Sucu nedir, Sucu ne demek

  • Su satan veya evlere su taşıyan kimse, saka

Yerel Türkçe anlamı:

Arkı izlemekle görevli kimse.

Ak alkollü içkiler (şarap, rakı ve benzeri).

1.Değirmen işçisi. 2.Arkı izlemekle görevli kimse.

Fransızca'da Sucu ne demek?:

porteur d'eau

Sucu hakkında bilgiler

Sucu (özgün adı The Waterboy) 1998 yapımlı Frank Coraci yönetmenliğinde bir güldürü filmi.Başrolünde Adam Sandler vardır. Film gişede mükkemmel bir başarı sağlamıştır.

Robert Boucher Jr. (Adam Sandler) küçüklüğünden beri insanlar tarafından salak muamelesi görmüş ve aşağılanmıştır. Fakat bir şey onu çok kızdırsa da karşı koyamamıştır, suyuna zarar vermek. Robert'in yani Bobby'nin annesi (Kathy Bates) onu kaybetmekten korktuğu için evden dışarı çıkmasına bile izin vermemiş, okula göndermemiştir. Bobby annesinin eğtiminde büyümüşdür. Hala çocuk gibidir. İşiyse Amerikan futbolu takımlarına su taşımaktır. Fakat son çalıştığı yerden de atılır, çünkü koç takımın ilgisinin onda toplandığını söyler. Bobby iş arar ve sonunda bir iş bulur, uzun zamandır kazanmayan bir futbol takımına katılır. Fakat onlara verilen suyu görünce işi bedavaya yapmaya başlar. Bobby ile daha ilk günde alay edilir. Bir seferinde onunla alay edildiğinde gözünün önüne bügüne kadar onunla alay etmiş herkes gelir. Buna dayanamayan Bobby mükemmel bir atlayışla kendisiyle alay eden kişiyi yere serer, daha sonra çok kez özür diler fakat koç bunu beğenmiş onun tam bir Amerikan futbolcusu olacağını düşünmüştür. Koç Bobby'nin annesiyle konuşur. Annesi izin vermeyince Bobby gizli gizli futbol oynar ve ayrıca sevdiği kadın Vicky Valencourt (Fairuza Balk) da geri dönmüştür.

 

Cinsellik ve küfürlü sahneler içerdiği için +13 yaş sınırı vardır.

Sucu ile ilgili Cümleler

  • Sucuk lezzetlidir.
  • Bu kadar çok sucuk için yeterince ekmek yok.
  • Kayseri'de sucuk yedirmedik mi?

Sucu anlamı, kısaca tanımı:

Sucuğunu çıkarmak : Yormak. çok dövmek.

Sucuk : Ceviz, badem içi vb. şeyler, bir ipliğe dizildikten sonra nişasta ile koyulaştırılmış kaynar üzüm şırasına batırılarak yapılmış olan tatlı yiyecek. Şişirilip kurutulmuş bağırsak içine baharlı et kıyması doldurularak yapılmış olan bir yiyecek türü.

Sucuk gibi olmak : Baştan aşağı ıslanmak.

Sucukçu : Sucuk yapan veya satan kimse.

Sucukçuluk : Sucuk yapma ve satma işi.

Sucuklaşma : Sucuklaşmak işi.

Sucuklaşmak : Ter, kir vb.nden dolayı sucuk rengini ve görünümünü almak.

Sucuklu : İçinde sucuk bulunan gözleme, börek, pide vb. hamur işleri. İçinde sucuk bulunan.

Sucuklu yumurta : Kavrulmuş sucuğun üzerine yumurta kırılarak yapılmış olan bir çeşit yemek.

Sucul : Suyu seven, suya düşkün. Suyu çeken, hidrofil, hidrofilik.

Suculuk : Sucunun yaptığı iş, sakalık.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Frank : Fransa, İsviçre, Belçika vb. ülkelerin para birimi.

 

Yönetmen : Bir kuruluşu yönetme yetkisi olan kimse, müdür, direktör. Tiyatro ve sinema oyunlarında oyuncuların rollerini dağıtıp oyunu düzenleyen, metin, yorum, dekor, müzik vb. ögeler arasında birlik sağlamaya çalışan kimse, rejisör. Bir televizyon programını hazırlayan görevliler arasında eş güdümü sağlayan, onları belli konularda görevlendiren, yayın malzemelerini değerlendiren ve yayının görsel sorumluluğunu üstlenen kişi.

Güldürü : Güldürme özelliği olan şey. İlkel, yalın güldürme ögelerinden yararlanan, bazen inanırlığın sınırını aşan, güldürmeyi amaç edinen sahne eseri, komedi, fars.

Film : Fotoğrafçılıkta, radyografide ve sinemacılıkta resim çekmek için kullanılan, selülozdan, saydam, bükülebilir şerit. Camlara yapıştırılarak içerinin görünmesini engelleyen bir tür ince yaprak. Sinemalarda gösterilen eser. Bir oyunun bütününü taşıyan şerit veya şeritlerin bütünü.

Adam : Birinin yararlandığı, kullandığı kimse. Bir alanı benimseyen kimse. İnsan. Eş, koca. Birinin yanında bulunan ve işini yapan kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Erkek kişi. Daima birinin yanında olan, onu destekleyen, isteklerini yerine getiren kimse. Görevli kimse.

Gişe : İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer, şalter.

Sucu gediği : Bir tür tekel olan çeşmeden su alma ayrıcalığı.

Sucuali : Erzincan şehrinde, Çayırlı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kocaeli ilinde, Kandıra ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Sucuğaz : Az miktarda su.

Sucuğu sarkmak : Özlemle, imrenerek bakmak, ummak Özlemle bakmak.

Sucuğunu sarkıtmak : Bir şeye açgözlülükle bakmak : Pekmez kaynatıyorduk geldi sucuğunu sarkıttı.

Sucuhmah : Suçluluk duymak, utanmak.

Sucuk bulamacı : Pekmez peltesinin tepsiye dökülerek üstüne ceviz serpilip dondurulmuş biçimi.

Sucuk gibi olmak : baştan aşağı ıslanmak.

Sucukluk : Kurdele üstüne tek ya da çift sıra altın dizilmiş uzunca kolye.

Sucukmak : Suçluluk duymak, utanmak. Susamak.

Diğer dillerde Sucu anlamı nedir?

İngilizce'de Sucu ne demek? : [suç] n. fault, offence [Brit.], offense, guilt, crime, sin, wrong, blame, caper, criminality, culpability, delict, delinquency, error, felony, irregularity, Job, misdeed, misdemeanor, misdemeanour [Brit.], rap, transgression

Fransızca'da Sucu : porteur d'eau

Rusça'da Sucu : n. водонос (M), водовоз (M)