Subjoins türkçesi Subjoins nedir

Subjoins ingilizcede ne demek, Subjoins nerede nasıl kullanılır?

Subjoin : İliştirmek. İlave etmek. Eklemek. Ek.

Subjoined : İliştirmek. İlave etmek. Eklemek. Ek.

Subjoining : Eklemek. İliştirmek. Ek. İlave etmek.

Subjacent : Altındaki. Subjakent. Temel olan. Alttaki. Altta bulunan.

Subject : Bağlı. Asal düşünce. Özne. Bir deneylemede deneysel değişkenin etkileri altında bırakılarak değişmeleri gözlenen ya da deneye vurulan edilgen birey ya da canlı. bk. katılmacı denek. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Denek. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü… (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Bir bilginin konusunu bilen ya da bir yargıda yüklemde bulunan öğe. Bir devletin bağımı altında bulunan kimse. Bağımlı.

 

Subject bibliography : Belli bir konuyla ilgili kitap ve yazıları kapsayan kaynakça türü. Konu kaynakçası.

Subject authority file : Belli bir konu yönteminden çokça ayrılmak gerektiğinde, konularda uyuşma sağlamak amacıyla hazırlanan ve salt konu başlığı, vurgu sözcük, ya da anahtar sözcüğün sıralanmasından oluşan dizim. Konu kaynak dizimi.

Subject index : Konu dizini.

Subject area : Konu bölümü. Konu alanı.

Subject card : Konu fişi. Konular göz önünde tutularak düzenlenen fiş.

 

İngilizce Subjoins Türkçe anlamı, Subjoins eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Subjoins ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Entrains : Trene bindirmek. Trene yüklemek. Katmak. Alıp götürmek. Trene binmek. Sürüklemek.

Appending : Sonuna ilave etmek. Katmak. Ek yapmak. Ekleme eylemi veya durumu (yazı yazmada olduğu gibi). Tamamlama. Ekleme yapmak. Raptetmek.

Add up to : Demek olmak. Tutmak. Demeye gelmek. -e varmak. Etmek. Tutmak (bir yekun). Anlamına gelmek. Bir yekun tutmak. Demeğe gelmek.

Tag on : Üzerini etiketlemek.

Appends : Raptetmek. Sona eklemek. Ek yapmak. Katmak. Ekleme yapmak. Sonuna ilave etmek.

Annex : Müsadere etmek. İstila etmek. İlave. İlhak etmek. Eklenti. Katmak. Topraklarına katmak. Kasaba ya da köy gibi küçük yerleşme yerlerini oluşturan kom, oba adı da verilen uzak komşuluk birimlerinden her biri. bir yapıya sonradan eklenmek üzere yapılan ve anayapıya bağlı olması her kez gerekmeyen yardımcı bölüm. Habersiz almak. İlhak.

Attach : Bağlanmak. Yamamak. Yapıştırmak. Tutturmak. Bitiştirmek. Haczetmek. El koymak. Bağlamak.

Eke out : Artırmak. Zorluklara göğüs gererek başarmak. Bir şey yapmakla yetersiz bir şeyi artırmak. Uzatmak. Kastırmak. Katmak. Tamamlamak. İdareli kullanmak.

Additions : Katma. Artış. İlave. Toplama. Katılan şey. Ekleme. Katıntılar. İktisadi karar birimlerinin belli bir dönemde yurtiçinde üretilen mal ve hizmetlere yapacakları harcamaların ve buna bağlı olarak da reel gayrisafi yurtiçi hasılanın artmasına yol açan dışsatım, yatırım ve hükümet harcamalarından oluşan kalemler. krş. sızıntılar. Katkı.

Accretion : Gelişme. İlhak. Akresyon. Yapışma. İlave. Normalde ayrı olarak bulunan iki kısımın yapışması, birleşme, kaynaşma. organizmada bir boşlukta yabancı maddeler toplanması, birikme. organik büyüme. yeni maddeler katılmasıyla beliren dış gelişme, büyüme, artma. Birikim. Büyüme. Arazinin genişlemesi (doğal).

Subjoins synonyms : add on, integrates, additament, attaches, add to, adjoins, affixing, annexing, buckles, enclose, buckle on, accreted, accretes, tack on, integrate, accretions, appended, add, buckle up, additional, accessioning, accession, adjoint, buckle, annexes, adhibit, attaching, adjoin, hang on, insets, addenda, accretionary, affixes.