Supposes türkçesi Supposes nedir

Supposes ile ilgili cümleler

English: He supposes that you will book seats.
Turkish: Koltukları ayıracağını varsayıyor.

Supposes ingilizcede ne demek, Supposes nerede nasıl kullanılır?

Presupposes : Koşul olarak gerektirmek. Baştan farzetmek. Ön şartına dayanmak veya bağlı olmak. Var oluşuna dayanmak. Bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek. Önceden varsaymak. Var olduğunu farzetmek. Gerekmek. Varsaymak.

I suppose so : Sanırım öyle.

Lead one to suppose : Yanlış inancı olmasına yol açmak. -olduğunu düşünmesine neden olmak. Birinin yanlışlıkla – olduğunu düşmesine sebep olmak.

Let us suppose : Varsayalım ki. - olduğunu kabul edeceğiz. Farz edelim ki. Diyelim ki.

There is no reason to suppose : İnanmak için bir sebep yok. Sanmak zannetmek veya inanmak için bir sebep yok.

Supposedly : Varsayıldığı gibi. Sözde. Sözümona. -dığı farzediliyor. Varsayılarak. Sözüm ona. İddialara göre. İddia edildiğine göre. Güya. Söylendiğine göre.

What is that supposed to be : Ne olabilir. Neye benziyor.

Supposably : Büyük ihtimalle.

Presupposed : Var olduğunu farzetmek. Koşul olarak gerektirmek. Bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek. Baştan farzetmek. Ön şartına dayanmak veya bağlı olmak. Önceden varsaymak. Var oluşuna dayanmak. Varsaymak. Gerekmek.

 

Supposed to : Gerekmek. Yükümlü olmak.

İngilizce Supposes Türkçe anlamı, Supposes eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Supposes ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Learning by heart : Ezber. Bir konuyu, ya tümüyle ya da bölümlere ayırdıktan sonra belli bir süre içinde yineleyerek ezberleme temeline dayanan bir öğrenme türü. Ezberlemek. Tekrarlayarak öğrenmek. Ezberleyerek öğrenme.

Fanciest : Beğenmek. Aşırı. Bayılmak (sevmek vb). Süs. Moda. Süslü püslü. Aklında canlandırmak. Fantezi.

Get into a groove : Geleneklere bağlı kalmak.

Entails : Yol açmak. Şarta bağlamak. İhtiyaçlar. Kaosamak. Satılmaması koşuluyla vermek.

Beggared : Herifçioğlu. Mahvetmek. Yoksullaştırılmış. Fakir hale getirilmiş. Yoksullaştırmak. Kerata. Fakirleştirmek. Dilenciye çevirmek. Çapkın.

Opined : Düşüncelerini belirtmek. Görüş belirtmek. Fikir yürütmek. Fikrini söylemek.

Affeer : Değer biçmek. Doğrulamak. Belirli bir miktara düşürmek.

Consider : Addetmek. İyice düşünüp taşınmak. Saygı göstermek. İtibar göstermek. Bilmek. Üzerine düşünmek. Göz önüne almak. Olduğunu düşünmek. Derpiş etmek.

Forking : Ayrılmak. Çatallaşma. Çatal biçimi vermek. Çatallaşmak. Çatalla kaldırmak.

Intail : Bir mal veya mülkü miras alabilecek bir kimseye sınırlama getirmek. Talep etmek. Karışmak. Neden olmak. İstemek. Parmağı olmak. Sebep olmak.

Supposes synonyms : deems, hypothesised, beggaring, musting, memorized, conduce, balance, classing, delved, compel, conjectured, bethought, memorize, count down, guess, assume, deeming, have to, accounted, fork, dictates, cerebrated, ween, believe, opining, memorise, learn by heart, cerebrates, claim, conduces, be essential, cast about, allows.

 

Supposes zıt anlamlı kelimeler, Supposes kelime anlamı

Probable : Olası muhtemel. Mümkün. Olasılı. Muhtemel. Olası. Akla yatkın. Olması muhtemel. Olması umulan, olasılık kuramında olasılığı sıfırdan büyük olan. Makul.

Empirical : Yalnızca gözlem ve deney sonuçlarına dayanan. Deneyle. Deneyimsel. Yöntemli olsun olmasın genellikle deney ve gözlem üzerine kurulu olan. Ampirik. Deneyime dayalı olarak. Deneysel. Deneye dayanan. Uygulamaya, deneye ve gözleme dayalı. İhtibari.