Speech türkçesi Speech nedir

  • Konuşma yeteneği.
  • Savunma.
  • Söz.
  • Söz söyleme.
  • Demeç.
  • Anlatma.
  • Hitabe.
  • Konuşma tarzı.
  • Bir maksadı anlatmak üzere söylenen kelime veya kelimelerden oluşan dizi; toplumsal bir kurum olan dilin kişi tarafından özel olarak kullanılması.
  • Nutuk.
  • Söylev.
  • Söyleme yetisi.
  • Tekellüm.
  • İnsanın, dili kullanma yoluyla çevresindekileri iletişimde bulunması, onlara kendi düşünce ve duygularını bildirmesi.
  • Düşünceyi sözle ifade etme işi. aynı dili konuşan bireyler arasında sözle anlaşma biçimi.
  • Dil.
  • Konuşma şekli.
  • Söyleşmelerde ya da söyleşmeler dışında kullanılan her çeşit sözcükten oluşan ses.
  • Şive.
  • Diskur.
  • Ses (enstrüman).
  • Gramer, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır.
  • Konuşma.

Speech ile ilgili cümleler

English: Ali began his speech with a joke.
Turkish: Ali bir espri ile konuşmaya başladı.

English: Ali asked Mary to give a speech at his school.
Turkish: Ali Mary'nin onun okulunda bir konuşma yapmasını rica etti.

English: A person giving a speech should stand where everyone can see him.
Turkish: Konuşma yapan biri herkesin onu görebileceği yerde durmalı.

English: A scholar made an excellent speech about human rights.
Turkish: Bir bilim adamı, insan hakları hakkında harika bir konuşma yaptı.

English: A girl was making a speech in the park.
Turkish: Bir kız parkta bir konuşma yapıyordu.

 

Speech ingilizcede ne demek, Speech nerede nasıl kullanılır?

Speech act : Söz eylemi. (dilbilim) konuşma işi. Belirli bir ifadede bulunma faaliyeti (örneğin bir evlenme teklifi tehdit etme vs). Sözeylem. Söz edimi.

Speech analysis : Konuşmanın sesli tutanaklarının çözümlenerek sözcüklerin tanınması ya da konuşanın kimliğinin tanınması için gerekli donanımı, çözümleme yöntemlerini içeren ve bunu bilgisayara sesle giriş olanakları geliştirmek üzere kullanmayı uman araştırma alanı. konuşma çözümleme deyimi de kullanılabilir. Söz çözümleme. Konuşma çözümleme. Konuşma analizi.

Speech band : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Üzerinde yalnız sözleri taşıyan ses kuşağı. Söz kuşağı.

Speech block : Konuşma engeli.

Speech center : Konuşma merkezi.

Speech defect : Dil sürçmesi. Konuşma kusuru. Sürçü lisan. Pepemelik, kekemelik, yanlış söyleyiş gibi konuşma bozukluklarını da kapsayan ve heceleri, sözcükleri, cümleleri seslendirme konusunda görülen yetersizlik. Konuşma bozukluğu. Konuşma özürü.

Speech community : Dilseltopluluk. Dil topluluğu. Konuşma topluluğu. Dilsel topluluk.

Speech centre : Konuşma merkezi.

Speech chain : Söz zinciri.

Speech compression : Konuşma sıkıştırması. Konuşma sıkıştırma. Söz sıkıştırma. Ses kalitesine zarar vermeden konuşma kaydı içeren bir dosyayı sıkıştırma.

İngilizce Speech Türkçe anlamı, Speech eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Speech ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Recounting : Nakletmek. Anlatmak. Sayıp dökmek.

 

Speakings : Söyleme. Canlı. Konuşan. Dokunaklı. Olarak konuşmak gerekirse. Etkileyici. Akıcı. Berrak.

Declarations : Tebligat. Bildirim. Açıklama. İfade. Bildirme. Deklarasyon. Beyanname. Beyan.

Statement : Bankalarda her tür belgelerin, ya da belgit, para ve türlü değerlerin ayrıntılarını gösteren çizelge. Bildirme. Tarife. Hesap. Ölçek sınarı oluşturmak üzere ve belli bir ölçüm boyutunun değişik düzeylerini dile getirmek amacıyla seçilmiş olumlu ya da olumsuz deyiş ya da bildirim. Ayrıntılı çizelge. Rapor. Yapılacak işlemin özelliğine uygun bir düzende adı, soyadı, para ya da sayışımları kapsayan ayrıntılı kağıt. Kamu yönetim ve kuruluşları yükümlüler ya da yükümlülerle işlemlerde bulunan öteki gerçek ve tüzel kişilerin maliye bakanlığı ya da vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlara vergilerine ilişkin isteyecekleri bilgileri vermeleri. Beyanat.

Lingoes : Argo. Yabancı dil.

Narration : Öyküleme. Nakil. Anlatış. Öykü. Sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Hikayeleme. Öykülü filmlerde, filmin kişilerinden birinin ya da filmde hiç görünmeyen bir üçüncü kişinin, filmin öyküsünü anlatması durumu. Bir sinema ya da televizyon yapıtının belli bir kavram, düşünce ya da duyguyu görüntüler ve sesler yardımıyla ortaya koymada başvurduğu yol; görüntü ve sesleri kullanırken bunların sağladığı çeşitli olanaklardan yararlanma biçimi. Hikaye.

Inaugural : Açılış töreni. Açılış. Açılış törenine ait. Açılış töreni ile ilgili.

Disquisition : Araştırma. Bilimsel inceleme. Soruşturma. Tez. Tetkik.

Discoursed : İşlemek. Söylemek. Üzerinde durmak. Söylem. Bahsetmek. Konuşmak. Söylev vermek. Ayrıntılı bir şekilde konuşmak. Ciddi ve ayrıntılı bir şekilde yazmak.

Pronunciation : Söyleyiş. Söyleniş. Telaffuz. Dil seslerinin çıkarılışları sırasında ses organlarının yaptığı hareketlerin bütünü; kelimelerin, seslerin boğumlanma hareketlerine bağlı söylenişi. Söylem. Sesletim. Okunuş.

Speech synonyms : speechmaking, speech communication, public lecture, spoken communication, oral communication, non standard speech, magical spell, voice communication, conversations, magic spell, glossa, declamations, closing, impromptu, rehearsals, declaration, clapper, advocacies, sermon, accents, homily, monologue, defending, soliloquy, concourses, concourse, parlances, saying, form of expression, litany, adlocution, charm, ensuring.

Speech zıt anlamlı kelimeler, Speech kelime anlamı

Inarticulate : Kendini iyi ifade edemeyen. İnartikülat. Konuşamaz. Anlaşılmaz. İyi ifade edilmemiş. Dilsiz. Belirsiz. Derdini anlatamayan. Konuşma özürlü. Eklemsiz.

Speech ingilizce tanımı, definition of Speech

Speech kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The faculty of expressing thoughts by words or articulate sounds. To harangue. The power of speaking. To make a speech. The faculty of uttering articulate sounds or words.