Take about türkçesi Take about nedir

Take about ile ilgili cümleler

English: Ali told me it would take about three hours.
Turkish: Ali bana onun yaklaşık üç saat alacağını söyledi.

English: I think that would only take about three minutes.
Turkish: Onun sadece yaklaşık üç dakika süreceğini düşünüyorum.

English: Getting down this mountain will take about three hours.
Turkish: Bu dağdan inmek yaklaşık üç saat alacaktır.

English: At a speed of 17 km/sec, it would take about 75,000 years to reach Proxima Centauri, the second nearest star from Earth.
Turkish: Saniyede 17 km hızla dünyadan en yakın ikinci yıldız olan Proxima Centauri'ye varmak yaklaşık 75.000 yıl alır.

English: It'll just take about three minutes.
Turkish: Bu sadece yaklaşık üç dakika alacak.

Take about ingilizcede ne demek, Take about nerede nasıl kullanılır?

Take : (sınava) girmek. Çekim. Tutma. Tutulan balık miktarı. Reaksiyon. Alıntı. Pay. Kavramak. (fotoğraf) çekmek. Yakalamak.

About : Doğrusunda. Takriben. Çevresinde. Hususunda. Yakınında. Sıralarda. Şuraya buraya. Devresinde. Değişli. Neredeyse.

Take a back : Kendini göstermemek. Arka planda kalmak.

Take a back seat : Bir kenara çekilmek. Kenara çekilmek. Köşesine çekilmek. Geri planda yer almak. Ön plana çıkmamak. Geri plana çekilmek. Arka planda yer almak. Arka planda kalmak. Önemini yitirmek.

 

Take a bad turn : Kötü yönde değişmek.

Take a bashing : Sopa yemek. Dayak yemek.

İngilizce Take about Türkçe anlamı, Take about eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Take about ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Convoying : Yol arkadaşlığı. Yoldaşlık etmek. Korumak. Birlikte gitmek. Katar. Konvoy.

Pass : Piyasaya sürmek. Geçiş izni. Devretmek. Açmak (kilit). Derbent. Dinmek. Onaylanmak. Bitmek. Trapez cambazının bir trapezden ötekine geçip taşıyıcıya tutunması, taşıyıcıdan yine kendi trapezine geçmesi. geçiş'in üç evresi vardır: kaçış, akrobatik takla ve düşmeden trapezi yakalama. Pasavan.

Show around : Dolaştırmak.

Walk : Dolaştırmak. Yürüterek yormak. Adımlamak. Yürüyüş. Yürümek. Yürüyüşe çıkarmak. Dolaşmak. Gezmek. Yürüyerek gitmek. Yürüme.

Come along : Beraber gelmek. Acele etmek. Birlikte gelmek. Ortaya çıkmak. İyileşmek. Düzelmek. İlerlemek. Görünmek. Gelişmek.

Consorts : Düşüp kalkmak. Hayatını paylaşmak. Uymak. Bağdaşmak. Birlikte vakit geçirmek. Arkadaşlık etmek. Orada burada takılmak. Birleşmek.

Walked : Dolaştırmak. Adımlamak. Yürüyerek gitmek. Yürüterek yormak. Taşımak (iterek). Yürümek. Dolaşmak. Yürüyüşe çıkarmak.

Companion : Kavalye. Yardımcı. Güverte merdiveni. Bakıcı. Yoldaş. Arkadaş. El kitabı. Birbirini tamamlayan ya da birbirine uyan bir çift şeyden her biri.

Promenaded : Gezi. Gezme. Piyasa yapmak. Piyasa etmek. Gezmek. Mesire. Gezi yeri. Gezinme. Gezinmek.

Escort : Eşlik eden (koruma veya gözetim için). Maiyet. Eşlik etme. Muhafız. Korumak. Kavalye. Kavalyelik etmek. Eşlik etmek (korumak veya gözetmek amacıyla). Koruma.

 

Take about synonyms : consorting, escorted, take walk for a walk, accompanying, walk about, attended, walks, trot round, show round, attends, consorted, promenading, accompany, consort, attend, accompanied, lead around, accompanies, attend on somebody, walk around, convoyed, convoy, convoys.