Damga nedir, Damga ne demek
- Bir şeyin üzerine bir nişan, bir işaret basmaya yarayan araç.
- Bir kimsenin adını kötüye çıkaran, yüz kızartıcı durum

- Bu araçla basılan nişan, işaret.
- Bir şeyin kime, hangi çağa ait olduğunu gösteren belirgin iz, işaret, nitelik.
"Damga" ile ilgili cümleler
- "Orada da haksız damgalar altında kalırsan ne olacak?" - A. Gündüz
Bilişim alanındaki terim anlamı:
Verinin düzenlenmesi, denetlenmesi ya da gösterimi için kullanılan ve üzerinde uzlaşıma varılmış öğeler kümesinin bir üyesi. Yazaçları, sayıları, noktalama imlerini ya da başka simgeleri belirten damgalar, genellikle, veri ortamları üzerinde fiziksel durumlar ya da bitişken çizgiciklerin birbirlerinden değişik birleşimleriyle biçimlenirler.
Matematik terimi olarak kelime anlamı:
G öbeğinin bir H altöbeği için, G/H sol ya da HG sağ eşkümeler uzayının sayal sayısı. Simgesi : (G:H)
Bir kümenin öğelerini belirlemek, sıralamak ya da birbirlerinden ayırt etmek amacıyla öğelerin üst ya da alt köşelerine konulan imlerden her biri.
Bir küme üzerindeki yapıyı belirlemek amacıyla bir ilintiden çıkarılan sayı.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
Yapıcılarını belirtmek için keser, kazma ve benzeri başlarına vurulan hayvan biçimli damga. (*Yalvaç -Isparta)
Çeç damga mühürü. (Akçaşar *Yalvaç (-Isparta)
Bilimsel terim anlamı:
Sarmalaç üzerine malın özelliğini göstermek amacıyla ve kızgın bir demirle vurulan im.
İngilizce'de Damga ne demek? Damga ingilizcesi nedir?:
character, index (pl. indexes, indices), brand
Damga hakkında bilgiler
Damga - Bir şeyin üzerine bir işaret basmaya yarayan alet, mühür. Ayrıca herhangi bir şeyin üzerine bu aletle bırakılmış olan işaret, iz.
Damga ile ilgili Cümleler
- İnsanlar seni katil, işkenceci diye damgaladılar.
- Onların kartpostallarını damgalamıyorum.
- Adam bir hain olarak damgalandı.
- Ali buzağıyı damgaladı.
- Bu mektup bir yabancı damgası taşımaktadır.
- Sığırlar damgalarla işaretlenirler.
- O mektubun üzerine damgasını vurdu.
Damga kısaca anlamı, tanımı:
İşaret : Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im. Belirti, gösterge, alamet. El, yüz hareketleriyle gösterme.
Basma : Basmak işi. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Basılmış, matbu. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Gübre, tezek.
Damga vurmak : İz bırakmak. damgalamak.
Damga yemek : Biri kötü bir yargıya veya nitelenmeye uğramak.
Damga harcı : Kamuya ait mal ve hizmetlere vatandaşın katkı payı olarak ödediği vergi.
Damga pulu : Resmî işlemlerde belgelere yapıştırılan pul.
Damga vergisi : Kişiler veya kuruluşlar arası hukuki işlemlerin geçerliliğini belgeleyen kâğıtlardan alınan vergi.
Soğuk damga : Mürekkep kullanılmadan baskı ile yapılmış olan kabartma damga.
Patent damgası : Altın, gümüş vb. maddelerin altına vurulan ve oranını belirten damga.
Damgacı : Damga yapan veya satan kimse. Damga vurmakla görevli kimse.
Damgalama : Damgalamak işi.
Damgalamak : Bir kimseye, gerçeğe dayanmadan herhangi bir özellik veya nitelik yüklemek. Bir şeyin üzerine damga ile işaret yapmak, damga vurmak. Birine yüz kızartıcı bir suç yüklemek.
Damgalanmak : Damgalama işine konu olmak.
Damgalatmak : Damgalama işini yaptırmak.
Damgalı : Damgası olan, damgalanmış olan. Kendisine yüz kızartıcı bir suç yüklenmiş olan.
Damgasız : Damgalanmamış, damgası olmayan.
Araç : Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Kızartı : Kızarmış yer.
Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl.
Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.
Belirgin : Açık bir biçimde. Belirmiş durumda olan, göze çarpan, besbelli, açık, bariz, sarih.
Nitelik : Bir şeyin iyi veya kötü olma özelliği, kalite. Bir şeyin nasıl olduğunu belirten, onu başka şeylerden ayıran özellik, vasıf, keyfiyet. Bireyi, nesne veya yaşantının bir yönünü ötekilerden ayırt etmeye yarayan ve ölçülebilen özellik, keyfiyet.
Alet : Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri.
Bu : En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz. Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz.
Nişan : Yılın dördüncü ayı, april.
Damga değiştirmek : Veriyi damga damga çevirmek.
Damga dizgisi : Yalnız damgalardan oluşan bir dizgi.
Damga doldurmak : Bir belleğe, kendisi özel bir bilgi taşımayan ama istenmeyen verileri kaldırmayı sağlayan belirli bir damganın gösteriminden alabildiğince yerleştirmek, örn. boşluk (damgası) doldurmak.
Damga kümesi : Belirli bir yolla bir kümeden seçilen öğeleri belirlemek amacıyla bu öğelerin bir yanlarına konulan imlerin oluşturduğu küme.
Damga takımı : Üzerinde uzlaşıma varılmış sonlu sayıda değişik damgayı kapsayan ve herhangi bir amaç için bir bütün sayılan küme.
Damga tanıma donanımı : Yazıyı oluşturan basılı damgaları, örüntü tanıma yöntemlerinden yararlanarak çözümleyen ışığa duyarlı donanım, bk. optik damga okuyucu
Damga vergisi yükümlüleri vergi cezaları : Damga vergisi uygulamalarında gerek görevli, gerek kesin vergilerle ilgili cezadan sorumlu olanların birden fazla olmalarında birbirine başvurma hakkı saklı kalmak üzere zincirleme sorumlu tutulmaları biçiminde uygulanan ceza.
Damgacılık : Damgacının yaptığı iş.
Damgalanabilme : Damgalanabilmek işi.
Damgalanabilmek : Damgalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Diğer dillerde Damga anlamı nedir?
İngilizce'de Damga ne demek? : n. stamp, brand, cachet, mark, marker, stigma, imprint, print, earmark, impress, impression, seal, signature
Fransızca'da Damga : timbre [le], cachet [le], empreinte [la], estampille [la], marque [la], sceau [le], (kýzgýn demirle vurulan) stigmate [le]
Almanca'da Damga : n. Prägeeisen, Prägestempel, Stempel
Rusça'da Damga : n. штемпель (M), печать (F), клеймо (N), тавро (N), герб (M), маркировка (F), ярлык (M)

Bu kısımda Damga nedir? Damga ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Damga tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Damga hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.