Spars türkçesi Spars nedir

Spars ile ilgili cümleler

English: Ali lives a very simple life in a sparsely furnished apartment.
Turkish: Ali seyrek şekilde döşenmiş bir dairede çok basit bir hayat yaşıyor.

English: What's New Zealand like? Is it as sparsely populated as Australia?
Turkish: Yeni Zelanda nasıl bir yerdir? Avustralya kadar seyrek nüfuslu mudur?

Spars ingilizcede ne demek, Spars nerede nasıl kullanılır?

Sparse : Aralıklı. Kıt. Seyrek.

Sparse array : Aralıklı sayı dizisi. Aralıklı dizi.

Sparse dots : Seyrek nokta.

Sparsely : Kıt bir şekilde. Seyrek bir şekilde. Yetersiz bir şekilde. Eksik bir şekilde. Seyrek olarak (yayılmış bitki örtüsü vb). Sığ bir şekilde. Yoğun olmayan bir şekilde.

Sparseness : Kıtlık. Seyreklik. Aralıklı olma. Planlama.

Sparsity : Seyreklik. Kıtlık. Aralıklı olma.

Feldspars : Feldispatlar. Feldispat.

Sparsest : Seyrek. Aralıklı. Kıt.

Sparser : Kıt. Aralıklı. Seyrek.

Auxiliary spar : Yardımcı lonjeron.

İngilizce Spars Türkçe anlamı, Spars eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Spars ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Brabbled : Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Ağız kavgası yapmak. Ağız dalaşına girmek. Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak.

Disputing : Çekişmek. Şüphe etmek. Mücadele. Karşı koymak. Reddetmek. İtiraz etmek.

Fall out : Ortaya çıkmak. Dışarıya çıkmak. Bozuşmak. Kapışmak. Çatışmak. Külahları değişmek. Eksilmek. Dışarıya düşmek.

Argufying : Anlaşmazlığa neden olmak. Çekişmek.

Argufied : Çekişmek. Anlaşmazlığa neden olmak.

Cample : Çekişmek.

Spark off : Yol açmak. Birini bir şeye teşvik etmek. Yakmak. Ateşlemek. Neden olmak.

Dispute : İhtilaf. Karşı çıkmak. Anlaşmazlık. Tutumları ölçülen çeşitli kişilerin ya da aynı kişinin yanıtları arasındaki benzeşmezlik. Çekişme. Şüphe etmek. Kabul etmemek. Çekişmek. Sürtüşmek.

Brabbles : Ağız kavgası yapmak. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Ağız dalaşına girmek. Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak.

Brabble : Ağız dalaşına girmek. Ufak ya da önemsiz ayrıntılar üzerinde fazlasıyla durmak. Önemsiz bir şey için kavga etmek veya tartışmak. Ağız kavgası yapmak.

Spars synonyms : pioneer, broils, spatting, bicker, contention, altercation, touch off, actuate, bandies, pass, boxing match, quarreled, quarrel, argle bargle, argufy, bickerings, hap, arguing, bandy words, argy bargy, quarrels, scramble, initiate, argue, trip, mess with, feuded, disagreed, altercations, feud, spats, fall out with, fall foul.

Spars zıt anlamlı kelimeler, Spars kelime anlamı

Act : Davranmak. Bölüm. Bir oyunda konunun ana parçalarından her biri bk. perde. Yapmak. Oynamak. Hareket etmek. Edim. Rol yapmak. Oyuncunun çeşitli ses, el, kol, mimik anlatmalariyle bir kişiyi canlandırması ya da göstermesi. bir tiyatro yapıtındaki belli bir karakteri canlandırmak ya da bir tipi göstermek. Yasa.

 

Concentrated : Çok güçlü. Derişik. Birim çözelti oylumunda çözünme oranı çok olan (özdek). Dikkatini vermiş. Yoğuşuk. Yoğunlaşmış. Yoğun. Yoğunlaşan. Konsantre olmuş. Konsantre.