Silahsızlandırmak nedir, Silahsızlandırmak ne demek

  • Silahsızlanmasına sebep olmak, silahsızlanmasını sağlamak, silahlarını bıraktırmak

Silahsızlandırmak kısaca anlamı, tanımı

Sila : Silah. Sıla, vatan. Silaha, silahı

Silahsız : Silahı olmayan. Silahı olmadan.

Silahsızlandırma : Silahsızlandırmak işi.

Silah : Savunmak veya saldırmak amacıyla kullanılan araç. Savunmak veya saldırmak için kullanılan nesne, etken araç. Bir konuda etkili her şey.

Silahsızlanma : Genel barış ve güvenlik için silah gücünü, silah kuvvetlerini azaltma veya büsbütün ortadan kaldırma. Dünyada genel barışı sağlamak ereğiyle devletlerin karşılıklı olarak silah gücünü azaltma ya da tümüyle ortadan kaldırma çabası.

Bıraktırmak : Bırakmasını sağlamak, bırakmasına yol açmak.

Bıraktırma : Bıraktırmak işi.

Sağlamak : Bir işin olması için gerekli durumu, şartları hazırlamak, temin etmek. Bir işlemin doğruluğunu ortaya koymak. Öndeki aracın sağından ilerleyerek önüne geçmek. Elde etmek, sahip olmak.

Sağlama : Sağlamak işi. Bir problemin çözümü veya bir hesabın doğruluğunu denetlemek için yapılmış olan kontrol işlemi, mizan.

Sağlam : Dayanıklı, kolay bozulmaz, yıkılmaz, stabil. Sakatlık veya hastalığı bulunmayan, sağlıklı, sıhhatli. Gerçek, inanılır bir temeli olan. (sa'ğlam) Her hâlde, muhakkak. Zarar görmemiş, bozulmamış. Güvenilir.

 

Sebep : Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey.

Olmak : Meydana gelmek, varlık kazanmak, vuku bulmak. Hazırlanmak, hazır duruma gelmek. Bir şeyi elde etmek, edinmek. Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak. Yitirmek, elinden kaçırmak. Sıfat-fiil eki almış kelimelerle birlikte başlama, bitirme vb. bildiren fiilleri oluşturur. Gerçekleşmek ya da yapılmak. Yol açmak. Sarhoş olmak. Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek. Hastalığa yakalanmak, tutulmak. Yetişmek, olgunlaşmak. Bulunmak. Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak. Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz. Sürdürmek, yürütmek. Herhangi bir durumda bulunmak. Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak. Yaklaşmak, gelip çatmak. Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek. Bir durumdan başka bir duruma geçmek. Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak. Geçmek, tamamlanmak. Uygun düşmek, yerinde görülmek. Uymak, tam gelmek.

Olma : Olmak işi.

Sebe : Çaba.

Bıra : Birader, kardeş. Bu yer, bk. bire, bura.

Diğer dillerde Silahsız şerit anlamı nedir?

İngilizce'de Silahsız şerit ne demek ? : unarmed tapeworm