Strong türkçesi Strong nedir

  • Koyu.
  • Keskin.
  • Çok inandırıcı.
  • Ağır.
  • İstekli.
  • Şiddetli.
  • Kuvvetli (kanıt).
  • Domuz gibi.
  • Sağlam.
  • Gür.
  • İstikrarlı.
  • Alkollü.
  • Yetenekli.
  • Demir gibi.
  • Sert.
  • Kesif.
  • Kıvrak.
  • İradeli.
  • Zorlu.
  • Güçlü.
  • Kuvvetli.
  • Derinden gelen.
  • Gayretli.

Strong ile ilgili cümleler

English: A man of strong will is not subject to corruption.
Turkish: Güçlü bir adam yolsuzluğa tabi olamaz.

English: A chain is only as strong as its weakest link.
Turkish: Bir zincir ancak en zayıf halkası kadar kuvvetlidir.

English: "Oh Tom, you big, strong man! Come here and kiss me!" "I'm sorry! I'm married!"
Turkish: "Ah Tom, sen büyük, güçlü adamsın! Buraya gel ve beni öp!" "Üzgünüm! Ben evliyim!"

English: A cup of strong coffee helps me wake up.
Turkish: Bir fincan koyu kahve uyanmama yardım eder.

English: A strong army protected the city.
Turkish: Güçlü bir ordu şehri korudu.

Strong ingilizcede ne demek, Strong nerede nasıl kullanılır?

Strong acid : Kuvvetli asit. Etkin asit. Koyu asit. Protonlarına ilgisi az, tamamen iyonlaşan veya protonlarını suya tamamen veren asit.

Strong and healty : Domuz gibi. Güçlü kuvvetli.

Strong arm : Şiddet kullanarak yapılan soygun. Zor kullanmak. Fiziksel saldırı. Zor kullanan.

Strong arm tactics : Güç kullanma.

Strong armed : Zor kullanan.

Strong base : Kuvvetli baz. Sıvı çözeltide tamamen iyonlaşan baz.

 

Strong breeze : Kuvvetli rüzgar.

Strong belief : Kuvvetli inanç.

Strong authentication : Güçlü yetkilendirme. Güçlü kimlik doğrulama.

Strong convergence : Güçlü yakınsaklık.

İngilizce Strong Türkçe anlamı, Strong eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Strong ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beefed up : Güçlendirilmiş. Arttırılmış. Kuvvetlendirilmiş. Büyütülmüş. Daha büyük hale getirilmiş.

Strong minded : Azimli. Kararlı. İradesi kuvvetli. Bildiğinden şaşmayan.

Deepest : Dalgın. Bilinçaltı. Derin. Karışık. Esrarlı. Anlaşılmaz. Aşırı. En derin.

Blacker : Pis. Kasvetli. Karalayıcı. Kötü. Zenci. Siyah. Morarmış. Uğursuz. Kara.

Tight head : Çakırkeyif. (argo) sarhoş kafa. Kendinden geçmiş. Şarhoş. Kafası dumanlı.

Condensed : Muhtasar. Yoğuşuk. Yoğun. Yoğunlaşmış. Yoğunlaştırılmış. Kısaltılmış. Gazdan sıvıya dönüşmüş. Sıkılaştırılmış. Sıkıştırılmış.

Active : Bir başkasına etki yapabilen. kimyasal tepkimelere girmeye ya da fiziksel etkiler bırakmaya yatkın olan (özdek). Etkin. Çalışkan. Çalışan. Tepkileşimlerde etkinliği önde gelen. Muvazzaf. Hareketli. Pratik. Üretken. Faal.

 

Limber : Oynak (özellikle kol ve bacaklar). Eğilir bükülür. Esnek. Bükülgen. Toparlak. Çevik. Top arabası ön parçası. Oynak. Eğilir.

Able : Beceri gerektiren. Kadir. Kabiliyetli. Gücü yeten. İstidatlı. Yapabilen. Muktedir. Hünerli. Becerikli. Ehil.

Boldfaces : Siyah harf. Siyah harfler. Kalın yazı tipi. Kalın yazıyüzü. Dolgun. Kalın stil. Kalın siyah harfler. Kalın.

Strong synonyms : ironlike, beardown, knock down, bullocky, industrial strength, weapons grade, well set, darkest, hard, steadiest, ferreous, intoxicating, fervent, austerest, rugged, rankest, vehement, cumbrous, thriftier, facultative, alcoholic, deeper, hardworking, crusted, abysmal, richer, arduous, hefty, steadier, forte, sturdy, grueling, clunky.

Strong zıt anlamlı kelimeler, Strong kelime anlamı

Weakness : Cansızlık. Zayıflık. Sönüklük. Kuvvetsizlik. Hasta oluş. Dayanıksızlık. Zaaf. Güçsüzlük. Zayıf taraf. Halsizlik.

Weak : Açık. Sertliği az olan, karanlık bölümleriyle aydınlık bölümleri arasında kesin ayırım bulunmayan (görüntü). Silik. Halsiz. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Hafif. Aciz. Cansız. Kuvvetsiz. İradesiz.

Delicate : İnce (iş). Narin. Hassas. Güvenli. Kibar. Kırılgan. Nazlı. Titiz. Leziz. Tetik.

Strong antonyms : frail, tender, powerless, mild.

Strong ingilizce tanımı, definition of Strong

Strong kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Having a power of exerting great bodily force. Having active physical power, or great physical power to act. Vigorous.