Stigmas türkçesi Stigmas nedir

  • Gözenek (böcek).
  • Damga.
  • İz.
  • Ar.
  • Namus lekesi.
  • Kusur.
  • Dişicik başı.
  • Benek.
  • Utanç verici şey.
  • Dağlama izi.
  • Dişicik başı (çiçek).
  • Tepecik.
  • Leke.

Stigmas ingilizcede ne demek, Stigmas nerede nasıl kullanılır?

Stigmasterin : Stigmasterin. Fitosterin.

Stigmasterol : Stigmasterol. Bitki hücre zarında ve sütte bulunan bir sterol.

Stigma folliculare : Sitigma folikulare. Zayıflayan germinatif epitelin herhangi bir yerinde ovositi atan folikül. ovulasyonla atılan korona radiyatalı ovosit, fimbriyadan yumurta kanalına geçer.

Negative stigma : Utandırıcı unsur. Utanç işareti. Olumsuz damga.

Stigma : Dişicik başı. Gözenek (böcek). Damga. Tepecik. Dişicik başı (çiçek). Dağlama izi. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ayıp. İz. Stigma.

Stigmatised : Damgalanmış. Lekeli. Lekelenmiş. Damgalı.

Stigmatic : Tepecikli. Mercek ile ilgili. Özdeş özekli; tek bir noktaya yakınsayan. Stigmatik. Lekeli. Tepecikli (çiçek). Tek noktaya yansıyan. Tek özekli. Dişicik başlı.

Stigmatization : Damgalama.

Stigmata : İsa'nın vücudundaki işkence izleri. Tepecik.

Stigmatise : Lekelemek. Küçük düşürmek. Damgalamak. Kınamak. Dağlamak. Yaftalamak. Belirli bir şeyin damgasını vurmak. Belirli bir şekilde damgalamak.

İngilizce Stigmas Türkçe anlamı, Stigmas eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Stigmas ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Macle : İkiz. İkiz kristal. Tevem.

Caviled : Bahane aramak. İtiraz. Şikayetçi olmak. Tartışmak (önemsiz şeyler üzerinde). Kusur bulmak. Bahane.

Hummocks : Tümsek.

Hills : Minnesota eyaletinde şehir. Tepe. Yokuş. Tepelik alan. Yığın. İowa eyaletinde şehir.

Clews : İpucu. Şipka (gemi). İşaret. Topak. Yumak. İplik yumağı. Anahtar. İskota yakası. Hamak ipi (gemi).

Daub : Bulaştırmak. Sürmek. Kirletmek. Lekelemek. Beceriksizce boyamak. Harç. Kaplamak. Çamur. Sıvamak.

Defect : Defekt. Ekonomi, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sakatlık. Kaçmak. Döneklik etmek. Kaçakçılık sayılan durumlar dışında herhangi bir biçimde vergi kaybına yer vermeyi gerektirmeyen yanlışlar. Hayvanın verim yeteneğinin zayıflaması veya yaşam gücünün azalması. genetik anormalliklere neden olan allel. ayıp. Arıza. Ayrılmak.

Blotted : Ortadan kaldırılmış. Karartmak. Kurutma kağıdı ile kurutmak. Kirlenmek. Kurutma kağıdıyla kurutmak. Lekelenmek. Kirletmek. Karalamak. Silinmiş.

Blobs : Damla. Sıfır puan (kriket). Küçük damla. Su damlası. Küçük yuvarlak kütle. Damlamak. Kıvamı koyu iri bir damla. Küçük yuvarlak. Hata yapmak.

Barrow : El arabası. Hadım edilmiş domuz. Piramit araba. Tümsek. Çek çek. Bir ya da iki tekerlekli el arabası. Höyük. Teskere. İşportacı arabası.

Stigmas synonyms : chip, hill, mackle, macula, facula, pudicity, brand, attaint, knaps, blotching, knap, dapple, freckle, spiracle, imprint, dint, bashfulness, lentigo, cancellations, shyness, defalcation, dapples, modesty, attaints, cluing, dots, default, impression, clew, mottle, knolls, defecting, mottles.