Particulates türkçesi Particulates nedir

  • Partiküller.
  • Parçacıklar.

Particulates ingilizcede ne demek, Particulates nerede nasıl kullanılır?

Particulate : Partikülat. Katı parçacık. Özellik. Çözünmez. İri parçacıklı.

Particular : Farklı. Ayrıntı. Husus. Müşkülpesent. Özel. Mahsus. Özellik. Muayyen. Tikel. Özgü.

Particular average : Küçük avarya. Küçük deniz yitircesi. Büyük deniz kıranları sayılmayan, yolculuğun belirli zorluk ve sıkıntıları arasına girmeyen yitirce giderleri (yüke ilişkin olanı malın iyesi, gemiye ilişkin olanı gemi iyesince ödenir). Deniz yolculuğunun belirli zorluk ve sıkıntıları arasında olmayan kırılma, dökülme giderleri, (deniz taşıtları özel dokuncasında gemiye ilişkin olanlar gemi iyesi diğerleri ise yük iyesince karşılanır). Özel avarya. Özel küçük avarya. Hususi avarya. Yolculuğun normal sonucu olmayan hasar veya zarar. Özel deniz dokuncası.

Particular case : Özel durum.

Particular integral : Özel integral. Özel tümlev.

Particularity : Tamlık. Bir önermede yüklemin özneyi oluşturan öğelerden kimilerine yüklenebilmesi ya da bir nedensel ilişkinin konusunu oluşturan birimlerden kimileri için geçerli olması, bk. tümellik. Titizlik. Özellik. Husus. Tikellik. Seçicilik. Eksiksizlik.

Particularised : Belirlenmiş.

 

Particularisation : Özellik.

Particular solution : Özel çözüm.

Particularist : Partikülarist. Tikelci.

İngilizce Particulates Türkçe anlamı, Particulates eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Particulates ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Provide : Temin etmek. (veri vb) girmek. Vermek. Önlem almak. Bulundurmak. Hazırlıklı olmak. Şart koşmak. Sağlamak. Vazetmek. Koşul koymak.

Particles : Zerre. Edat. Zerrecikler. Takı. Molekül. Parçacık. İlgeç. Tanecik. Taneler.

Sprinkles : Serpmek. Islatmak. Serpiştirmek. Sulamak. Lekelemek. Saçmak. Serpmek (yağmur). Ekmek. Serpinti.

Joint : Ortak. Müşterek. Çatlak. Birleşmiş. Ek yeri. Ek. Birleşik. İki borunun birbirine birleştirildiği yer. Eklemek. Birlikte.

Render : Eritip saf bir hale getirmek (yağı). -leştirmek. Çevirisini yapmak. Açıklamak. Yorumlamak. Eritmek (yağ). İfade etmek. Etmek (iyilik veya hizmet veya yardım veya teşekkür). Çalmak (müzik terimi). Vermek.

Furnish : Donatmak. Dekorasyon yapmak. Tefriş etmek. Sunmak. Vermek. Tedarik etmek. Teçhiz etmek. Döşemek. Sağlamak. Mobilya döşemek.

Supply : Stok miktar. Arz. Tamamlamak. Sağlama jüyesi. Tedarik etmek. Gidermek. Bir şeyi bulup (müşteriye) ulaştırmak. Verilmesi gerekli oran. İktisat, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Mevcut.

Dribs and drabs : Bölük pörçük.

Smithereens : Binbirparça. Tuzbuz. Küçük parçalar.

Particulates zıt anlamlı kelimeler, Particulates kelime anlamı

Inarticulate : Konuşamaz. Dilsiz. İyi ifade edilmemiş. Konuşma özürlü. Eklemsiz. Derdini anlatamayan. Kendini iyi ifade edemeyen. Anlaşılmaz. İnartikülat. Belirsiz.

Written : Tahriri. Yazıya dökülmüş. Yazılmış. Yazılı.

Uncommunicative : Ağzı sıkı. Az konuşan. Ketum. Konuşkan olmayan. Az konuşur. Çekingen.

Particulates antonyms : nonparticulate.