiye göre ribozomlarda amino asit dizisinin saptanarak proteinlerin sentezlenmesi, translasyon. Translasyon.

Disembosom : Ortaya dökme. Açığa çıkarma. İtiraf etme.

Luxation : Lüksasyon. Eklem çıkığı. Çıkık. Luksasyon. Çıkık. dişin travmaya bağlı olarak yuvasından ayrılması.

Carry : Başarı kazanmak. İletmek. Erişmek. Menzili olmak. (toplama ve çarpmada sayıyı sonuncu basamağa) geçirmek. Üzerinde bulundurmak. Taşımak. İçermek. Kabul edilmek. Nakletmek.

Shriving : İtiraf ve tövbeden sonra günahları aklamak. İtiraf edilen günahları dinleme. Papaz olarak günahını çıkarmak. Günahlar için ceza belirlemek. Günahların itirafını duymak.

 

Translocate : Kenar etmek. Yer değiştirmek. Yerini değiştirmek.

Transpose : Perdesini değiştirmek. Devrik. Tanspoze. Devrik_dönüşüm. Aktarmak. Sırayı değiştir. Denklemin öbür tarafına geçirmek. Sırasını değiştirmek. İşlemi tersine çevir. Yerini değiştirmek.

Move : Tahrik etmek. Kıpırdamak. Hareket etmek. İlerlemek. Duygulandırmak. Taşınmak. Teklif etmek. Kıpırdatmak. Kımıldatmak. Hareket.

Remove : Başka yere götürmek. Götürmek. Kohumluk derecesi. Taşınmak. Oynatmak. Uzaklaştırmak. Kademe. Derece. Ortadan kaldırmak. Atmak.

Shrifts synonyms : shuffle, confession, carry over, carry forward, displace, displacement, transship, transfer, shunt, confessions, bunker, sale of indulgences, shrift.

Shrifts zıt anlamlı kelimeler, Shrifts kelime anlamı

Back : Bir takımda savunma katını oluşturan ve kalecinin önünde yer alan oyunculardan her biri. Geri. Arka. Ters. Ayak arkası. Arkalık. Kasalı çalgılarda kasanın arka tarafında kalan ve genellikle birbirine yapıştırılmış iki simetrik parçadan oluşan ağaç tabakası. Geriye. Geçmişe. Sırt.

Veer : Dönmek. Yön değiştirme. Değişmek. Döndürmek. Yön değiştirmek. Döndürme. Sapmak. Saptırmak. Dümen kırmak. Çevirmek.

Strengthening : Sağlamlaştırma. Teyit. Tahkim. Kuvvetlendirme. Kuvvetlendirici. Güçlendirme. Güçlendirici. Takviye etme. Takviye.

Shrifts antonyms : weakening.