Surely türkçesi Surely nedir
- Umarım.
- Sanırım.
- Kesinlikle.
- Muhakkak.
- Emin olarak.
- Tabi.
- Güvenlice.
- Mutlaka.
- Kesin olarak.
- Herhalde.
- Eminim.
- Şüphesiz.
- Hakikaten.
- Elbette.
Surely ile ilgili cümleler
English: Ali surely thought it was a good idea.
Turkish: Ali kesinlikle bunun iyi bir fikir olduğunu düşündü.
English: I will surely miss them.
Turkish: Onları kesinlikle özleyeceğim.
English: Esperanto is surely an enormous waste of time!
Turkish: Esperanto kesinlikle çok büyük bir zaman kaybı!
English: If I ever turn into an alcoholic, I'll surely go on vacation to Antalya.
Turkish: Eğer bir gün alkolik olursam, o zaman kesinlikle tatile Antalya'ya gideceğim.
English: Among the five of us, he's surely the one who can speak the most languages.
Turkish: Beşimizin arasında, en fazla dil konuşabilen kişi kesinlikle odur.
Surely ingilizcede ne demek, Surely nerede nasıl kullanılır?
Convergence almost surely : Hemen hemen kesin yakınsama.
Slowly but surely : Yavaş ama emin adımlarla.
Leisurely : Acele etmeden. Yavaş. Sakin. Yavaş yavaş. Acelesiz yapılan. Acelesiz. Acelesiz iş yapan.
Unsurely : Hayal meyal bir biçimde. Tartışılabilir bir şekilde. Belirsizce. Kararsızca. Zor anlaşılır biçimde. Kesin olmayan bir şekilde. Meşruten. Güvensizce. Emin olunmayan bir şekilde. Kuşkulu bir şekilde.
Censureless : Kusursuz. Ayıpsız.
Leisureless : Boş zamanı olmayan. Başını kaşıyacak vakti olmayan. Dinlenmek için vakti olmayan.
Leisureliness : Rahatlık. Acelesizlik. Serbestlik. Sakinlik.
Measureless : Sınırsız. Ölçüsüz. Hadsiz. Çok geniş. Hesapsız. Sonsuz.
Sure thing : Kesinlikle. Kaybetme şansı az olan bahis. Şüphesiz.
Sure of : -den emin.
İngilizce Surely Türkçe anlamı, Surely eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Surely ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Subject : Boyun eğdirmek. Subjekt. Karşı karşıya olan. Ders. Yüklemin gösterdiği kılış ile doğrudan ilgili olan kişi ya da şeye verilen ad; bir oluş ve kılışın gerçekleşmesini sağlayan kimse veya şey: eskiler, baharı ya tabiatta yahud tecrid halinde, tek manzarasında severlerdi (a. h. tanpınar, yaşadığım gibi, s. 114). oda karşıma düşen duvardaki hücreye konmuş büyükçe bir gaz lambasıyla aydınlanıyordu a. h. tanpınar, abdullah efendinin rüyaları, s. 90). bu tahammül edilemez bir ömürdü (r. h. karay, memleket hikayeleri, s. 34). agah bey, içti; biraz buruk, lakin baygın kokulu, tuhaf lezzetli, hoş bir içkiydi (r. h. karay, göst. e., s. 35). ben anadolu'ya gitmezden önce manevi kuvvet denilen şeyin millet mücadelelerinde büyük bir rol oynadığına ve bunun ruhtan gelen bir yüreklilikle oluştuğuna inandım (y. k. karaosmanoğlu, ergenekon, s. 114). odada, galiba, teyzesi yatıyor. (p. safa, şimşek, s. 210). hakikatte bütün istanbul garip bir sinirlilik içinde idi (a. h. tanpınar, sahnenin dışındakiler, s. 276). o, zamanın sahibi idi (a. h. tanpınar, saatleri ayarlama enstitüsü, s. 37). siz doğru dürüst konuşmasını bilmez misiniz hiç? (t. buğra, yalnızlar, s. 216). melek, hastanın başucuna götürüldüğü zaman, bu burnu uzamış, gözleri çukura kaçmış adamla alakasını anlayamamıştı (s. f. abasıyanık, bütün eserleri 3: medarı maişet motoru, s. 170). yol ayrımına, yolu olan gelir! (k. tahir, yol ayrımı, s. 310). insan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar (y.kemal bayatlı, kendi gök kubbemiz, s. 91) vb. Sinema ve televizyon alıcısının, fotoğraf aygıtının merceğinin, üzerine yöneltildiği ve görüntüsünü saptamayı amaçladığı temel varlık, nesne, görünüm. bu yolda saptanmış olan nesne. öykülü bir filmin ya da televizyon oyununun en kısa biçimde anlatılabilecek olgusu. Tabi kılmak. Konu. Bağlı. Bilgisayar, eğitim, gramer, sinema, televizyon, tarih, tiyatro, veterinerlik alanlarında kullanılır.
Necessarily : İlle de. İlle. İster istemez. Olmazsa olmaz. Şart. Zorunlu olarak.
Absolute : Bilgisayar, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Sonsuz. Kati. Saltık. Müstakil. Kayıtsız şartsız. Sınırsız. Düzey. Tam.
Decided : Kararlaştırılmış. Anlaşılır. Kesin. Azimli. Kararlı. Karar verilmiş. Tartışmasız. Değişmez.
Quite : Epeyce. Oldukça. Tam. Su katılmadık. Bayağı. Hayli. Tam olarak. Asude. Pek.
Subjected to : Bağlı. Bağlı olmak. Karşı karşıya olan. Çeken. Meyilli. Eğilimi olan. Maruz kalan.
In all conscience : Doğrusu. Vicdanen. Pek haklı olarak.
Practically : Uygulamada. Pratik olarak. Gerçekte. Hemen hemen. Pratikte. Uygulamalı olarak. Uygun olarak. Kullanışlı olarak. Pratik bir şekilde.
Naturally : Doğallıkla. Doğal şekilde. Kuşkusuz. Tabii. Doğuştan. Haliyle. Doğal olarak.
Surely synonyms : sure as shooting, as sure as a gun, subject to, certainly, make sure of, in any case, bound to, in fact, clearly, decidedly, i bet, amenable, for certain, hopefully, truthful, adjective, indeed, cold, definitively, absolutes, consequent, presumably, in truth, accurately, leastwise, ensuant, assuredly, i hope so, subordinated, and no mistake, actually, coldest, i think.
Surely ingilizce tanımı, definition of Surely
Surely kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : In a sure or certain manner. Infallibly. Undoubtedly. Assuredly. Certainly.

Bu kısımda Surely kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Surely ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Surely anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Surely ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.