Söndürmek nedir, Söndürmek ne demek

  • Ateş ve ışığın yanmasına, aydınlatmasına son vermek.
  • Hava veya gaz ile şişirilmiş bir şeyin havasını veya gazını boşaltmak
  • Tutku ve duyguları yatıştırmak, etkisiz duruma getirmek.

"Söndürmek" ile ilgili cümle

  • "Parmağının ucuna kadar gelen alevi yere atıyor, terliğiyle basarak söndürüyor." - P. Safa
  • "Çocuk balonu söndürdü."
  • "Böyle zamanlarda Hacı'da ateşi ateşle söndürmekten başka çare olmadığını bilirim." - R. N. Güntekin

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Işık kaynaklarının çalışmasını kesmek.

İngilizce'de Söndürmek ne demek? Söndürmek ingilizcesi nedir?:

kill

Söndürmek anlamı, tanımı:

Söndürme : Söndürmek işi.

Eteğiyle mum söndürmek : Uygun olmayan biçimde iş yapmak, sakar olmak, üstünkörü davranmak.

Gönlünü söndürmek : Küstürmek, kırmak, incitmek.

Kahkahayı ağzında söndürmek : Edep sınırlarını aşmamak için gülmeyi sınırlamak.

Kireç söndürmek : Kireci kullanmadan önce üzerine bolca su dökerek kalsiyum hidroksit durumuna getirmek.

Ateş : Tehlike, felaket. Büyük üzüntü, acı. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tutuşmuş olan cisim. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Coşkunluk. Patlayıcı silahların atılması.

 

Yanma : Bir cismin oksijenle birleşmesi sırasında ortaya çıkan olayların tümü. Yanmak işi.

Aydınlatma : Sahnelerin ışıklandırılması işi. Aydınlatmak işi, ışıklandırma.

Vermek : Kök veya gövdeleri sonuna -ı (-i, -u, -ü) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek tezlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Tespit etmek. Sahip olmasını sağlamak. Kızı, kadını biriyle evlendirmek. Bir şey üzerinde etki yapmak, biçimini değiştirmek. Yaymak. Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek. Doğurmak. Bırakmak veya bağışlamak. Ondan bilmek, atfetmek. Kazandırmak, katmak. Ödemek. Bitki ve ağaç, ürün üretmek. Herhangi bir duruma yol açmak. Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek. Dayamak. Herhangi bir şey ortaya çıkarmak, oluşturmak. Ayırmak, harcamak. Döndürmek, çevirmek, yöneltmek. Cinsel yönden kendisini kullandırmak. Satmak. Hepsini herhangi bir duruma sokmak.

Hava : Müzik parçalarında tür. Esinti. Keyif, âlem. Sonuçsuz, anlamsız, boş (durum, davranış, söz). Çevreyi kuşatan boşluk. Durum, ortam, çevre, muhit, atmosfer, ambiyans. Hava yuvarını oluşturan, bütün canlıların solunumuna yarayan, renksiz, kokusuz, akışkan gaz karışımı. Tarz, üslup. Canlılar üzerindeki etkisine göre hava yuvarının durumu. Müzik aletlerinden çıkan ses perdesi. Meteoroloji ile ilgili olayların bütünü. Gökyüzü. Görünüş, davranış, söz vb. için bir kimsenin durumunu belirten özellik. Çekicilik.

Havas : Nitelikler, özellikler. İleri gelenler, seçkinler. Kendilerini halktan ayrı ve üstün sayan, kendilerinde bir tür ayrıcalık gören kimseler, avam karşıtı. Duyumlar, duygular.

 

Boşaltmak : Dökmek, boca etmek. Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak. Gevşetmek, açmak. Kusmak. Boş duruma getirmek.

Söndürmek ile ilgili Cümleler

  • Onlar ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır.
  • Yangını söndürmek uzun bir süre aldı.
  • Onlar yanını söndürmek için birlikte çalıştılar.
  • Yangını söndürmek için birlikte çalıştılar.

Diğer dillerde Söndürmek anlamı nedir?

İngilizce'de Söndürmek ne demek? : v. extinguish, snuff out, put out, douse, quench, deflate, turn off, switch off, attenuate, damp, damp down, dampen, dowse, hydrate, kill, suffocate, trample out, turn out

Fransızca'da Söndürmek : éteindre

Almanca'da Söndürmek : v. ausdrehen, ausdrücken, auslöschen, ausmachen

Rusça'da Söndürmek : v. гасить, погашать, тушить, притушить, глушить, заглушать, утихомиривать, погасить, затушить, заглушить, утихомирить