Substantive türkçesi Substantive nedir
- Sağlam.
- Direkt.
- Müstakil.
- Asli.
- Ad.
- Canlı ve cansız varlıklara, çeşitli somut ve soyut kavramlara ad olan kelime türü: ayşe, hasan, ağaç, yaprak, doğruluk, incelik, ordu, toplum, buluş, akış vb. adlar özel ad, tür adı, somut ad, soyut ad, topluluk adı gibi türlere ayrılır. bunlara bk. || (almanca nomen; fr. nom; ing. noun) bir oluş ve kılış bildiren fiilin dışında kalan ve ad gibi çekilebilen kelime sınıflarının tümüne verilen ad; ad, sıfat, zamir, edat, bağlaç ve ünlemi içine alan geniş kapsamlı ad; ad soylu söz: ağız, dil, pınar, incelik, acı, tatlı, yürekli, yüreksiz; ben, bizler, siz, sizler; yanında, gerisinde; fakat, ancak; evet, hayır, of, eyvah vb.
- Substantif.
- Sabit.
- Maddenin aslına ait.
- Dayanıklı.
- Bağımsız.
- Tözel.
- Varlık belirten.
- (boya) direkt.
- Maddi.
- Önemli.
- Gramer alanında kullanılır.
- İsim olarak kullanılan.
Substantive ingilizcede ne demek, Substantive nerede nasıl kullanılır?
Substantive verb : Eski türkçede er- yardımcı fiilinin er->ir->i- biçiminde ekleşmesinden oluşan, ad soylu kelimelerin yüklem olarak kullanılmasını sağlayan ve birleşik fiil çekimlerinde de görev alan fiil. şahıslara göre çekiminde +ım/+um, +sın/+sun, +sı-nız/ +su-nuz, dırıar/ +durlar şekillerine girer: çalışkan+ım, çalışkan+sın, çalışkan+dır, çalışkan+ız, çalışkan+sınız, çalışkan+dırlar gibi. yukarıdaki örneklerde görüldüğü üzere, ek-fiilin şahıs teklik ve çokluk çekiminde eski bir tur- yardımcı fiilinin ekleşmesinden oluşan +dır bildirme eki kullanılmaktadır. ek-fiilin olumsuzu değil kelimesi ile kurulur: eski değildir, rahat değildirler (değillerdir). ek- fiilin hikaye, rivayet ve şart biçimleri şahıs ekleri ile genişletilmiş -dı/ -du, -mış/-muş, -sa ekleri ile kurulur: çalışkan-dım (<çalışkan i-dim), çalışkan değildim (<çalışkan değil i-dim); çalışkan-mışım (<çalışkan i-mişim) çalışkan değilsem (<çalışkan değil i-sem) vb. krş. bildirme ekleri. Ekeylem. Ek-fiil.
Substantives : Sabit. Önemli. Varlık belirten. (boya) direkt. Dayanıklı. İsim şeklinde olma. Tözel. Sağlam. Maddi. Ad.
Substantival : İsim niteliğinde. İsimlerden oluşan.
Substantia chromatophilica : Kromofil sübstans. Nisslcisimcikleri. Sinir hücrelerinde ergasitoplazmayı oluşturan değişik biçim ve irilikteki parçacıklar topluluğu, kromofil sübstans, nissl granülleri. sinir hücresinin sitoplazmasında bazik boyalarla boyanan iri granüllerdir, sinir sistemi proteinlerinin sentezlendiği alanlardır. Nissl cisimcikleri.
Substantia compacta : Kompakt kemik. Uzun kemiklerin bağdaşık ve kompakt görünüşlü, kanalis sentralis adı verilen havers kanalıyla kanalis perforans adı verilen volkman kanalları ve kemik lamellerini içeren kemik dokusu.
Substantialness : Sağlamlık.
Substantial : Çok doyurucu (yemek). Hemen hemen tam. Azımsanmayacak (sayı veya miktar). Dayanıklı. Önemli. Gerçek. Büyük. Besleyici. Var olan. Mühim.
Substantially : Büyük oranda. Büyük ölçüde. Ciddi olarak. Oldukça. Önemli derecede. Çok. Özünde. Esasen. Aslında. Yeteri kadar çok.
Substantiality : Önem. Büyüklük. Besleyicilik. Zenginlik (içerik). Gerçek değer. Dayanıklılık. Sağlamlık. Öz.
Substantial interest : Ana çıkar iyesi. Bir ödünü geri çekmek ya da değiştirmek isteyen gatt üyesi bir ülke satağında (pazarında), görüşmelerden önceki belli bir dönemde, o ödünün başta kendisi ile görüşülmüş olduğu ülke ve osatağa baş satıcı ülkeden sonra gelen paycı gatt üyesi ülke.
İngilizce Substantive Türkçe anlamı, Substantive eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Substantive ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Actif : Etken fiil. Öznesi belli olan, öznesiyle kesin ilişkisi bulunan ve herhangi bir çatı eki almamış olan fiil: o hızlı yürüdü, ben kaçtım. (p. safa. şimşek, s. 23). büyük babam esrarlı şeyleri çok severdi (p. safa, göst. y.). asırlarca birbirlerinin kanlarını emen, gözlerini oyan insanlar, kol kola oynadılar. doğan hürriyet güneşini alkışladılar (ö. seyfettin. harem, eshab-ı kehfimiz, s. 12). tanyeri nerdeyse ağaracaktı. dağlar kül rengi bir aydınlığın içinde kapkara yükseliyordu. (t. buğra, dönemeçte, s. 5). durmak zamanı geçti, çalışmak zamanıdır. (t. fikret) vb. karşıtı edilgen fiildir. bk. etken çatı.
Head on : Kafa kafaya. Kafadan. Doğrudan. Burun buruna.
Accent intensive : Pekiştirme vurgusu. Söz içinde çoğu zaman vurguyu üzerinde taşıyan hecenin daha şiddetli vurgulanmasıyla, bir maksadın, bir duygunun daha iyi belirtilmesini sağlayan vurgu: yazlığa bu hafta mı taşınıyor sunuz? hayır, gele ıcek hafta; bu sevimsiz olaylar karşısında adamcağız ımahvoldu; bu gayretler yapıldı ama sonuç olarak ıhiçbir şey getirmedi; ıamma da yaptınız, dedi, siz hiç hasta görmediniz mi? vb.
Word : Bilgi. Laf. Kısa konuşma. Sözcüklerle anlatmak. Haber. Sözcük. Bilgisayar, bilişim, gramer alanlarında kullanılır. Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut bir kavrama karşılık olan yahut da somut ve soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi. somut kelime: ağaç, taş, kedi vb. soyut kelime: sevinç, üzüntü, kaygı, çalışkanlık vb. ilişki için: gibi, göre, dolayı, kadar, karşı, üzerinde vb. Sözcüklerle ifade etmek. Anlatmak.
Emphatical : Vurgulanmış. Katı. Vurgulu.
As right as a trivet : İstikrarlı. Çok iyi durumda olan. Mükemmel çalışır durumda.
Grittiest : Kumlu gibi. Kumlu. Cesur. Çakıllı. Metin. Pütürlü.
Flat out : Dosdoğru ve bütünüyle. Yorgun olarak. Gayretle. Son sürat. Dolambaçsız. Azami hızla. Tamamen. Çok çabuk. Açıkça.
Air tight : Hava sızdırmaz şekilde kapalı. Zaafı olmayan. Hava sızdırmaz. Hava geçirmez. Hava kaçırmaz. Sıkıca kapatılmış. Zaafı veya kusuru olmayan. Hermetik.
Detached : Objektif. Tarafsız. Kendi ayakları üzerinde duran. Mesafeli. Sökülmüş. İlişkisi koparılmış. Ayrık. Müstakil (ev).
Substantive synonyms : for hard wear, abiding, distanced, free standing, freestanding, material, self contained, calculable, firm as a rock, achillean, all right, designation, materialistic, compellation, constant, autonomous, fastest, actual, biggie, bankable, concrete, first name, straighter, durable, attached, apodictic, corporal, ablaut, forbearing, changelessly, compacted, accent of group, firmer.
Substantive zıt anlamlı kelimeler, Substantive kelime anlamı
Inessential : Gereksiz. Lüzumsuz. Önemsiz. Gereksiz şey. Önemsiz şey.
Meaningless : Anlamsız. Amaçsız. Pestenkerane. Pestenkerani. Manasız. İçeriksiz. İpsiz sapsız. Boş. Abidik gubidik. Absürt.
Substantive ingilizce tanımı, definition of Substantive
Substantive kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, the words man, horse, city, goodness, excellence, are substantives. A noun or name. The part of speech which designates something that exists, or some object of thought, either material or immaterial. As, the substantive verb, that is, the verb to be. To substantivize. Betokening or expressing existence.

Bu kısımda Substantive kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Substantive ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Substantive anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Substantive ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.