Solanine türkçesi Solanine nedir

  • Patates türü bitkilerin sürgünlerinde veya filizlenen yumrularında bulunan zehirli bir alkaloit.
  • Solanin.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.

Solanine ingilizcede ne demek, Solanine nerede nasıl kullanılır?

Solanine poisoning : Solanin zehirlenmesi. Yapısında solanin bulunduran it üzümü, domates, patates, ısırgan gibi bitkilerin hayvanlar tarafından tüketimi sonucu oluşan, alyuvarlarda parçalanma, merkezi sinir sisteminde önce uyarı sonra baskı yaparak medulladaki solunum, motor merkezleri etkileyerek ve asetil kolin esterazı engelleyerek hayvanlarda salya artışı, kusma, ishal, bacaklarda egzama, ülserli ağız yangısı ve kalp atımlarının zayıflaması gibi bozukluklara neden olan bir zehirlenme tipi.

Solan goose : Sümsük kuşu.

Solan : Sümsük kazı. Çok büyük sümsük kuşu.

Solanaceous : İtüzümü ailesinden olan (botanik terimi).

Solanums : Patlıcan.

Solar : Güneşe göre hesaplanan. Güneşe ait. Güneş veya güneş ışınlarıyla ilgili olan, solaris. güneş veya güneş ışınlarının etkisiyle oluşan. Solar. Soler. Güneşle ilgili. Güneş ile ilgili. Güneş. Şemsi. Güneşsel.

Solar battery : Güneş pilleri. Güneş pili. Güneş pilleri örgüsü. Güneş hücresi. Bir aygıtta güneş ışığından enerji depolayan birim. Güneş bataryası.

 

Solacers : Ferahlatan kimse. Avutan kimse. Rahatlatan kimse. Teselli eden kimse. Üzüntüsünü hafifleten kimse. Teskin eden kimse.

Solacement : Avutma. Teselli. Teskin etme. Üzüntüsünü hafifletme. Rahatlatma. Teselli etme. Ferahlatma.

Solacer : Teskin eden kimse. Rahatlatan kimse. Teselli eden kimse. Avutan kimse. Üzüntüsünü hafifleten kimse. Ferahlatan kimse.

İngilizce Solanine Türkçe anlamı, Solanine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Solanine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A clay : Beyaz kil. Sindirim kanalındaki zehirleri ve vitaminleri yüzeyde tutarak emilimlerini önleyen ve bağırsak duvarını kaplayarak koruyucu bir tabaka oluşturan doğal alüminyum silikat bileşiği, kaolin.

Abdominal ovariectomy : Abdominal ovaryektomi. Laparotomi yoluyla gerçekleştirilen kısırlaştırma.

A c deformity : A-c kusuru. Arnold-chiari yapılış bozukluğu.

Solarise : Güneşte bırakmak. Güneşin etkisine maruz bırakmak (solarize olarak da yazılır). Güneşte kalmak. Güneş ışığı etkisinde bırakarak bozulmak. Güneş ışığına maruz kalmak. (britanya ingilizcesi) güneş ışığına aşırı bir şekilde maruz bırakarak hasar vermek (bir fotoğraf negatifinde olduğu gibi). Güneşin etkisine maruz kalmak.

Abdomen : Karnın altı. Abdomen. Batın. Böcek gövdesinin alt kısım. Karın. Karın (böcek gövdesinde). Sindirim organları, karaciğer ve böbreklerin içinde bulunduğu ve göğüs boşluğundan bir diyaframla ayrılan vücut boşluğu, abdomen.

Abdominal distention : Abdominal gerginlik. Karın gerginliği. Karın duvarının gergin olması, abdominal gerginlik.

 

Abamectin : Streptomyces avermitilis adlı bakteriden fermentasyon sonucunda elde edilen ve sığırlarda sindirim kanalı yuvarlak solucanları, akciğer kurtları, bit ve kenelerle mücadelede kullanılan, parazitlerde gaba salınımını artırarak ölümlerine neden olan bir ilaç. Abamektin.

A c syndrom : Arnold-chiari yapılış bozukluğu. A-c sendromu.

A crochordon : Köpeklerde küçük, kılsız, hiperplastik bir epidermisle damardan zengin kollajen dokudan ibaret, saplı veya sapsız, deri eklentileri içermeyen, deri sarkmalarıyla belirgin iyicil tümör, fibrovasküler papillom, yumuşak fibrom, pendilöz yumuşak fibrom. Akrokordon.

Abaxial : Eksenden uzakta bulunan (biyoloji terimi). Aks kemiği dışında. Eksenden uzak, eksen dışı. Abaksiyal. Eksen dışı. Eksendışı. Eksenden uzak.

Solanine synonyms : expose, abdominal fat necrosis, sun, a band, abattoir, solarize, overexpose, insolate, a amplitude mod, a dna, abdominal palpation, abdominal pain.

Solanine zıt anlamlı kelimeler, Solanine kelime anlamı

Underexpose : Düşük ışıklamak (filmi). Karanlık çıkarmak (foto). Karanlık çıkarmak (fotoğrafçılık terim). Az ışıklamak. Fotoğrafı karanlık çıkarmak.

Stay : Bastırmak (açlığı). İkamet etmek. ...olarak kalmak. Önlemek. Germek. Sürdürüp tamamlamak. Geciktirmek. Kalma süresi. Sabitlemek. Kalış.

Solanine ingilizce tanımı, definition of Solanine

Solanine kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Called also solonia, and solanina. A poisonous alkaloid glucoside extracted from the berries of common nightshade (Solanum nigrum), and of bittersweet, and from potato sprouts, as a white crystalline substance having an acrid, burning taste.