Swaying türkçesi Swaying nedir

Swaying ile ilgili cümleler

English: When Ali awoke, he saw that the fire had gone out and, also, that he was now completely alone. The only sound was the susurration of the bamboo, swaying in the breeze.
Turkish: Ali uyandığında yangın çıktığını ve ayrıca şimdi tamamen yalnız olduğunu gördü. Tek ses esintiyle sallanan bambunun hışırtısıydı.

English: The flowers were swaying in the wind.
Turkish: Çiçekler rüzgarda sallanıyordu.

Swaying ingilizcede ne demek, Swaying nerede nasıl kullanılır?

Compacting by swaying : Dövme suretiyle sıkıştırma.

Sway from side to side : Oradan oraya savrulmak.

Sway up : Hizaya getirmek.

Be under the sway of : Nüfuzu altında olmak. Egemenliği altında olmak.

Under the sway of : Etkisinde. Etkisi altında.

Crossway : Kavşak. Dört yol ağzı. Bağlantı noktası. Kesişme.

Sways : Saptırmak. Yönetim veya kontrol. Aklını çelmek. Eğmek. Sallanmak. Yönlendirmek. Sallanmak (bir yandan öbür yana). Eğilimi olmak. Salınmak. Hüküm sürmek.

Busway : Özellikle otobüsler için ayrılmış yol veya yol şeridi. Otobüsler için ayrılmış şerit.

 

Hold sway : Etkilemeye devam etmek. Yönetmek. Egemen olmak.

Sway : Sallanmak. Yönlendirmek. Salınmak. Hükmetmek. Yöneltmek (birini bir karara). Sarsılmak. Üzerinde etkisi olmak. Etkilemek. Sallamak. Eğilimi olmak.

İngilizce Swaying Türkçe anlamı, Swaying eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Swaying ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Be in the ascendant : Egemen olmak. İtibar kazanmak. Galip olmak. Yıldızı parlamak. Talih ve itibarı artmak. Doğu ufkunda görünmek (yıldız veya gezegen). Yükselmek.

Bastardizes : Çarpıtmak. Lekelemek. Çarpıtmak saptırmak. Dejenere etmek. Gayri meşru olduğunu kanıtlamak. Yozlaşmak. Piç olduğunu söylemek (argo terim). Değerini düşürmek. Alçalmak.

Call away : Çağırmak.

Be disposed : İstekli olmak. Eğilimli olmak. Hevesli olmak.

Be inclined : Hevesi olmak. Eğilimli olmak. Meyletmek.

Careened : Bir yandan bir yana hafifçe sallanarak gitmek veya ilerlemek (motorlu araç). Yan yatmak gemi. Sendelemek. Yan yatırmak gemi. Yalpalamak. Karinalamak. Karina etmek. Yalpa yapmak. Karinaya bastırmak.

Have a predisposition for : Bir şeye karşı kapılabilir olmak. Bir şeye eğilimli olmak.

Squint : Şaşı yapmak. Kısmak (gözlerini). Gözlerini kısmak. Şaşı. Şaşı bakmak. Bakış. Eğilim. Şaşılık. Kısık gözlerle bakmak.

Move : Taşınmak. Kımıldamak. Veriyi ana bellekte bir yerden başka bir yere aktarma. Hamle. Bir cismin başka bir cisme ya da cisimlere göre yer değiştirme eylemi. Taşıma. Oynamak. Teklif etmek. Bilgisayar, bilişim, uzay alanlarında kullanılır. Hareket ettirmek.

Dallied : Oyalanmak. Oynaşmak. Vakit öldürmek. Eğlenmek. Haylazlık etmek. İşi ağırdan almak. Zaman öldürmek.

 

Swaying synonyms : piping, musical performance, jarred, agitation, adjudge, adjudicate, beveller, adjudged, awards, being in the ascendant, dictating, biases, commands, be disposed to, be in the ascendent, effecting, colour, adjudging, take effect, conduct, bias, governs, affect, sloped, reigns, bevels, angle, affects, bends, allured, dangle, bend, tended.

Swaying zıt anlamlı kelimeler, Swaying kelime anlamı

Low : Yıkmak. (ses) yavaş. Böğürme. Düşük. Ucuz. Alçak. Böğürmek (inek veya öküz). Az. (inek) böğürmek.

Stay in place : Yerinde kalmak.

Swaying ingilizce tanımı, definition of Swaying

Swaying kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Said of the backs of horses. An injury caused by violent strains or by overloading.