Sowar türkçesi Sowar nedir

  • Hindistan'da atlı asker.

Sowar ingilizcede ne demek, Sowar nerede nasıl kullanılır?

Cassowaries : Tepeli deve kuşugiller. Kuşlar (aves) sınıfının, karinasızlar (ratitae) bölümünden, kanatları oldukça körelmiş, ayakları üç parmaklı, boyunları kısa bir takım. avustralya deve kuşları. Devekuşu ile akraba iri uçamayan bir kuş (avustralya ve yeni gine'ye özgü). Tepeli deve kuşları. Kuşlar (aves) sınıfının, tepeli deve kuşları (casuarii) takımından, başlarında boynuz maddesinden yapılmış, miğfere benzeyen bir ibik bulunan, tüyleri ince ve koyu renkli, başları ve boyunları tüysüz, iyi koşan, avustralya ve yeni gine'de ormanlarda yaşayan, meyvelerle beslenen bir familya. avustralya deve kuşugiller.

Cassowary : Avustralya'ya özgü uçamayan bir kuş. Tepeli devekuşu. Kuşlar (aves) sınıfının, tepeli deve kuşları (casuariiformes) takımından. yeni gine ve avustralya ormanlarında sürüler halinde yaşayan, afrika deve kuşundan biraz daha küçük, tüyleri dikene benzeyen, baş ve boynu çıplak, uçamayan fakat hızlı koşabilen bir tür. Devekuşu ile akraba iri uçamayan bir kuş (avustralya ve yeni gine'ye özgü). Tepeli deve kuşu.

Sow discord : Ara bozmak. Mesele çıkarmak. Anlaşmazlık yaratmak. Aralarını bozmak.

Sow in pig : Gebe domuz.

 

Sow thistle : Boğa dikeni. Sarı çiçekleri ve süt gibi bir suyu olan ve avrupa ve asya'ya özgü dikenli bir bitki. Demir dikeni.

Sow : Yaymak. Tohum ekmek. Dikmek. Ekmek. Zeretmek. Dişi domuz. Erimiş maden oluğu. Erimiş metali kalıplara aktaran kanal. Ekmek (tohum vb). (tohum) saçmak.

Sower : Ekme makinesi. Dağıtan. Tohum saçan. Tohumlayan. Ekici. Saçan. Yayan. Ekme makinası. Tohum eken. Ekim makinesi.

Sowed : Saçmak. Ekilmiş. Dikmek. Tohum ekmek. Ekmek.

Sowers : Tohumlayan. Tohum eken. Saçan. Dağıtan. Tohum saçan. Ekme makinası. Ekme makinesi. Yayan. Ekici.

Sowbellies : Bir domuzun göbeğinden alından tuzlu et.

İngilizce Sowar Türkçe anlamı, Sowar eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Sowar ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Rise : Kabarmak. Görünmek. Yükseltmek. Havalanmak. Kalkmak. Şiddetlenmek. Ayağa kalkmak. Doğmak (güneş). Yükselmek. Yukarı kalkmak.

Surge : Taşma. Büyük dalga. Kaynamak. Hürya etmek. Dev dalga. Taşmak. Kabarmak (deniz). Artmak. Kabarmak. Dalgalanma.

Zoom : Yoğunlaşmak. Birden yükselmek (uçak). Yakınlaştırmak. Zum yapmak. Rüzgar gibi gitmek. Zum yapma. Zumlamak. (uçak) gürültü ile dikine yükselmek. Birden yükselme.

Billow : Şişirmek (yelkeni). Rüzgarla şişmek. Buram buram çıkmak (duman). Dalgalanmak. Kabarmak. Dalgalandırmak. Dalgalar halinde yükselmek. Dalga dalga kabarmak. Çok duman çıkarmak. Büyük dalga.

Move up : Yukarı taşı. Yukarı. Öğrenciyi bir üst sınıfa yükseltmek. Yukarı çıkmak. Bir üst sınıfa yükselmek. Terfi etmek.

Uprise : İsyan. Yükseğe çıkarmak. Ayaklanma. Kabarmak. Yükselmek. Tırmanmak. Daha yukarı çıkarmak. Ayaklanmak. Yukarıya çekmek.

 

Come up : Yükselmek (güneş). Çıkmak. Ele alınmak. Olmak. Yaklaşmak. Çıkagelmek. Londra'ya gelmek. Gündeme gelmek. Ortaya çıkmak. Üniversiteye başlamak.

Lift : Havalanmak. Yükselmek. Kaldırmak. Yükseltmek. Çalmak. Germek. Topraktan çıkarmak. Yukarı kaldırmak. Çıkmak.

Arise : Görünmek. Oluşmak. Kaynaklanmak. Doğrulmak. Kalkmak. Zuhur etmek. Baş göstermek. Yükselmek. Doğmak. Ortaya çıkmak.

Go up : Çıkmak. Tırmanmak. Havaya uçmak. Yükselmek (fiyat). Yukarıya çıkmak. Yapılmak. Yukarı gitmek. Yukarıya gitmek. Yokuş yukarı çıkmak. Açılmak (perde).

Sowar synonyms : soar up, soar upwards, wallow.

Sowar zıt anlamlı kelimeler, Sowar kelime anlamı

Fall : Azalma. İnmek. Düşmek. Çöküş. Vurmak. Başlamak. Kötü yola düşmek. Ucuzlamak. Satakda mal, pay belgiti, para kambiyo ve benzerleri geçer değerlerindeki düşüş. Hastalanmak.

Sowar ingilizce tanımı, definition of Sowar

Sowar kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : In India, a mounted soldier.