Particles türkçesi Particles nedir

Particles ile ilgili cümleler

English: Ali hadn't cleaned his keyboard for months, and it was clogged with dust, food particles, and God knows what else.
Turkish: Ali aylardır klavyesini temizlememişti, ve o tozla, gıda parçalarıyla ve Allah bilir başka neyle dolmuştu.

English: Each kind of atom has a certain unique number of particles called protons, neutrons, and electrons in it.
Turkish: Her tür atomun içinde protonlar, nötronlar ve elektronlar denilen belirli benzersiz parçacıkları vardır.

English: Some scientists think that gravity is made up of particles called gravitons which travel at the speed of light.
Turkish: Bazı bilim adamları yer çekiminin ışık hızıyla seyahat eden graviton denilen parçacıklardan yapıldığını düşünüyor.

English: Gravity is a force of attraction that exists between any two masses, any two bodies, or any two particles.
Turkish: Yer çekimi herhangi iki kütle, herhangi iki organ ya da herhangi iki parçacık arasında olan bir çekim kuvvetidir.

English: Saturn is surrounded by over 1000 rings made of ice and dust. Some of the rings are very thin and some are very thick. The size of the particles in the rings range from pebble-size to house-size.
Turkish: Satürn buz ve tozdan oluşan 1000'den fazla halka ile çevrilidir. Halkaların bazıları çok ince ve bazıları çok kalındır. Halkalardaki parçacıkların boyutları çakıl boyutundan ev boyutuna kadar değişir.

 

Particles ingilizcede ne demek, Particles nerede nasıl kullanılır?

B type particles : Maymun karsinomlarında elde edilmiş olan zarflı virüs tanecikleri. B-tipi tanecikler.

Beta particles : Beta parçacığı. Beta parçacıkları. Radyoaktif çözülme sırasında bir atom çekirdeğinden çıkarılan elektronlar veya pozitronlar. Beta partikülü. Beta partikülleri.

C type particles : Elektron mikroskobundaki görünüşüne göre tarif edilen, merkezi olarak yer alan küresel bir rna nükleotidi bulunan, birçok sarkom ve lösemi tiplerine sebep olduğu düşünülen, bir tip rna ürünü. C tipi virüs.

Colloidal particles : Koloidal parçacıklar.

Defective interfering particles : Çoğalma sırasında oluşan, ebeveyn virüse göre genomu daha kısa yapıda olan yeni nesil virüsler. Kusurlu interfere edici tanecikler.

Heavy charged particles : Yüksek enerjili, artı yüklü parçacıklar. Ağır yüklü parçacıklar.

Particle of dust : Toz zerreciği.

Tiny particles : Küçük parçalar. Küçük fraksiyonlar. Minik tanecikler. Minyatür tanecikler.

Particle board : Lif levha. Mika. Elyaf levhası. Fiber levha. Sunta. Yonga levha. Yongalevha. İnce elyaflı sunta. Yonga levhası.

Antiparticles : Zıt parçacık. Karşıtparçacık. Karşıt parçacık. Antiparçacık. Karşı parçacık. Antipartikül. Çarpışmadan sonra birbirini yok eden iki parçacıktan biri (fizik).

İngilizce Particles Türkçe anlamı, Particles eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Particles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Spall : Ufak parça taş. Parçalamak. Kıymık. Kabuğunu soyma. Pul pul olmak. Taş parçası. Parçalanmak. Kıymak. Ufak taş parçası.

Grains : Çizgi. Damar. Tane. Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç gibi hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı. Metali oluşturan minik tanecikler. Granül. Damarlı yüzey. Ağırlık birimi.

Virion : Viryon. Protein kılıfıyla çevrili nükleik asitten oluşan enfekte etme yeteneğinde olan olgun virüs. Enfekte etme yeteneğine sahip veya etkin olan tam virüs. Nükleik asit ve protein kılıfından oluşan tam bir virüs partikülü. virion. Viriyon. Tümkatmanlı virüs. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kapsitle çevrili nükleik asitten oluşan ve enfekte etme yeteneğinde olan tam bir virüs partikülü. Konak hücrenin dışında ortaya çıkan enfeksiyonlu virüs partikülü.

Fermion : Fermi-dirac istatistiklerine uyan ve pauli dışarda tutma prensibine meyilli veya bağlı her partikül veya parçacık (elektron, proton, nötron gibi) (fizik). Fermion. Fermi-dirac istatistiğine uyan parçacık.

Ion : Artı ya da eksi elektrik yüklü atom, molekül ya da kök. Net elektrik yükü taşıyan atom ya da molekül. Üşer. İyon. Yükün. Pozitif veya negatif yüklü bir atom. Artı, eksi kıvıl yük gösteren öğecik ya da özdecik. Biyoloji, fizik, kimya, uzay, nükleer enerji, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Elektrik yüklü atom ya da atom kümesi. (pozitif yüklü iyonlar (katyonlar), atomun ya da atom kümesinin elektriksel yönden yansızlığı için gerekenden daha az elektron taşırlar; negatif yüklü iyonlardaysa daha çok elektron vardır). Elektrik yüklü atom ya da atom grubu.

Newspaper article : Gazete yazısı. Gazete makalesi.

Spalled : Kıymak. Taş parçası. Parçalanmak. Kıymık. Pul pul olmak. Ufak parça taş. Kabuğunu soyma. Parçalamak. Yonga.

Magazine article : Dergi yazısı.

Formative : Oluşmaya müsait. Sözcük kökünü geliştirebilir. Şekil veren. Oluşumsal. Oluşmaya ait. Ek. Geliştirici. Biçimlendirici. Gelişebilir.

Deuteron : Döteron. Ağır bir hidrojenin atomu (fizik). Ağır önelcik. Fizik, kimya, nükleer enerji alanlarında kullanılır. Döteryum atomunun çekirdeği. Deutoryumun çekirdeği. Kütle sayısı 2 olan (1 nötron + 1 proton) döteryum çekirdeği. Ağır hidrojenin bir önelcik ve bir ılıncıktan oluşan çekirdeği. Dötron.

Particles synonyms : news story, news article, virino, think piece, nonfictional prose, superstring, subatomic particle, glimmers, garniture, offprint, colors, jewelries, aughts, corpuscular, ornament, reprint, flakes, fundamental particle, postpositive, motes, colours, crumb, adornment, fleck, newspaper column, ending, micelles, modicum, glimmer, particulates, postposition, prepositions, dribs and drabs.

Particles zıt anlamlı kelimeler, Particles kelime anlamı

Indivisible : Bölünmeyen. İndivizibl. Bölünmez. Bölünemeyen. Bölünemez sayı. Taksimi gayrı kabil. Parçalanamaz. Kesirsiz. Bölünemez.

Particles antonyms : natural object.