Socked türkçesi Socked nedir

Socked ingilizcede ne demek, Socked nerede nasıl kullanılır?

Socket : Kovan. Oyuk. Reze yuvası. Soket. Ek bileziği. Yuva. Duy (elektrik). Duy. İki boruyu birbirine eklemekte kullanılan bağlantı parçası. İçine bir şey geçirilen delik.

Socket for headphone : Bazı sesli aygıtlarda (ses aygıtı, almaç, vb.), sesi dışarıya vermeden ya da saptanırken izlemek için kullanılan kulaklığın takıldığı yuva. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kulaklık yuvası.

Socket for remote control : Uzaktan yönetme yuvası. Alıcı ya da almaçta uzaktan yönetme aygıtının bağlandığı yuva. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Socket for tape recorder : Ses aygıtı yuvası. Bazı aygıtlarda (örneğin almaçta, göstericide) ses aygıtının bağlanması için ayrılan yuva. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Socket for uhf antenna : Pek yüksek yinelenim dalgalığı yuvası. Almaçta pek yüksek yinelenim kuşaklarındaki yayınları izlemek için, buna özgü dalgalık ucunun sokulduğu yuva. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Sockeye : Kızıl somon. Kuzey pasifik alanına özgü bir somon balığı.

Sockeyes : Kuzey pasifik alanına özgü bir somon balığı. Kızıl somon.

Socket joint : Ek bileziği ile yapılan bağlantı. Ek bilezikli ek. Manşonlu ek. Manşonlu bağlantı.

 

Ball and socket : Bilyalı mafsal. Küresel mafsal.

Socket for vhf antenna : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Çok yüksek yinelenim (çyy) dalgalığı yuvası. Almaçta çok yüksek yinelenimlerdeki yayınları izlemek için buna özgü dalgalık ucunun sokulduğu yuva.

İngilizce Socked Türkçe anlamı, Socked eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Socked ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Catches : Tutmak. Kavramak. Baskın yapmak. Yakalamak. Yakalanmak. Tutunmak. Sıkışmak. Cezbetmek.

Greasy : Civa gibi. Yağlanmış. (birine yapılan) yanlış veya yamuk. Gresli. Kaygan. Yağlı. Ele avuca sığmaz. Kaypak. Yıkanmamış. Yapışkan.

Grungy : Pis. Temiz olmayan. Kirli. Grunge müziği veya tarzına ait veya ilgili. İğrenç. Pasaklı. Dağınık.

Black : Uğursuz. Kötü. Kara. Kara renk; üzerine düşen bütün ışığı soğuran cisimlerin rengi. Siyahlatmak. Morartmak. Kasvetli. İs. Kızgın.

Baste : Teyellemek. Paylamak. Yağlamak. Erimiş yağ dökmek. Dayak atmak. Haşlamak. Azarlamak. Yağ sürmek. Kurumaması için etin üzerine su dökmek.

Birched : Huş ağacı. Dökmek. Sopalamak. Kamçılamak. Falaka sopası. Huş. Sopayla dövmek. Betula. Değnekle vurmak.

Bastinado : Falaka. Falakaya yatırmak. Dayak. Falakaya çekmek. Sopa.

Be reflected : Yansıtılmak. Yansımak.

Beat : Vuruş. Vuru. Vurma sesi. Sıklıkları yakın iki dalganın girişimi ile oluşan ve sıklığı, sıklıklar çıkarımına eşit olan dalga. Güdülen amaca göre, namlunun ortaya da esnek bölümü ile, karşı namluya birden yapılan vuruş. Yuvasından çıkarmak (av). Pataklamak. Çırpmak. Volta vurmak.

 

Smacks : Şamar. Şaplak. Hafif tad. Şak. Lezzet. İz. Şaplatmak. Şapırdama. Tutam (tuz vb.). Şap.

Socked synonyms : travel soiled, dirty faced, unswept, pocket flap, patch pocket, sordid, slash pocket, travel stained, snot nosed, oily, grimy, dingy, cobwebby, cuff, fouled, slap in the face, bedraggled, slaps, birches, bastes, raunchy, bastinadoes, caught, beats, buffets, socking, banged, draggled, breast pocket, beetled, batter, smudgy, cleanness.

Socked zıt anlamlı kelimeler, Socked kelime anlamı

Dirtiness : Pislik. Kirlilik. Aşağılıklık. Adilik. Pasak.

Tidy : Epey. Çekidüzen vermek. Tertipli. Çok. Toparlamak. Düzenli. Şık. Temizlemek. Ivır zıvır kutusu. Derli toplu.

Clean : Saf. Lekesiz. Yasal. Parlatmak. Arı. Pak. Ruhsatlı. Katışıksız. Ak. Almak.

Socked antonyms : desecrated, earthly, profane, impious.