Smithereens türkçesi Smithereens nedir

  • Tuzbuz.
  • Binbirparça.
  • Küçük parçalar.
  • Parçacıklar.

Smithereens ile ilgili cümleler

English: The bomb blew Tom's house to smithereens. Fortunately, he wasn't at home at the time.
Turkish: Bomba Tom'un evini parçalara ayırdı. İyiki, o anda evde değildi.

English: The bomb blew Tom's car to smithereens.
Turkish: Bomba Tom'un arabasını parçalara ayırdı.

Smithereens ingilizcede ne demek, Smithereens nerede nasıl kullanılır?

Be broken to smithereens : Paramparça olmak.

Into smithereens : Bin bir parçaya.

Smash to smithereens : Parça parça etmek. Paramparça etmek. Tuzla buz etmek. Un ufak etmek.

Smitheries : Nalbantlık. Demirhane. Demircilik. Çilingir dükkanı. Demirci dükkanı.

Smithery : Çilingir dükkanı. Demircilik. Demirhane. Nalbantlık. Demirci dükkanı.

İngilizce Smithereens Türkçe anlamı, Smithereens eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Smithereens ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Particulates : Partiküller.

Accumulation : Birikinti. Herhangi bir ilaç veya zehirli maddenin değişik nedenlere bağlı olarak bazı organ veya dokularda birikmesi, akümülasyon. Ürem ve diğer kazançların ana paraya eklenmesi. bir amaç için para biriktirme. İktisat, ekonomi, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Birikme. Teraküm. Yığılma. Toplama. Mal ve sermayenin toplanıp çoğalma süreci. tasarrufların yeni yatırımlar şeklinde sermaye stokuna eklenmesi. işletme karının kar payı olarak dağıtılmayıp özkaynağa eklenmesi. Toplanma.

 

Collection : Koleksiyon. İane. Biriktirme. Tecimsel bir belgitte, bir arıtma belgitinde ya da bir başka ödeme belgitinde yazılı paranın alınması, para alma. Yığın. Bir alacak veya borcun ödenmesiyle hesabın kapatılması. (collection) mali ve ticari belgelerin, alınan talimat uyarınca ödenmesinin ve/veya kabulünün sağlanması, ödeme ve/veya kabul karşılığında veya diğer koşullara bağlı olarak belgelerin teslimi için bankalarca işlem yapılması. Cibayet. Biriktiri. Para toplama. Tahsil.

Particles : Parçacık. Zerre. Tanecik. Takı. Molekül. Zerrecikler. Edat. İlgeç. Taneler.

Sprinkles : Lekelemek. Islatmak. Serpinti. Ekmek. Dondurma üzerine sos olarak serpiştirmek üzere kullanılan küçük çikolata veya şeker parçacıkları. Sulamak. Saçmak. Serpiştirmek. Serpmek.

Assemblage : Küme. Topluluk. Toplantı. Birleştirme. Toplama. Montaj. Meclis. Toplanma. Kalabalık. Bir araya toplama.

Dribs and drabs : Bölük pörçük.

Tiny particles : Minyatür tanecikler. Minik tanecikler. Küçük fraksiyonlar.

Aggregation : Birleştirme. Toplama. Birikim. Sosyete teşkil etmeyen bir türün bireylerinin bir yerde toplanması. Hücrelerin yuvarlaklaşması ve üzüm salkımı biçiminde bir araya toplanması. birleştirme, toplayıp yığma, kümelenme, kan pulcuklarının kümelenmesi gibi. Toplanma, bir araya gelme, kümeleşme. saldırı, canlılar arasında beslenma, çiftleşme, yuva alanının korunması gibi savunma, korku veya rekabetle ilgili davranışlar. Yığın. Agregasyon. Kümelenme. Bir araya toplanma.

Smithereens ingilizce tanımı, definition of Smithereens

Smithereens kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Atoms. Smithers. Fragments.