Superior power türkçesi Superior power nedir

Superior power ingilizcede ne demek, Superior power nerede nasıl kullanılır?

Superior : Üst orun. Kibirli. Üst (rütbe). Üstün nitelikli. Üst. Üstün kimse. İlgisiz. Satırın üstüne basılmış. Yüksek. Üstünlük taslayan.

Power : Enerji. Takat. Fors. Otorite. Kudret. Güçlülük. İktidar. Vekaletname. Bilgisayar, hukuk, fizik, sinema, televizyon, sosyoloji alanlarında kullanılır. Mat.kuvvet.

Superior board of disciplin : İl merkezlerinde milli eğitim yönetmeninin ya da görevlendireceği bir yönetmen yardımcısının başkanlığında, il merkezinde bulunan her türlü orta dereceli okulların yönetmenlerinden oluşan ve okullardan gönderilen disiplin kurulu kararlarını inceleyip onaylayan kurul. Üst disiplin kurulu.

Superior class : Üst düzey sınıf.

Superior commission of arbitrage : Bir iş kolunda çıkan ve birden daha çok ilde bulunan işyerlerini kapsayan toplu iş uyuşmazlıklarında işin bırakılması ya da işten çıkarma olaylarının yasaklandığı durumlarda ve il yargıcı kurulunca belirtilen temellere karşı durmalarda uyuşmazlığı çözümlemekle görevli ve son yargıyı vermekle yetkili kurul. Yüksek yargıcı kurulu.

Superior commission of conciliation : Yüksek uzlaştırma kurulu. Başkakanın ya da görevlendireceği bir bakanın yönetiminde kurulan ve iş anlaşmazlıklarını çözümleyen kurul.

 

İngilizce Superior power Türkçe anlamı, Superior power eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Superior power ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Annulment : İhlal etme. Fesh. Feshetme. Iskat. İlga. Bozma (yasa veya yargı veya sözleşme vb'ni). İptal. Evliliğin iptali. Fesih.

Abstention : Çekimser oy. Oy vermeme. Çekimser kalma. İmtina. Çekimserlik. Kaçınma. Vazgeçmek. Uzak durma. Çekinme.

Allegation : Mazeret. Özür. İthamname. İleri sürme. Sav. Suçlama. İddia. Bahane. İtham.

Administer an oath : Andiçirme. Yemin ettirmek. Ant içirmek.

Abstainer : Oy vermeyen biri. İçki içmeyen biri. İçki içmeyen kimse. Çekimser. Müstenkif. Çekimser kalan biri. Sakınan kişi.

Forced causes : İşçi ya da işverenin hizmet sözleşmesini bildirimsiz ortadan kaldırabileceği zorunlu nedenleri kapsayan olaylar.

Force majeure : Zorunlu. Zorunlu durum. Zorunlu sebebler. Kaçınılmaz nedenininden ötürü yapılamayan bir yüklenmede ileri sürülen gerekçe. bulgu, oranlama, önleme gibi uğraşılarla engellenemeyen zorunlu nedenler. Zorunlu neden. Mücbir sebepler. Zorlayıcı sebep. Zorlayıcı neden. Fors majör. Zorunlu hallerde.

Acts contra bonos mores : Töreye aykırı işlemler.

A wide saloon : Duyuru tahtası.

Administration of justice : Adalet yönetimi. Kaza uygulamaları. Yargı. Adliye. Yargı idaresi.

Superior power synonyms : accused, force majeur, vis major, american law of corporation, abduction, absente, act of witness, aggravating circumstances, administrative districts, abetment.