Stochastic dependence türkçesi Stochastic dependence nedir

  • Rasgele bağımlılık.
  • Uyarı.
  • Olasılıksal bağımlılık.
  • Stokastik bağımsızlık.
  • Rastgele bağımlılık.

Stochastic dependence ingilizcede ne demek, Stochastic dependence nerede nasıl kullanılır?

Stochastic : Tesadüfi değişkenin varolduğu işlem. Olasılıksal. Rasgele. Tahmini. Stokasftik. Stokastik. Rastgele.

Dependence : Eğitim, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bağlı olma. Karlaşılan sorunları yalnız başına çözmek ve kendine yön seçmek için gerekli yetenekten yoksun olma durumu. ekonomik ve ruhsal desteğe gereksinme duyma. kendi kendine yetmezlik. Bağımlılık. Başkasının sırtından yaşama. Sarkma. Bağlılık. İlişki. Çoğabilimde, çalışan (etkin) kesim üzerindeki çoğal baskıyı gösteren ve edilgen çoğanın etkin çoğaya oranı olarak bulunan değer. Bağım.

Stochastic coefficients : Olasılıksal katsayılar.

Stochastic coefficients regression : Olasılıksal katsayılar bağlaşımı.

Stochastic differentiability : Stokastik türevlenebilirlik.

Stochastic differential equation : Olasılıksal türevsel denklem.

İngilizce Stochastic dependence Türkçe anlamı, Stochastic dependence eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Stochastic dependence ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Advice : Geneş. Nasihat. Pend. Bilgi. Talimat. Hüküm. Fikir. Yatırımı ya da saycaları bulunanları, yapılan tüm ödemeler ve bunlar sayışımına alınan paralar için bankalarca kendilerine gönderilen ödeme ve alma bildirgesi. Akıl. Danışma.

Caution : Korunu. İhtar etmek. Dikkatini çekmek. Temkin. Dikkat. İhtiyat. Yürüyüş yarışlarında, yerle aralıksız dokunma kuralından uzaklaşan yürüyüşçüye, yargıcının bir kez olmak üzere ak bayrak kaldırarak yaptığı uyarı. Olası sakınca ya da kaçınılar karşısında önlem alma yeteneği. Sakınma. İkaz etmek.

Caveating : İşlemlerin askıya alınması. Şerh. Hukuki işlemleri durdurma. İhbarname. Askı başvurusu. İhtar. İşlemlerin durdurulması emri. İkaz. (eskrim) kılıcı rakibin kılıcının bir tarafından diğer tarafına götürme.

Alert : Alarm vermek. Uyarmak. Alarm işareti. Alarma geçmek. Gözünü açmak. Tetik. Alarma geçirmek. Uyanık. Alarm. Ayık kalmak.

Alarm : Tehlikeden haberdar etmek. Tehlikeyi bildirmek. Yangın gibi tehlike anında tiyatro yapısı içinde bulunan kişileri uyaran araç. Kızıl ötesi bir vericiyle hedeflere yoğunlaşarak üzerlerine ısı yayan füze. Bir tehlike durumunda tiyatro yapısı içindeki kişileri uyaran aygıt. Uyarı aracı. Korkutmak. Alarm. Korku. Air-launched anti-radiation missile (havada atılan antiradyasyon füzesi).

Admonition : İhtar cezası. Övgü. Kulağını çekme. Tembih. Adli tevbih. Adlitevbih. İhtar. Öğüt. Nasihat.

Caveat : Şerh. Askı başvurusu. İhbarname. İhtar. Hukuki işlemleri durdurma. İkaz. İşlemlerin askıya alınması. İşlemlerin durdurulması emri.

Advices : Tavsiye. Akıl. Nasihat. Öğüt. Danışma. Tavsiyeler. Fikir.

Demerit : İhtar. İhtar (okulda). Suçlanabilir davranış. Kabahat. Tembih. Kusur. Hata. Yanlış.

Stochastic dependence synonyms : demerit mark, admonitory, audible alarm, demeriting, admonitions, caveats, commination.