Succinate türkçesi Succinate nedir

  • Süksinat.

Succinate ingilizcede ne demek, Succinate nerede nasıl kullanılır?

Succinate dehydrogenase : Süksinat dehidrogenaz. Trikarboksilik asit devrinde süksinatın fumarata oksitlenmesini katalizleyen enzim olup solunum zincirinde doğrudan bir bağlanma sağlar.

Succinct : Mücmel. Az ama öz. Veciz. Özlü. Az ve öz. Kısa ve öz. Muhtasar. Kısa.

Succinctly : Kısa ve öz bir şekilde.

Succinctness : Kısa ve özlü olma. Özlülük. Kısalık. Az ve öz olma.

Succinic : Kehribardan yapılmış. Sukkinik. Süksinik.

Succinic anhydride : Süksinik anhidrit.

Oxalosuccinic acid : Okzalosüksinik asit. Trikarboksilik asit devrine giren altı karbonlu karboksilik asit. okzalosüksinat.

Succinic acid : Süksinik asit. Kehribar asidi. Suksinik asit.

Succinimide derivatives : Süksünimid türevleri. Epileptik nöbetlerin önlenmesi ve tedavisinde kullanılan etosüksimid, fensüksimid ve metsüksimid gibi ilaçların ortak adı.

Succinylcholine : Süksinilkolin. Nöro-musküler kavşaktaki sinir iletimini yarışmasız olarak engelleyerek kas gevşemesine ve sonuçta kas felcine yol açabilen bir ilaç. Susinilklorin. Sakkinilkolin.

İngilizce Succinate Türkçe anlamı, Succinate eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Succinate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Summary : Hulasa. Kısaltma. Detaylı olmayan. Acele yapılan. Kısa. Herhangi bir kitap, makale ya da raporun, temel öğeleri değişmeyecek biçimde kısaltılması. Hülasa. Bir metnin, bir sözün, üzerinde durulan bir konunun en önemli bölümlerinin sözlü ya da yazılı olarak kısaca anlatılan özü. Özlü. Özet.

Compact : Pudralık. Sözleşme yapmak. Sıkı. Anlaşma yapmak. Kompakt. Özlü. Sıkıştırmak. Anlaşma. Sıkıca paketlenmiş. Yoğun.

Inoculate : Dürtmek. Serum vermek. Vermek. Aşılamak. Aşı yapmak.

Immunize : Muaf kılmak. Muafiyet vermek. Bağışıklık kazandırmak. Aşılamak. Muaf tutmak. Bağışık kılmak.

Shoot : Çekim. Fotoğraf çekme. Av. Oynamak (misket veya bilardo). Sepete atış. Fotoğraf çekmek. Çevirmek. Keresteyi rendeleme. Fışkın. Şiddetli akıntı.

Inject : Enjekte etmek. Katmak. Yerleştirmek. Şırınga etmek. Zerk etmek. Sokuşturmak. Zerketmek. Enjeksiyon yapmak. İğne yapmak. Sokmak.

Immunise : Aşılama uygulamak. Muaf tutmak. Muaf kılmak. (britanya ingilizcesi) bağışıklık kazandırmak. Bir hastalığa karşı duyarsız kılmak. Bağışık kılmak. Muafiyet vermek. Bağışıklık kazandırmak. Aşılamak. Aşılama yapmak.

Compendious : Net. Öz. Kısa. Özlü. Az ama öz. Muhtasar. Az ve öz. Özet halinde.

Concise : Muhtasar. Muhtasaran. Veciz. Kısa. Az ve öz. Kestirme. Kısaca. Mücmel. Özlü.

Succinate zıt anlamlı kelimeler, Succinate kelime anlamı

Prolix : Sonu gelmeyen. Sıkıcı. Yorucu. Uzun. Bitmek bilmeyen. Sözü çok uzatan. Ayrıntılı.

Smooth : Yumuşatmak. Yatıştırmak. Düzgün. Hoş. Yumuşak. Kolay. Sakin. Huzur veren. Pürüzsüz. Buruşukluklarını gidermek.

Succinate ingilizce tanımı, definition of Succinate

Succinate kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A salt of succinic acid.