Suppressor türkçesi Suppressor nedir

  • Parazit giderici.
  • Baskılayıcı.
  • Parazit giderici cihaz.
  • Parazit giderici (radyo).
  • Supresör.
  • Süpresör.
  • Bastına.
  • Parazit bastırıcı.
  • Parazit giderici araç (elektronik terimi).
  • Bastırıcı.

Suppressor ingilizcede ne demek, Suppressor nerede nasıl kullanılır?

Suppressor grid : Bastırıcı kafes. Bastırıcı ızgara. Bastına ızgara. Topraklama ızgarası. Üst-üşeğin ötesine yerleşmiş ve alt-üşeğin geriliminde tutulan ikincil eksicik yayımını önleyici kafes.

Suppressor mutation : Bir mutasyonun fenotipik etkisini tersine çeviren ikinci bir mutasyon. Baskılayıcı mutasyon. Supresor mutasyon. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Suppressor resistance : Parazitönler direnç. İkincil ateşleme çevriminden alıcılara etki eden asalak radyo dalgalarını önleyen direnç.

Suppressor t cell : Supresor t hücresi. B ve diğer t hücresi tiplerinin gösterecekleri bağışıklık cevabını azaltan t hücresi tipi.

Suppressor t lymphocyte : Baskılayıcı t lenfosit. Supresor t lenfosit.

Suppress a virus : Virüsü temizlemek.

Arc suppressor : Ark söndürücü.

Echo suppressor : Yankı giderici. Yankı bastırıcı.

Surge suppressor : Aşırı gerilim koruyucu.

Suppress endnotes : Sonnotları yazdır. Sonnot yazdır.

İngilizce Suppressor Türkçe anlamı, Suppressor eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Suppressor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Pressor : Presör. Kan basıncı artırıcı. Basıcı.

Depressants : Yatıştırıcı madde. Yatıştırıcı. Depresan. Bastırgan. Müsekkin.

Lightning arrester : Yıldırımlık. Elektronik cihazları yıldırımdan korumak üzere kullanılan bir cihaz. Elektronik aygıtları yıldırımdan koruyan alet. Yıldırım tutucu. Paratoner. Yıldırım siperi.

Pressings : Basma. Sıkma. Plak. Zımbalama. Presleme. Basınçlama. Israrlı. Sıkıştırma. Ütü.

Repressing : Tekrar presleme. Önlemek. Yeniden baskılama. Baskılamak. İçine atmak. Önleyici. Bastırmak. Önleme. Baskı altında tutmak.

Suppressing : Dindirmek. Örtbas etmek. Ortadan kaldırmak. Hasıraltı etmek. Önlemek. Bastırmak. Baskı altına almak. Durdurmak. Zaptetmek. Yayınlanmasını yasaklamak.

Allayer : Dindirici. Yatıştırıcı.

Pressing : Sıkıştırma. Basınç yardımıyla bir araya sıkıştırma veya biçimlendirip kalıplaştırma, yağı veya öz suyu basınç altında özüte etme işlemi. İvedi. Basma. Acele. Sıkıştıran. Presleme. Ütü. Acil. Sıkma.

Allayers : Yatıştırıcı. Dindirici.

Noise suppressor : Gürültü eleği. Gürültü yok edici devre. Belirli bir eşik seviyesi altındaki ses sinyallerini keserek sesteki gürültüleri eleyen devre. Gürültü bastına. Gürültü bastırıcı.

Suppressor synonyms : spike suppressor, spike arrester, suppresser, surge protector, inhibiting, noise killer, electrical device, repressive, depressant, restrainer, anti interference, suppressors, surge suppressor, repressor, controller.

Suppressor ingilizce tanımı, definition of Suppressor

Suppressor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who suppresses.