Head on türkçesi Head on nedir

Head on ile ilgili cümleler

English: Ali has a good head on his shoulders.
Turkish: Ali sağduyu sahibidir.

English: "It must be great to be tall." "Do you think so? It's not really that great. You keep bumping your head on the ceiling."
Turkish: "Uzun boylu olmak harika olmalı." "Öyle mi düşünüyorsun? Gerçekten o kadar harika değil. Kafanı tavana çarpmaya devam edersin."

English: Ali bumped his head on the roof of the car.
Turkish: Ali kafasını arabanın çatısına çarptı.

English: Ali bumped his head on the ceiling of the car.
Turkish: Ali kafasını arabasının tavanına çarptı.

English: Ali banged his head on a tree branch.
Turkish: Ali başını bir ağaç dalına çarptı.

Head on ingilizcede ne demek, Head on nerede nasıl kullanılır?

Head : Baş ile ilgili. Çekiç tokmağı. Başında olmak. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtların temel düzeneğini taşıyan bölüm. Gövde. Basınç yüksekliği. Baştaki. Beyni ve duyu organlarını taşıyan vücut parçası. Bir üçayağın alıcı ile birleştiği yerde bulunan ve alıcının olduğu yerde çeşitli yönlere dönebilmesini sağlayan çeşitli yapıdaki araçlar. Yollanmak.

On : Yönünde. Civarında. İle. Devrede. E doğru. De. Açık. Olmakta olan. Üzerinde.

 

Head on collision : Kafa kafaya çarpışma. Araçların kafa kafaya çarpıştığı kaza. Çatışma. Kafa kafaya çarpmalı kaza. Anlaşmazlık.

Head on hit : Baş başa çarpışma. Önden çarpma. Doğrudan çarpma.

Has a head on his shoulders : O zeki bir kişi. O akıllı. O aklı başında biri.

Head ache : Baş ağrısı.

İngilizce Head on Türkçe anlamı, Head on eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Head on ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Head to head : Bir kişi ayakta dururken, onun üstüne, amuda kalkarak çıkan kişinin kafasını ötekinin kafası üzerine koyarak dengelenmesi. Kafa kafaya denge. Yüzyüze. Karşılıklı (yüzleşme). Başbaşa. Baş başa. Erkek erkeğe.

Upstairs : Yukarıya. Üst katta. Üst kat. Yukarıdaki. Yukarı. Aklen. Üst kata ait. Yukarı kat. Üst kattaki. Yukarıda.

Nip and tuck : Ne yapıp yapıp. Ucu ucuna. Yüz gerdirme. Başabaş. At başı beraber. Çok çekişmeli.

Nonstop : Aktarmasız. Duraksız. Aralıksız. Molasız. Arasız. Ara vermeden. Devamlı. Kesintisiz. Direkt giden.

Neck and neck : Yarışta at başı beraber. Pek yakın. At başı beraber. At başı beraberlik. Müsavi. Sıkı rekabet. Omuz omuza mücadele. Başa baş. Başabaş.

Straighter : Doğru. Güvenilir. Dik. İskontosuz. Dosdoğru. Dürüst. Düzgün. Orijinal(piyes). Düz.

First hand : Birinci el. İlk elden. Aracısız. Birinci elden alınan mal. Doğrudan doğruya toptancıdan alınan. Birinci elden alınan. Doğrudan doğruya yapımcısı, üreticisi, toptancısı ya da yurda getiricisinden alınan mal. İlk el.

Fair and square : Güzelce. Dürüstçe. Tastamam. Adil ve doğru. Doğrulukla. Haklı olarak. Adilce. Aynı ölçüde. Adam gibi.

 

Linearly : Çizgilerle. Tek boyutlu olarak. Doğrusal olarak. Lineer olarak.

Substantive : Müstakil. Önemli. Sağlam. Maddenin aslına ait. Sabit. İsim olarak kullanılan. Bağımsız. Dayanıklı. Ad. Asli.

Head on synonyms : very close, thru, unmediated, off the cuff, directs, zero in, incisive, cephalically, ad lib, by rote, directcc, squarely, flat out, non stop, immediate, cephalic, directly, direct, point blank, straightest, forthrightly, end to end.