Swims türkçesi Swims nedir

Swims ile ilgili cümleler

English: Ali swims better than I do.
Turkish: Ali benden daha iyi yüzer.

English: Ali never swims by himself.
Turkish: Ali asla tek başına yüzmez.

English: Ali closes his eyes when he swims underwater.
Turkish: Ali su altında yüzerken gözlerinin kapatır.

English: Ali swims better than Mary does.
Turkish: Ali Mary'den daha iyi yüzer.

English: A fish swims by moving its tail.
Turkish: Bir balık kuyruğunu hareket ettirerek yüzmektedir.

Swims ingilizcede ne demek, Swims nerede nasıl kullanılır?

Swimsuit : Mayo. Kadın mayosu.

Swimsuits : Kadın mayosu. Mayo.

Outswims : - den daha iyi yüzmek. Yüzme konusunda daha iyi olmak. -den daha hızlı yüzmek.

Swim against the current : Akıntıya karşı yüzmek. Burnunun dikine gitmek. Olmayacak duaya amin demek. Akıntıya kürek çekmek. Akıntıya karşı küre çekmek.

Swim against the tide : Akıntıya kürek çekmek. Egemen olan görüşe karşı gelmek. Çoğunluğa uymamak.

Swim like a brick : Yüzme bilmemek. Batmak.

Swim under water : Suyun altında yüzmek.

Swim with the tide : Egemen olan görüşe uymak.

Be out of the swim : Haberdar olmak. Haberi olmak. Yeralmak. Katılmak.

Swim overarm : Kulaç atarak yüzmek.

İngilizce Swims Türkçe anlamı, Swims eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Swims ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Effuse : Açılmak. Akmak. Dökmek. Sızmak. Efüz. Sızdırmak. Dışarı akıtmak. Yayılmış, ince tabaka halinde yayılmış.

Dewed : Jale. Çiylenme. Nem. Tazelik. Çiy. Gençlik. Damlacık. Şebnem.

Shave : Kırpmak. Tıraş etmek. Soymak. Rende. Tıraş. Sakal tıraşı olmak. Buz kazımak (buz kalıbından). Rendelemek. Kesmek.

Boil over : Tepesi atmak. Kontrolden çıkmak. Kudurmak. Galeyana gelmek. Köpürmek. Kaynayıp taşmak. Taşmak (kaynarken).

Douse : Sulamak. Üzerine su serpmek. Lumbarı kapamak. Söndürmek. Dulamak. Suya daldırmak. Daldırmak. Batırmak. Suya sokmak.

Call back : Yalanlamak. Tekrar uğramak. Arayan kimseyi geri aramak. Geri arama. Daha sonra aramak. Geri çağırmak. Hatalı üretilen ürünü telafi için geri istemek. Caymak. Cevabını vermek. Tekrar aramak.

Dowse : Mayna etmek. Suya sokmak. Çubukla yeraltı suyu aramak. Su serpmek. Söndürmek. Sulamak. Çubukla su aramak. Yelkeni indirmek. Bkz.douse.

Brim : Siperlik. Bardak ağzı. Ağız. Şapka kenarı. Ağzına kadar dolmak. Taşma. Kenar. Ağız (bardak). Şapka siperi.

Clogging : Engel olma. Pıhtılaşmak. Sıkıntı vermek. Eski bir dans. Tıkama. Tıkamak. Doldurmak. Tıkanıklık. Tıkanma.

Getting over : Geçirmek (hastalık). Başa çıkmak. Hazmetmek. İletmek. Üstesinden gelmek. Atlatmak.

Swims synonyms : locomote, break water, shaves, travel, paddle, float, bedraggles, swum, budge from, brims, bedraggling, buoys, buoy, the swim, bears, buoy up, congests, go, bubble over, back down, gush, fill, change into, circled, dews, fill up, damps, breaststroke, be over, be packed, ride, gushed, circle.

Swims zıt anlamlı kelimeler, Swims kelime anlamı

Stay in place : Yerinde kalmak.

Sink : Kötüleşmek. Alçalmak. Lavabo. Dalmak. Azalmak. Kazmak. Güçten kesilmek. Vazgeçmek. Çökmek. Feragat etmek.