Spillover türkçesi Spillover nedir

  • Taşmış miktar.
  • Açılma etkisi.
  • Dışsal ekonomiler.
  • Dağılmış miktar.
  • Sıçramış miktar.
  • Taşmış şey.
  • Dağılma.
  • Taşma.
  • Taşmış.

Spillover ingilizcede ne demek, Spillover nerede nasıl kullanılır?

Spillover cost : Tüketicilerin kendi dışından kaynaklanan ve gönençlerinin azalmasına yol açan etkiler. bk. eksi dışsal ölçek ekonomileri. Üreticilerin kendi dışından kaynaklanan, verimliliğin azalmasına ve maliyetlerinin artmasına yol açan etkiler. krş. dışsal ölçek ekonomileri. Eksi dışsal ölçek ekonomileri. Eksi dışsal tasarruflar.

Spillover effect : Bir piyasadaki değişmenin diğer piyasalar üzerinde yarattığı etki. bk. dışsallık. Yayılma etkisi.

Spill blood : Kan dökmek.

Spill light : Yayınmış ışık. Yayınıma uğramış ışık. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Spill over : Taşmak. Dökülmek.

Word spill : Sözcük kaydırma.

Have a spill : Atın sırtından düşmek.

Spillages : Dökülmüş şey. Dökülme. Döküntü. Dökülen.

Spilled : Saçmak. Dökmek. Düşürmek. Üstünden atmak (at). Açığa vurmak. Söylemek. Dökülmek. Akıtmak. Saçılmak. Dökülmüş.

Spillage : Dökülme. Dökülmüş şey. Dökülen miktar. Dökülmüş miktar. Dökme işi. Saçılma. Saçma işi. Dökülen. Döküntü.

İngilizce Spillover Türkçe anlamı, Spillover eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Spillover ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Brimming : Ağzına kadar dolu. Tam kapasite. Taşmak üzere olan. Taşan.

Flowage : Sel. Su baskını. Akan veya taşan sıvı. Su basma. Akım. Akış.

Demerger : Bir şirketin daha büyük bir grup veya şirketten ayrılması. Ayrılma. İşletmenin bir bölümünü ayırarak elden çıkarma. (britanya ingilizcesi) iki veya daha fazla şirket arasındaki birleşmenin feshedilmesi. Şirket ayrılması. Şirket bölünmesi.

Being split : Parçalı olma. Parçalanma. Birbirinden ayrıştırılma. Bölünme. Dağılmış olma. Bölünmüş olma. Çözülmüş olma. Çözülme. Birbirinden ayrı olma.

Issue : Yayınlamak. Sayı (yayın). Yayınlanmak. Sayı. Sadır olmak. İhraç. Akmak. Piyasaya çıkarmak. Konu. Yayımlamak.

Crackups : Ruhsal çöküş. Yıkılma. Çöküş. Çökme. Kaza.

Encroachment : Başkasının toprağına geçme. Zarar. El uzatma. Aşma. Geçme. Başkasının arsasına tecavüz. Tecavüzde bulunma (başkasının hakkına). Saldırma. Tecavüz.

Flushing : Kızarma. Koç katımı yemlemesi. Fışkırtma. Aşım zamanında besleme. Yıkama. Kanlanması. Kırmızıya dönme. Cilt kızarması.

Abound with : Bol olmak (bir yerde). İle dolu olmak. Çok olmak (bir yerde). Dolu olma.

Spillover synonyms : bubbling over, flowages, creepage, extravasation, ebullition, crackup, effect, result, breaking up, upshot, effusion, flooded, decomposition, breaking down, creepages, encroachments, drowning, diaspora, decompositions, breakup, outcome, brim, external economies, consequence, event, ebullitions, desintegration, deconcentration, breakups, brims, waterlogged, encrochment, brachiating.