Spanning türkçesi Spanning nedir

  • İçermek.
  • Karışlamak.
  • Uzatmak.
  • Germek.
  • Karışla ölçmek.
  • Üzerine köprü kurmak.
  • Kapsamak.
  • Sıkıca bağlamak.
  • Karış ile ölçme.
  • Karışlama.
  • Arabaya koşmak.

Spanning ingilizcede ne demek, Spanning nerede nasıl kullanılır?

Spanning forest : Kapsayan orman.

Spanning tree : Kapsayan ağaç. Genişleyen ağaç. Kapsama ağacı. Kapsayan orman.

Spanning vectors : Yayılma yöneyleri.

Spanned : İçermek. Germek. Karışla ölçmek. Uzatmak. Arabaya koşmak. Kapsamak. Sıkıca bağlamak. Dağıtılmış. Karışlamak. Üzerine köprü kurmak.

Spanned volume : Dağıtılmış birim. Yayık birim. Yanılmış birim.

Spanners : Anahtar (somun). İngiliz anahtarı.

Cross spanner : Çapraz anahtar.

Double ended spanner : İki ağızlı anahtar.

Box spanner : Geçme anahtar. Lokmalı anahtar.

Boiler spanner : Çektirme işleminde somunu sıkıştırmakta kullanılan kol. Kazan çektirme kolu.

İngilizce Spanning Türkçe anlamı, Spanning eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spanning ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Embodying : Bir bütün halinde toplama. İhtiva etmek. Toplama. Cisimleştirmek. Belirtme. Somutlaştırma. Somutlaştırmak. Bir bütün halinde toplamak. Düzenleme.

Rivet : Perçin. Perçinle tutturmak. Bağlamak. Perçin cıvatası. Bir noktaya dikmek. Perçin çivisi. Kenet mili. Konsantre olmak. Perçinlemek.

 

Lift : Kaldırmak. Asansör. Yükselmek. Çıkmak. Kalkmak. Topraktan çıkarmak. Havalanmak. Yürütmek. Çalmak.

Constringe : Kasılmaya neden olmak. Büzmek. Sıkılaşmak. Sıkmak.

Truss : İpe çekmek. Ot demeti. Paketlemek. Demet yapmak. Asmak. Bağlamak. Destek koymak. Sımsıkı bağlamak. Bağlam.

Family planning : Nüfus planlaması. Kodak josparlaması. Aile planlanması. Aile planlama. Aile planlaması.

Count in : Hesaba katmak. Dahil etmek. Saymak. Katmak.

Extend : Sağlamak. Avcı hattına yayılmak. Daha uzun ya da büyük bir hale getirmek. Genişletmek. Büyümek. Uzamak. Sürmek. Yaymak. Sunmak.

Comprehend : Algılamak. Kavramak. İçine almak. -i anlamak. İdrak etmek. Bilincine varmak. -in esasını kavramak. İhtiva etmek. Anlamak.

Drew : Düzenlemek. Kazanmak. Taslağını çizmek. Demlemek. Çizmek. Kağıt çekmek. Karalamak. Sorguya çekmek. Kura çekmek. Teşvik etmek.

Spanning synonyms : gram stain, birth prevention, gram's stain, gram's procedure, gram's method, gram method, belabours, comprised, dyeing, comprises, hitch, encapsulate, distend, drag out, racked, embrace, blanketed, distending, comprehended, compassed, continues, comprising, contain, draw out, belabored, encapsulates, programming, hang on, compassing, spanned, preparation, compass, belabor.

Spanning zıt anlamlı kelimeler, Spanning kelime anlamı

Horizontal : Yerçekimi doğrultusuna dik düzlem. Ufki. Bilgisayar, fizik alanlarında kullanılır. Yatay çizgi. Yatay düzlem. Yatay yerleştir. Horizontal. Yatay. Düz. Ufka ait.

Vertical : Dik. Düşey. Düşey katman. Düşey doğru. Amudi. Bilgisayar, fizik, jeoloji alanlarında kullanılır. Eğikliği 90° olan katman. Şakuli. Dik, dikey. Tepede olan.

Spanning antonyms : unerect.